Bu haber kez okundu.

Öğretmenler ne kadar değerli?

Öğretmenlik mesleğinin ne kadar kutsal bir meslek olduğunu hepimiz iyi biliriz. Öğretmenlik mesleğine atanan kimselerin eğitim fakültesi mezunu olması ve kpss sınavından geçerli puan alması şartı aranmakla birlikte başka herhangi bir özelliğe bakılmaksızın geleceğimiz olan çocuklarımız bu kimselere teslim edilmektedir. “Eeee ! Ne var bunda !” dediğinizi duyar gibi oluyorum. İsterseniz bu uygulamanın eksikliğini birlikte inceleyim.

Öğrencisini etkilemeyen öğretmen düşünebilir misiniz? Kesinlikle düşünülemez. Hangi yaş grubunda olursa olsun, her öğrenciyi öğretmeni mutlaka etkiler. Gerek düşünceleriyle, gerek hayat tarzıyla, gerek giyimi kuşamıyla, gerek konuşmalarıyla… Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu şekilde gelecek nesillerimiz üzerinde etkileri olan öğretmenlerimizi atayabilmek için sadece sınava tabii tutmak suretiyle öğretmen olarak atamak ne derece doğrudur ? İşte bu soru tam da cevabımıza karşılık verebilecek bir sorudur. Kesinlikle yanlıştır.

Askeri okullara öğrenci alınırken bile alınacak öğrenci hakkında her türlü bilgi araştırılıp, okula alınıp alınmayacağı konusunda değerlendiriliyorsa, özel koruma ve güvenlik görevlisi olarak işe alınacak bireylerin aylarca güvenlik soruşturmasına tabii tutulduktan sonra işe alınması gibi neden gelecek nesillerimizi yetiştirecek kimseleri seçerken bu tür uygulamalar yapılmamaktadır?

Şimdiki gençlerimizin konuşmasına, oturmasına, kalkmasına, büyüklerine ve küçüklerine davranışlarına, giyim kuşamına baktığımız zaman ne derece yanlış bir uygulamanın içerisinde olduğumuzu daha iyi anlayabiliriz.

Uç bir örnek olacak ama kalıcı olması açısından önem teşkil etmektedir. Bir öğretmen düşünün. Hayatı sadece eğlenmek, zevk-i sefa içerisinde yaşanılacak bir kavram olarak betimliyor. Anı yaşıyor, bir anlık zevk için yaşadığı ve yaşayacağı her şeyi mubah sayan bir varlığın ( ki insan bile denilemeyecek bir mahluk) çocuklarımızı nasıl yetiştireceğini düşünebiliyor musunuz? Biraz daha ileri gitmem de sakınca yoktur umarım. Sosyal paylaşım sitelerinde uygunsuz fotoğraflarını yayınlayıp, mahremini sergileyebilecek kadar değer eğitiminden yoksun bir bireyin, hatta medeni durumuna bakmaksızın sadece dünyevi tatminler yaşamak adına her türlü ahlaksızlığı yapabilen bir zavallının çocuğunuzun öğretmeni olmasını ister misiniz? Okurken bu kadarı da abartı diyorsanız sadece bu anlatılanların, gerçeklerin görünen kısımları olduğunu saygıyla kamuoyuna duyurmak isterim.

Bu örnekleri inceledikten sonra öğretmenlerimizin atanmadan önce hatta eğitim fakültelerine alınmadan önce titizlikle araştırılıp sonra kabul edilmelerini sağlayan önlemlerin alınması konusunda hepimiz hemfikirizdir umarım. YÖK ve MEB’in ortak çalışmaları ile düzenlenebilecek ve kontrol altına alınabilecek bir durumdur. Kültürüne, değerlerine bağlı öğretmenlerimizin yetiştirdiği nesiller mi, yoksa ne olduğu belirsiz öğretmen demeye bin şahit isteyen kimselerin yetiştirdiği nesiller mi vatana millete daha faydalı bireyler olur? Bir düşünelim.

MEB ve YÖK’ün özellikle öğretmen adaylarını seçerken manevi değerlerini de gözlemleyebileceği uygulamalar yapması dileği ve duasıyla…


mebpersoneli.com.tr


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber