Bu haber kez okundu.

ZOR SANAT: ’ÖĞRETMENLİK’

Geçen yıl “eşit işe eşit ücret” tartışmalarından sonra memurlarımıza ve yardımcı hizmetlilerimize iyileştirmeler yapıldı. Bu duruma eğitim camiası olarak çok sevinmiştik. Aynı işi yapan fakat farklı kurumlarda çalışan memurlarımız farklı farklı ücretler almaktaydılar. Artık bu haksızlık giderildi. Lakin ne yazık ki aynı uygulama öğretmenlere yapılmadı.

 

Öğretmenlere bir şey yoktur. Öğretmenlere hakaret etmek var, onları tehdit etmek var, yeni amirleri “veliler” tarafından tartaklanmak var, öğrencileri tarafından sövülmek hatta sınıfta vurulmak var. Öğretmenlere iyileştirme yok. Çünkü; öğretmenlerin geçim sıkıntısı yok, birçoğu birbirleriyle evli, çift maaş. Böyle bir şey olabilir mi? Sanki tek maaşlı, ek ders alamayan öğretmenlere 500 lira aile yardımı mı  veriliyor?

 

…Sanki evli çiftler sadece öğretmenler mi? Öğretmenlere iyileştirme yok, çünkü; Öğretmenler 3,5 ay yatıyor, tatil yapıyor. Diğer kamu görevlilerinin 1 ay olan izni idareci olmayan öğretmenlerde 2 aydır. İdareci öğretmenlerin tatili yine diğer kamu görevlileri gibi 1 aydır. Ayrıca öğretmenlerin kahir ekseriyeti tatil heveslisi de değildir. Sanki tatilde Havai’ye mi gidecekler. Çok gerekiyorsa onlar da herkes gibi 1 ay tatil yapabilirler. Hatta ders ücreti de kaldırılabilir. Bu ücreti alan var alamayan var. Bunun yerine ücretler iyileştirilebilir. Yeni göreve başlayan fakülte mezunu 9/1 öğretmene 3 bin lira verirsiniz olur biter. Memurlar7’nin internet üzerinden yaptığı ankette 10 binden fazla oy kullanıldı. Maaşınızdan memnun musunuz, sorusuna katılımcıların %65 hiç memnun değilim derken, %20’si “eh işte idare ediyoruz” cevabını veriyor. Memnun olanların oranı sadece %20 ‘lerde kalıyor.

 

İddia ediyorum bu sonuca karşın, tüm eksikleriyle birlikte yinede devletin en düzenli işleyen, bir kurum kültürü olan, en çok çalışılan, bir sistemi olan kurumu milli eğitimdir. Öğretmenlerin derdi sadece para pul değildir. Hiç kimsenin aldığında verdiğinde gözleri de yok. ALLAH daha çok versin. Ama öğretmenlik mesleğinin ederi, şu-bu mesleklerden, imza atmayı bilmeyenlerden de mi düşüktür? Öğretmenler tabii ki doktorlar kadar kazanalım demiyorlar. Ama diş hekimliği fakültelerine girilecek puanlarla fakültelerin öğretmenlik bölümlerine girilen ülkemizde hiç değilse psikolojik olarak, bilgiye verilen değerin bir göstergesi olarak, öğretmenlerin biraz daha yüksek ücret almaları gerekmez mi? Biliyorum çoğunuz gerekmez diyorsunuz. Eyvallah(!)… Devletin hangi memuru 10-15 yıl köylerde çalışıyor?(imamlar hariç) Hangi memur ücretsiz nöbet tutmaktadır? Hangi memur mesai saati dışında aile ziyareti yapıyor? Hangi memur hafta sonunu sınav okuyarak etkinlik hazırlayarak geçiriyor… Hangi memur bilgisayar başında saatlerce veri girişi yapıyor…”e-okul”du, “adey”di, “ridef”ti, “ilsis” “mebbis…Hangi memur eve bu kadar çok iş getiriyor? Sadece 1 saat derse girmenin neye bedel olduğunu bilenler bilir. Onlarca kurulda komisyonda görevliler. Yıl içerisinde hiçbir ek ücret talep etmeden onlarca toplantıya katılıyorlar. Ağzı açılan “önce eğitim” diyor, en büyük payın eğitime ayrıldığından dem vuruyor. İyide o en büyük payın neden en küçüğünü öğretmenler alıyor? Hele bir de saygı görseler…Kalem ehli olan bu kesimi örselemek için toplum adeta yarış halinde.

 

Medya öğretmenlerle ilgili olumsuz haberleri “insanın köpeği ısırması” kabilinden değerlendirip ısıtıp ısıtıp servis ediyor ekran sofrasından. Oysa Kutad-gu Bilig’de Yusuf Has Hacib: “Bilgisiz kişiye, bilgisiz sıfatı yeterli bir hakarettir” der. Öğretmenlerin işi cehaletle, bilgisizlikle değil miki? Hacib devam ediyor: “Düzen bozulunca; bilgi sahibi olanlar küçük görülür, şarap ile yüzlerini yıkayıp ibadeti bırakanlar saygı görür, helal ortadan kalkar haram çoğalır. Kadınlardan haya gider, camiler çoğalır cemaatler azalır. Oğul babaya babalık eder olur. Oğul-kız babaya saygıyı bırakır, ihtiyar kelimesi hakaret sayılır.” Eee, düzen bozulduğundan olsa gerek bunlar. Yoksa evimizde iki çocuğumuzla başa çıkamazken, öğretmenlerin en küçük uyarısında koşa koşa; “çocuğumun psikolojisini bozuyor” diye şikayetnameler döşenir miydik. Hem de “psikoloji” kelimesinin anlamını bilmesek bile. Şikayet kısmı işin en hafifi. Doktor raporu almaya çalışmalar, karakollar, mahkemeye vermeler, daha neler neler…Bu durumda haydi gelin de siz öğretmenlik yapın. Öğrenciye bir yaptırımınız olmadığı gibi, akşama kadar, lütfenleriniz, yavrum- kuzum deyişiniz de artık para etmiyor. Olumsuz davranışlarda bulunan öğrencilerin için, polis çağırmaktan başka çara kalmıyor öğretmenlere. Yazmakla bitecek mesele değil ama burada bitirelim. Et-tekrarü ahsen, eğitim asli unsuru olan öğretmen hoşnut edilmeden başarı gösterilecek bir süreç değildir.

GÖNÜL ALMAYI BİLE BİLMEYENLERE NE YAZIK…

Hiç bir şey vermeden eğitim camiasının sırtına her gün yeni yükler yükleyerek eğitimin sorunları çözülemez. Prof. Dr. Cüceloğlu’nun dediği gibi: Her bir öğretmen gizli bir kahramandır. Hayat değiştiren muallimlere selam olsun. Prof. Dr. Ayhan Aydın ise; “öğretmenlik bir sahne sanatıdır” diyor. Evet öyledir. Fakat; zor bir sanattır, öğretmenlik. Öğretmenler üzgün, bezgin, kırgın olsalar da din-iman toz-duman olduğu şu ahir zamanda, sanırım şu ayet meali morallerini düzeltecektir. “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu”(Zümer:9) Not: Bir eğitimci olarak; ücret mevzusunu bu yazıma konu ettiğim için utanıyor ve tüm okuyucularımdan özür diliyorum. Ayrıca bu sitede 27 Mart 2013 tarihinde yayımlanan(Norm Kadro Fazlası Durumuna Düşürülen Öğretmenler başlıklı) yazımızda bakanlığımızın “kademeli geçişten” vazgeçmesini önermiştik. MEB’nın 4 Nisan 2013 tarihli bir yazıyla uygun olan okulların kademeli geçişten vazgeçebileceğini ilanını doğru alınmış bir karar olarak değerlendiriyor ve yetkililere teşekkür ediyoruz.

Ömer Emir DOĞAN

Haber Kaynağı: http://ogretmendiyari.com




BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
zor sanat öğretmenlik

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber