Bu haber kez okundu.

24. Kasım Öğretmenler Günü'müz

Bir eğitimci olarak, Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gün olan 24 Kasım  ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜZÜ candan kutluyorum.

Her şeyin başı eğitim” diyoruz da, eğitimin en önemli unsuru olan “öğretmen”lerimize gereken önem ve  değeri verebiliyor muyuz ? Onların sorunlarına çözüm üretebiliyor muyuz?

Bin bir zorlukla mezun olduktan sonra, onlarca yıl atama bekleyip,” inançla, istekle neresi olursa olsun”diyerek göreve koşan, idealist, onurlu ve vatan çocukları için kendini feda eden, öğretmenlerimizi alkışlıyorum.  

Van Depreminde hayatlarını kaybeden “öğretmenler günü”nü dahi kutlayamadan, öğrencilerini öksüz bırakan “gurbet kuşları” öğretmenlerimizle, daha önce vefat eden tüm değerli öğretmenlerimizi saygıyla anıyor, Allah’tan sonsuz rahmet, ailelerine ve milletimize de sabır diliyorum.  

Bu öğretmenler gününde, öğrencilik yıllarımızda öğretmenlerimizden anılarımızda kalanları düşündüm. Aydın Lisesinde iken, onları her an gülümseyen yüzleri, hoşgörülü davranışları, tatlı-sert öğretim metotlarıyla derslerini sevdirme gayretleri ve  yetişmemiz için hedef göstererek bizleri yönlendirmeleri ile hatırlıyoruz.  Hiç unutmam. Yolda gördüğümüzde ve karşılaşacağımız zamanlarda, daha sokağın başında, 50 metreden ceketlerimizi ilikleyip, saygıyla selamladığımız sevgili öğretmenlerimizi asla unutmadık. Yaşayanlara sağlık ve sıhhat dilerim. Rahmetli olanların ruhları şad olsun. Onların öğrencileri olmaktan gurur duyuyorum.

Öğretmenlik  nedir derseniz ? Akademisyenlere göre, öğretmenlik mesleği, insan ve toplum mimarlığı ve insan performans mühendisliğidir. Bir başka ifade ile, özel alan eğitimi alan, pedagojik formasyonu olan, genel kültür isteyen özel bir ihtisas mesleğidir.

Öğretmen çağdaş toplumun bilinçli ve aydın, mesleğinin yeterli ve yetenekli bir üyesidir. İşte bu üye, eğitimi bir bütün olarak görebilmek, belirli bir öğretim alanında uzmanlaşmak, mesleki bilgi ve becerilerini etkili olarak uygulamak durumundadır. Öğretmenden beklenilen de bu değil mi?

Öğrencilerin beğendiği öğretmen nasıl olmalıdır? Bu sorunun yanıtını yine akademisyenlerin hazırladığı ve öğrencilerle yapılan anketlerin objektif değerlendirilmesi sonuçlarına göre yanıtlayalım. 

Öğretmen yeri geldikçe bir ana, bir baba, bir ağabey, bir koruyucudur. Sevgi ve saygıya dayalı bir otoritesi vardır. Branşındaki gelişmeleri sürekli izleyerek, alanında uzmanlaşmıştır. Öğretmeyi ve öğrencilerini sever. Kendisine güvenir ve hatalara karşı hoşgörü sahibidir. Öğrencilerinin ihtiyaçlarını bilir ve onları ciddiye alır. Sınıfta boşuna zaman harcamaz. Öğrencilerini ve işini sever. Öğrencilerine konuşma fırsatı vererek derse katılımı sağlar. Onları notla korkutmaz. 

Öğretmen örnek davranışlar gösterir. Öğrencilerinin adlarını bilir. Zaman zaman şakalar yaparak öğrencilere karşı dostça davranır. Eğitim araç-gereçleri ile teknolojiyi sınıfta kullanır. Sabırlıdır. Öğretmenlik heyecanını asla yitirmez. Sınıf yönetimini iyi bilir. Derslere sürekli amaca uygun bir ders plânıyla hazırlıklı girer.  Öğrencilerinin seviyelerine göre ders anlatır.

Yukarıda sayılanları çoğaltmak mümkündür. Öğretmenlerden bunlar beklenirken,  Öğretmenlerin beklentileri nelerdir ? Hiç düşündünüz mü? Madalyonun bir de bu yüzünü görelim.

Öğretmenler günü”nde bu konuda  düşündüklerimi paylaşmak istiyorum.

Atanmak için yıllarca bekletilmeleri onları meslekten soğutup hayata küstürmez mi?  Alanlarında mezuniyet diplomaları bulunduğu için, atanmalarında KPSS onlar için neden yapılır ? İnsan mühendisi olan öğretmenlerimizin aldıkları ücret yeterli midir? Çoluk-çocuğunu insanca geçindirebilmekte, onları rahatça okutabilmekte midir?  Tatillerinde istediği gibi dinlenebilmekte midir?

Çoğu okullarda, hâla eş durumundan atamaları yapılmadığı için, ayrı ayrı yerlerde görev yapan aileleri birleştirmemekle onlardan ne kadar verim alınabilir?  Veliler çocuklarının yetişmesinde öğretmenlerin önerilerini dikkate almakta mıdır? Çocuklarını öğretmenlerin, özellikle- psikolojik danışmanların-önerileri doğrultusunda,  işbirliği yaparak, sürekli kontrol etmekte midir? Neden veliler her şeyi öğretmenlerden  beklemektedir? Sorumluluk sadece öğretmenlerin omuzlarında olmamalıdır.

Acaba Anadolu’nun ücra yerlerine gönderilen gencecik  öğretmen adayları orada güvenle kalabileceği bir yer bulabilir mi ? “Buldu.” diyelim. Gecenin karanlığında “Yarın ne olacak ? “ diye endişe etmeden, rahatça uyuyabilir mi ? Bu arada o öğretmenlerin ana-babaları huzur içinde olabilir mi? Yanıtlarınızı verirken, kendinizi onların yerine koyar mısınız?

15 günde veya ayda bir arkadaşlarıyla –öğretmen evlerinde yer bulabilirlerse- şehir merkezinde buluşup, eğlenmek onların da hakkı değil mi? Sosyal gereksinimlerini  kolaylıkla karşılayabiliyorlar mı ? Hiç zannetmiyorum. Onlar için bu konularda gereken çalışmaları yapmak çok mu zor?  

Bu soruların yanıtlarını Bakanlık yetkilileri de herhalde biliyordur. Sadece bilmek yetmez. Kalıcı, somut çözümler getirilerek, uygulamada bunlar ortaya konulmalıdır. İşte o zaman öğrencilerimizin aradığı ve beğendiği öğretmenleri her yerde daha çok ve sık görebiliriz. Ne dersiniz?

Yoksa her yıl kutlanan 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri işin gösteri kısmı olarak kalacaktır. Bence önemli olan içeriğidir.

Her şeyin başı eğitim” diyoruz da, eğitimin en önemli unsuru olan “öğretmen”lerimize gereken önem ve  değeri verebiliyor muyuz ?

Ne demişti    Başöğretmenimiz ATATÜRK ?

“Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.”

Sevgi ve saygılarımla.

 

            Ali İhsan ÖZÇAKIR

            MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

            e-mail: [email protected]


Milliyet Blog

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber