Bu haber kez okundu.

Okullarda Bahis Çılgınlığı

Başta hobi ya da eğlence olarak başlanan bahis oyunları zamanla çocuklarda bağımlılık yapmaktadır. Alınan bütün yasal tedbirlere rağmen çocukların bahis(kumar)  oynaması engellenememektedir.   Bu noktada ailelere çok büyük görev düşmektedir. Aksi takdirde,  kumar bağımlısı bir neslin yetişeceğini tahmin etmemiz zor olmasa gerek. Şans oyunlarının toplum tarafından kumar olarak değil de kolay yoldan para kazanmanın bir yolu olarak görülmesi de ayrı bir sorun.  Hâlbuki şans oyunları her ne kadar kumar olarak algılanmasa bile bahis alışkanlığının kumara kadar gidebileceğini hepimiz biliyoruz.

Kumar, sadece kendi başına bir sorun değildir. Kumar bağımlılığı olan insanların diğer suçlara da açık olduğu herkes tarafından bilinmektedir.  Çünkü sonuçta kumar bağımlılığı bir tür dürtü kontrol bozukluğudur. Çocuklar kendi davranışlarını kontrol edemedikleri için kendilerine ve yakınlarına zarar verebilmektedirler.  Sonuçlarını umursamadan kumar oynadıkları için her şeylerini kaybedeceklerini bilseler de kumar artık hastalık halindedir ve vazgeçemezler.  Sanırım, kumarın hem bireye hem topluma olan zararları üzerine daha fazla açıklama yapmamıza gerek yoktur.  Çünkü bahis yüzünden psikolojik problemlerle boğuşan ve dağılan ailelerin ve hatta intihara kalkışan insanların hikâyelerini internette, televizyonlarda, gazetelerde hepimiz okumuşuzdur.

Bugün çoğu aile, çocuklarının bahis(kumar) alışkanlıklarının farkında değil. Hatta birçoğu da  “Benim çocuğum yapmaz.” şeklinde düşünerek kendilerini tehlikenin dışında hissetmek suretiyle rahatlamak istiyorlar belki de.

Şu anda İddaa, Sayısal Loto, Spor Toto gibi şans oyunları, öğrenciler arasında hızla yayılmaktadır. Okul harçlıkları ile bu tür bahis oyunları oynayan öğrenciler bu sektörün ciddi bir parçası haline geldi bile. Hatta bazı yeterince denetlenmeyen bahis sitelerinde çocukların anne ve babalarının vatandaşlık numarasını kullanarak hesap açıp bahis oynadıklarını hepimiz biliyoruz.

 Kanunen 18 yaşından küçüklere yasak olduğu halde çoğu bayi çocuklara bahis oynatmaktadır. Bu yüzden kapatılan çoğu bahis bayii çok geçmeden tekrar açılabiliyor.. Her ne kadar emniyet görevini yapsa da asıl görev ailelere düşmektedir. Özellikle tüm denetimlere rağmen okul yakınlarında bulunan bayiler, gençlerin bu tür oyunlara alışmasına zemin hazırlıyor. Ayrıca,  market, büfe ve bakkal gibi herkese açık, gıda satılan dükkânlarda bahis bayiliğinin olması denetimleri de zorlaştırabiliyor, hatta teşvik edici oluyor. Çünkü bu dükkânların bahis bayiliği ruhsatı almaları için yasal bir engelleme yok. 

                Yasal bahislerin yanı sıra yasa dışı bahisler de yine çocuklarımız için bir tehdit oluşturmaktadır.  Bahis oynatan çetelerin çeşitli isimler altında faaliyetler yaptığını birçoğumuz basından öğrenmişizdir. Bu bahisler belli çeteler tarafından organize edilmektedir. Ayrıca, bahis oynatılan yerler telefoncu, sucu, emlakçı ve lastikçi gibi normal işyeri görünümündedir.   Kendilerini normal işyeri kimliği ile kamufle eden bahis çeteleri bu işyerlerinde, yetişkin insanların yanı sıra 18 yaşın altındaki çocuklar ve özellikle öğrenciler kolaylıkla kumar ve bahis oynayabiliyor.

                Örneğin: Dışardan bakıldığında telefon aksesuarı satılan bir dükkanın içine girildiğinde telefon satışı ile hiçbir alakasının olmadığı anlaşılıyor.  Birkaç şarj aleti, batarya ve kulaklık dışında satılık hiçbir şey bulunmuyor. ‘Oyun oynamak istiyoruz.’ diyenler hemen ayrı bir yere alınıyor.. Bu odada birkaç sandalye, duvara monte edilmiş masalar, kalem, not almak için küçük kâğıtların yanı sıra çok sayıda haftalık maç programlarını veren gazeteler göze çarpıyor. Yani, buranın bahis oynatıldığına dair hiçbir iz yok.  Ama bu çetelerin ağına yetişkinlerin yanı sıra çocuklarımız da maalesef düşmektedir.

 

 

Şu da bir gerçek ki aile iletişiminin zayıf olduğu ortamda yetişen çocuklar kumar, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklara daha açıktır. Bahis oyunlarının artması aile bağlarındaki çatlakların sembolü durumundadır.

 Modern yaşam dikkatli yaşanmazsa bir anda kaosa dönüşebiliyor. Bir anlamda modern yaşamın tehlikeleri, tuzakları ile beraber yaşamanın yollarını öğrenmeliyiz artık. Aksi takdirde nelerle karşılaşacağımızı bilemediğimiz için başta çocuklarımıza olmak üzere birbirimize daha bir sıkı sarılmalıyız. Bu noktada ailemizle ve çocuklarımızla geçirdiğimiz her dakikayı kazanç saymalıyız. Bizler aile bireyleri olarak günün her saatinde birbirimizden haberdar olmak zorundayız. Hepimiz biliriz ki bir insana verebileceğimiz en büyük hediye ona vakit ayırmaktır, onunla aynı ortamı paylaşmaktır. Çocuk anne ve babasından yeterli ilgi ve sevgi göremezse, onların ilgisini çekmek için kimi yan yollar arar, ya da sevgiyi başka bir yerde arar.

Çocuklarımızın huzurlu ve mutlu olmasını istiyorsak onlarla göz, kalp ve ruh iletişimini koparmamalıyız. Huzurlu mutlu olamayan insanlar hayatta başarılı olamazlar. Her ne kadar günlük işler bizi yorsa da biz hayatımızın her anında çocuklarımızı düşünmeliyiz. Onlarla bir şeyler paylaşmanın yollarını aramalıyız. Mutluluğu bizimle değil de başkaları ile bulmaya başlarlarsa bizim büyüklüğümüz aktif olarak biter ve kâğıt üzerinde kalır. Daha sonra çok büyük sıkıntılara girebiliriz. Yıllarca emek verdiğimiz, kazandığımız çoğu şeyi çocuklarımızla ilgilenmememiz yüzünden kaybedebiliriz. Hepimizin duyduğu, bildiği kötü işlere karışan yüz kızartıcı işleri yapanlar uzaydan gelmedi, onlar da bizim çocuklarımız. H'olbach’in çok güzel bir sözü var beni çok düşündürdü umarım siz de düşünürsünüz:

"Eğer kötülük mutlu ederse, insan onu sever."

 

Mesut Kaymakçı

Eğitimci – Yazar

Görüş ve önerileriniz için

[email protected]


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber