Bu haber kez okundu.

Yollarda can veren öğretmenim

Son on yılda itibarı en çok kaybolan iki meslek var:

Son on yılda itibarı en çok kaybolan iki meslek var: birincisi öğretmenlik ikincisi polislik.

 

Özellikle öğretmenlik mesleği ile ilgili olarak bu durum, bir erime değil yok olma. Evet, tam anlamıyla bir yok oluş söz konusu.

Meselenin siyasi, ekonomik ve sosyolojik gerekçelerini sıralamak mümkün. Ancak derde devadan gayrı bir sürü lakırdı olacaktır.

Her geçen gün duymuş olduğumuzdan olsa gerek, artık kanıksadığımız bir durum haline geldi öğretmene şiddet haberleri. Şiddet boyut değiştirdi son zamanlarda. Sınıf basmalar, bıçaklamalar ve hatta öldürmeler. Peşinen söyleyeyim ki hiçbir öğretmen eğitimde şiddetten yana değil. Ancak bizim eğitim sistemimiz tam bir deve kuşu. Yani uç diyorsun ben deveyim diyor! Yürü diyorsun ben kuşum diyor! Bize her fırsatta Batı’dan örnek verenlere bende bir örnek vermek istiyorum. Avrupa’da öğrenciye şiddet yok. Ne güzel. Ancak ödevini yapmayan ve derse gelmeyen öğrencinin velisi aynı gün okula çağırılır, gerekli uyarılar yapılır ve tekrarında okul değişikliği verilir. Biliyorsunuz çoğu Avrupa ülkesinde okullar zeka seviyesine göre tanzim edilmiştir. Sistem yeniden ele alınmalı. Öğretmeni de öğrenciyi de zor durumda bırakan bu sistem yeniden ele alınmalı. Akademik anlamda yetersiz öğrencileri zorla okula getirmenin ve aynı müfredatı uygulamanın mantığı yok! Hem çoklu zeka diyeceğiz hem de tek müfredat uygulayacağız. Olmaz!

Eğitimciye şiddete ilişkin son haber Batman’dan geldi. Bıçaklanan öğretmen bu kez sınıfı basılarak bu duruma maruz kaldı. Ancak bu sadece haber olabilen vakalardan. Oysa haber olmayan daha niceleri var. Geçtiğimiz günlerde bizim şehirde, buna benzer bir hadise cereyan etti. “Çocuğunun psikolojisi bozuldu” safsatasını ne kadar çok duymaya başladık. Psikolojinin tanımını dahi yapamayanların, psikolojik gerekçelerle okul basmaları tam da “psikolojik ve de klinik vaka”. Öğretmen, onurlu insan. Adının böyle bir vakayla mazlumda olsa anılması onurunu zedeliyor. Dolayısıyla içine atıyor. Belki günlerdir uykusuz kalıyor ama içine atıyor. Belki okula giderken ayakları gerisin geriye gidiyor ama ne yapsın! Ha bu arada öğretmenin psikolojisi bozulmuyor!

Sendikalardan kınama mesajlarını görüyoruz ama ben, hep bakanlıktan bir ses duymak istiyorum Öyle ama’lı fakat’lı değil. Gür bir ses olmalı. Kararlı olmalı. “Öğretmenime dokunamazsın” diye.   

Öğretmenler sadece şiddete maruz kalmıyor. Her gün onlarca kilometre yol kat ederek derse yetişmeye çalışıyor. Google’a bir sorun bakalım ne kadar öğretmen okul yolunda ya da dönüş yolunda can veriyor. Onlarca meslektaşımız yollarda can veriyor, geride dul eşler, yetim çocuklar ve gözü yaşlı aileler kalıyor. Bir de lütfen haberlerdeki üsluba dikkat edin. Ne kadar iğreti ifadeler ve ne kadar bayağı cümleler göreceksiniz.

Evet, öğretmenlerimiz kaza yapıyor, araçları hasar görüyor, yolda mahsur kalıyor ama en kötüsü can veriyor. İşte Adıyaman’da yaşanan elim kaza. Bir meslektaşımızı kaybettik. Yine Malatya- Adıyaman karayolunda daha elim bir kaza neticesinde 5 meslektaşımızı daha kaybettik.  Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Öte yandan aynı sözü Sayın Bakandan da duymak istiyorum.

Yapılması gerekenler çok da zor değil. Öğretmenini hatırlamak bile bir başlangıç olabilir bakanlık için. Bir güzel mesajla yanınızdayız demek çok şeyi halledecektir. Şiddete maruz kalan eğitimcinin okuluna “geçmiş olsun” ziyaretine gidilse fena mı olur? Şiddetin her türlüsüne karşıyız denilse ayıp mı kaçar? Yolda can veren eğitimcilerin cenaze namazında bir kerecik Sayın Bakanımızı görsek ne olur? Öyle ya bu insanlar bir kamu görevi olan eğitim faaliyetinden dönüyorlardı.

Niye sahipsiziz anlamıyorum!

Bakanlık, meseleye Öğretmeni personel olarak değil, geleceği inşa eden mimarlar olarak bakmalı. Asker, polis, sağlıkçı, adliye personeli gittiği yerde lojmanı hazırken öğretmenin lojmanı neden yok? Neden bu insanlar her gün saatlerce yol kat ediyorlar? Bu sorular cevap bulmak zorunda bakanlık. Sonrasında onları hatırlayacak bir takım çalışmalar yapmalı. Mesela on yılını tamamlayan öğretmenlere, -disiplin cezası almamışsa- bir teşekkür belgesi ile moral vermek ne kadar şık olur. Yine emekli olan eğitimcilere bir plaket çok mu olur? Ama şimdiye kadar göremedik bunları.

Öğretmen bu, öldüğünde haber olmamalı.

Öğretmen bu, hatırlanmalı…

Kaynak:www.memurlar7.net

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber