Bu haber kez okundu.

YETENEKLİ ÖĞRENENLERİN UYGULADIĞI 25 YOL

Bir anlığına tüm insanların aynı IQ’ya sahip olduğunu ama bazılarımızın diğerlerine kıyasla bundan daha iyi nasıl faydalanılacağımızı bildiğimizi hayal edin. Eğitime nasıl farklı şekilde yaklaşırdık?

İlk olarak öğrencilerin akademik başarılarını desteklemek için endişelenmek zorunda kalmazdık. Eğer bir öğrenci,  başarıya ulaşmak için arkadaşları ile aynı kapasiteye sahip olduğunu bilirse büyük ihtimalle daha zor vazgeçme eğiliminde olacaktır. Aynı şekilde, sınav sonuçlarının onların öz değerlerini ölçmediğini bilecekler, kendi öğrenme stratejilerinin bir değerlendirmesi olarak göreceklerdir. Örneğin, Deha biyoloji sınavından, tüm emeklerine rağmen Duru’dan 20 puan daha az aldığını görünce: “Duru benden daha zeki” diye düşünmek yerine “Ben bu konuya yanlış şekilde yaklaşıyorum” diye düşünecektir ve bir sonraki ünite boyunca, ezberleme tekniklerini gelişmeye ya da daha çok soru sormaya odaklanacaktır.

Asıl olan konu şu ki bu “hayali” senaryo, gerçekten çok da uzak değildir çünkü insan zekası o kadar da çeşitli değildir. Örneğin, IQ skalasına göre, puanların 3’te 2’si  85-115 puan aralığındadır ve yaklaşık puanların yaklaşık 20’de 10’u 70-130 aralığındadır. Diğer bir deyişle, sadece puanların 20’de biri ortalama IQ seviyesinden (100) yaklaşık 30 puan farklılık göstermektedir.

Yaygın olarak bu çeşitliliği oluşturan şey, öğrenme stratejileridir.  Çoğumuz, kavramları öğrenmek için aynı potansiyellerle yaklaşırız fakat sadece bazılarımız mutlu sona ulaşırız. Bu neden olur?

Psikoloji bu duruma birkaç şekilde açıklama getirir. Örneğin, biliyoruz ki beyin aralıklı pratiklere, gözden geçirme yerine hatırlamaya ( materyali yeniden okumaktan ziyade sizi sınayan) ve izole ezberlemeden(- isolated memorisation-örneğin, mneumonics)   ziyade çağrışımlı ezberlemeye zorlayan yoğunlaştırılmış kurslardan daha iyi cevap verir ( en azından uzun vadede).

Ayrıca, kendi öğrenmesi hakkında kafa yoran, soru sormayı alışkanlık haline getiren, öğrendiği şeyi kullanan, öğrendiklerini başkalarına öğreten ve içsel olarak öğrenme sürecinden keyif alan insanların daha iyi öğrenenler olduğunu da biliyoruz.

İyi haber ise, bu stratejilerin ve alışkanlıkların pratiklerle edinilebilir olmasıdır. Bazılarının bu konuda neden diğerlerinden daha önce uzmanlaştıkları ise farklı bir konudur, bunlar ebeveyn tutumları, çevre hatta genetik olabilir.  Ama asıl nokta şu ki, bizler yetenekliyiz. Dünyadaki en zeki ve başarılı insanlar eğer yetenekli öğrenenler olmasalardı, bugün oldukları yerde olamazlardı. Bu nedenle, haydi mükemmelleştirmemiz gerek stratejileri ve uzun vadede bizlere nasıl hizmet edeceklerini inceleyelim.

Yetenekli öğrenenler farklı olarak ne yapıyorlar?

1. Yetenekli öğrenenler, kendi öğrenmeleri üzerine düşünürler

Kendi öğrenmeniz ya da meta öğrenme üzerine düşünün. (“meta öğrenme” 1979 yılında ilk kez Donald B. Maudsley tarafından, öğrenenin içselleştirdiği şeylere yönelik algı, sorgulama, öğrenme ve geliştirme alışkanlıklarını artırarak kontrol etme ve farkına varma süreci olarak tanımlanmıştır.) Yüksek seviyede meta öğrenme farkındalığı olan bir öğrenci, kendi öğrenme yaklaşımının etkililiğini değerlendirebilir ve onu öğrenme işinin gerekliliklerine göre düzenleyebilir. Öte taraftan, meta öğrenme farkındalığı düşük olan bir öğrenci kendi öğrenme yaklaşımına ya da öğrenilecek konunun gereksinimlerine yönelik gereklilikleri yerine getirmeyebilir.

Sonuç olarak ders çalışma daha zor olacağından, başarılı şekilde adaptasyon sağlayamayabilir.

2. Yetenekli öğrenenler daha çok soru sorarlar

Araştırmacılar tekrar tekrar şunu görmüşlerdir ki daha çok soru soran öğrenciler akademik olarak daha başarılı performans sergilemektedirler. Daly ve arkadaşları bilişsel testlerdeki performans ve soru sorma rahatlığı arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon bulmuşladır.  Good ise ortaokul ve lise eğitimi ortamlarında başarısı düşük öğrencilerin, başarısı yüksek öğrencilerden daha az soru sorduğunu ortaya koymuştur.

Dan Rothstein ve Luz Santana, Harvard Eğitim Yazılarında “eğer öğrenciler kendi sorularını nasıl soracaklarını bilirlerse öğrenmelerine yönelik aidiyetlerini geliştirdiklerini, anlamalarını derinleştirdiklerini ve kendi öğrenmelerinde yeni bağlantılar ve keşifler yaptıklarını” belirtmişlerdir.

“Fakat bu beceri, anaokulundan yüksek öğrenime kadar nadiren bilinçli olarak öğretilmektedir. Genel olarak sorular, öğrencileri meraklanmaya teşvik etmek ve onların daha etkili şekilde katılımlarını sağlamak amacıyla soruları nasıl şekillendireceğini ve onlardan nasıl faydalanılacağını anlamak için yıllarını harcayan öğretmenlerin yetkinlik alanı olarak görülmektedir.

Kritik olan yaşam boyu becerileri öğretirken öğrencilere kendi sorularını nasıl soracaklarını öğretmenin aynı hedeflere ulaşmaları konusunda yardımcı olacağını söyleyebiliriz.

3. Yetenekli öğrenenler süreç odaklıdır

The Practicing Mind’da Thomas M. Sterner sonuç yerine sürece odaklanmanın önemini vurgulamıştır: “Kendinizi sürece odaklayın. İçinde bulunduğunuz ana konsantre olun. Hedefinize ilerleyin ve tüm hedeflerinizi emeklerinize yön vermek için kullanın. Sakin olun, başarmak istediğiniz şeye yönelik amacınız olsun ve bu amacın farkında olun. Bunları yapmak sonuç odaklı bakış açısının getirdiği duygulardan ve yargılardan sizi kurtaracaktır.”  Amaçlarına doğru ilerlerken bu süreçten keyif alan öğrenenler, daha kolay şekilde başarılı olacaklardır.

4. Yetenekli öğrenenler genellikle yardım olmadan kendi yollarını bulabilirler

Şunu aklınızda tutmalısınız; bu soru sormamakla aynı şey değildir, yetenekli öğrenenlerin zaten daha çok soru sorduklarını belirtmiştik. Burada kastedilen, kendinizi zor bir durumda bulduğunuzda ya da üzerine çalıştığınız görevle ilgili kafanız karıştığında, içsel güdünüzün problemi kendi başınıza çözmeye çalışma yönünde sizi teşvik etmesidir.  Kendi öğrenmesine hakim olan öğrenenler, yetenekli öğrenenlerdir çünkü kendilerinin kritik düşünme süreçlerinin farkındadırlar ve hata yapma korkularının üstesinden gelebileceklerini bilirler.

Uygun durumu hissetmede, önemli noktalar hakkında karar vermede ve önemsiz olanları eleyebilmede ve de kendileri için en etkili hareket planlarını çizecekleri yönünde kendilerine güvenmede yaratıcı bir beceriye sahiptirler.

5. Yetenekli öğrenenler daima büyük resmi akıllarında tutarlar

Bu konu, yetenekli öğrenenleri, verimsiz öğrenenlerden sıkça ayıran bir nokta olduğu için oldukça önemlidir. “Büyük resim” öğrendiğiniz şeye bağlı olarak birçok anlama gelebilir. Tarihi olayları kapsayan bir konu, bir edebi metinin tematik amacı, fen laboratuvarındaki çeşitli kimyasalları bir araya getirmenin sonuçları. Fakat aynı zamanda neden ve nasıl öğrendiğinize bağlı olarak da birçok anlama gelebilir. Örneğin; bu konu öğrenmek için neden önemli, açık olmayan bu konudan ne öğrenilebilir, mevcut yaklaşımınızın etkili mi değil mi?

Detayların büyük resme nasıl uygun olabileceğini görselleştirebilmek ve bir resmin nasıl diğer bir resimle ilişkilendirilebileceğini anlamak muhteşem bir öğrenme avantajıdır.

6. Yetenekli öğrenenler sıklıkla yeni şeyler denerler

Yeni şeyler denemek beyni dinç tutar. Ama aynı zamanda kendinizi yeni bilgi ve becerilerle ödüllendirirken yeni şeyler öğrenme yeteneğinizi geliştirir. Öğrenirken kullanılan yolların çeşitliliği, öğrenmenin kendisi kadar önemlidir. Bu nedenle dışarı çıkın, yeni bir yemek deneyin, yeni bir oyun oynayın, egzersiz rutininizi değiştirin, Orta Doğudaki başkentleri ezberleyin ve yeni bir tarif oluşturup paylaşın. Sizden genellikle yapmanız beklenenden ne kadar farklı şeyler yaparsanız, o kadar iyidir ve fark etmeseniz de süreç, sonuç kadar size yeni şeyler öğretecektir.

7.  Yetenekli öğrenenler, kendilerine engel olan değil destek olan hatalar yaparlar

Bazılarımız hatalarımızdan öğrenmede diğerlerinden daha iyidir. Çoğumuz genellikle hata yaptığımızı kabul etmeyi sevmediğimiz için, bunu yadsımayı tercih ederiz.  Bazen kendimizi hatalarımızı düzeltmekle o kadar iç içe geçmiş halde buluruz ki kendimize “Bu hatayı tekrar yapma!” zihinsel notunu hatırlatmayı unuturuz ve sonra kendimizi o hatayı tekrar yaparken buluruz. Diğer zamanlarda, ne hata yaptığımızı bile fark etmeyiz, örneğin sınavlarda ya da zor ödevlerde.

Yetenekli öğrenenler hataları bir öğrenme fırsatı olarak görürler; kendilerine “Hatam nedir, neden hata yaptım ve gelecekte bu hatayı engellemek için ne yapabilirim?” sorularını sorarlar. Bunu kendiniz için de deneyin. Farkı fark edeceksiniz.

8. Yetenekli öğrenenler hafızalarını geliştirmek isterler

Hafıza ve öğrenme et ve tırnak gibidir.  Biri olmadan diğerine sahip olamazsınız. Nörobiyolojik seviyede, neredeyse birbirinden ayrılamazlar- biri ne zaman başlar, diğeri ne zaman biter? Günlük yaşamda, öğrenme ağırlıklı şekilde hafızaya bağlıdır. Siz hiç hatırlamadığınız şeyi öğrendiğinizi söyleyebilir misiniz? Yetenekli öğrenenler ya hâlihazırda güçlü hafızaya sahiptirler ya da onu geliştirmekle uğraşırlar. İyi haber ise, hafızanızı geliştirebilmeniz için yapabileceğiniz sayısız egzersiz ve bulmacalar vardır

Şaka değil! Çevre, genetik, motivasyon ve yetenek gibi hafıza da öğrenmenin ( zekanın) önemli bir parçasıdır.

9. Yetenekli öğrenenler öğrenmeye ara vermezler

Nature 2004’ün bir makalesinde yer değişimini nasıl yapabileceğini öğrenen insanların beyninin görsel hafıza ile ilgili olan oksipital bölgesindeki gri maddenin artırdıklarını belirtmiştir. Bu insanlar yeni becerilerini geliştirmeyi durduklarında, bu gri madde ortadan kaybolur. Benzer şekilde, eğer yeni bir dil öğreniyorsanız, elde ettiğiniz kazanımları korumak için bu dille alakalı pratik yapmanız önemlidir.

Bu “ kullan ya da kaybet”  fikri “budama” olarak bilinen beyin işleyişini kapsamaktadır. Bazı yollar sürdürülürken bazıları elenir. Bu da pratik yapmanın önemini oldukça yüksek sesle bizlere söyler. Küçük bir tazeleme bile fark yaratabilir. Bu yaşam boyu öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

10. Yetenekli öğrenenler benzer kavramları farklı şekilde işlerler

Judy Willis’e göre: “Beyin bir konu ile ilgili bilgileri ne kadar farklı yerde saklarsa o kadar bağlantı oluşturmaktadır.” Bu birden çok yerde olma durumu istenilen bilgiye birden fazla yerden ulaşma imkânı sağlamaktadır. Bu farklı yerlerle ilişkilendirilmiş bilgi, ezberlemeden ziyade öğrendiğimiz anlamına gelmektedir. Bu yüzden okuyun, izleyin, konuyu başkaları ile tartışın yani kısaca mümkün olduğunca çeşitli yöntemlerle  bilgiyi almaya çalışın, bu daha iyi olacaktır.

11. Yetenekli öğrenenler başkalarına öğretirler

Binlerce yıldır, insanlar bir kavramı anlamanın en iyi yolunun onu başkalarına anlatmak olduğunu bilirler. Romen filozof Seneca: “Öğretirken öğreniriz” demiştir. Modern araştırmacılar bilgiyi diğerlerine anlatmak için çaba harcayan öğrencilerin, bu bilgileri daha etkili şekilde hatırladıklarını ve kullanabildiklerini ortaya koymuşlardır.  Bir fikre göre bilim insanları başkalarına bir şeyler öğreten öğrencilerin, kendi başlarına öğrenmeye çalışan öğrencilerden daha yüksek puanlar almasını “koruma etkisi” (protege effect) olarak adlandırmaktadır.

Ama sadece bu değil.  Psikolog Annie Murphy Paul tüm bunların ötesinde, bir şey öğretmenin getirdiği duyguların öğrenme için güçlü bir araç olduğunu söylemektedir. “Ders anlatan öğrenciler, öğrettikleri kişilerin başarısız olduklarında üzüldüklerini ve onların başarılı olduklarında ise bir uzmanın Yiddiş terimi olan “nachas” duygusunu hissettiklerini söylemiştir. Bu kelimeyi bilmiyor musunuz? Ben de kendim öğrenmek zorunda kaldım “Başkasının başarısından duyulan gurur ve memnuniyet “

12. Yetenekli öğrenenler eski öğrenmelerini yeni öğrenmeleri için kullanırlar

Yeni bir şey öğrendiklerinde, yetenekli öğrenenler hâlihazırda bildikleri ile yeni bilgileri ilişkilendirirler. Bu yeni bilgiyi hafızada kalıcılaştırmaya ve anlamaya yardım eder. Diğer yandan, yetenekli öğrenenler bir bilgiyi öğrenebilmek için konu ile ilgili ne bilmediklerini tanımlayabilirler.

13. Yetenekli öğrenenler bilgilerini yetkinliğe çevirirler

Hatırlasak bile bilgi beynimizde pasif şekilde durdukça işe yaramaz. Yetenekli öğrenenler, bir ürün oluştururken fiziksel egzersiz yaparken yazarken ya da bir muhabbet esnasında bu öğrendiklerini kullanmaya çalışırlar. Kavramları ya da bilimsel gerçekleri kişisel yetkinliğe dönüştürerek bunları avantaja nasıl çevireceklerini bilirler.

14. Yetenekli öğrenenler cevapları hatırlamaya çalışmak yerine onları araştırırlar

Bir çalışmaya göre eğer bir cevabı hatırlamak için ne kadar uzun zaman harcarsanız, onu gelecekte unutma ihtimaliniz o ölçüde artar. Neden? Çünkü daha önce öğrenilen bu bilgileri hatırlama girişimleri genellikle doğru cevap yerine “hata durumunu” öğrenmeyle sonuçlanır.

Ancak fazla sorun yaşamadan bilgiyi hatırlayabilirseniz, bu sınava hazırlanmanın ders materyallerini yeniden okumaktan daha iyi bir yoludur.

15. Yetenekli öğrenenler iyi birer gözlemcidirler

İyi bir gözlemci olmak, sadece detayları fark etmek anlamına gelmez; alakalı ve alakasız noktaları ayırabilmek demektir. Yetenekli öğrenenler gerek bir metin okurken olsun gerekse bir dersi dinlerken olsun kendileri için en gerekli olan bilgileri ayırt edip alırlar ve alakasız olanları ayrıştırabilirler.

16. Yetenekli öğrenenler, test çözmeyi kendi öğrenmelerini teşvik etmek için kullanırlar

Sık sık test çözme en sonunda güçlü bir akademik performansla sonuçlanır. Aslında birçok çalışma test çözmenin ders çalışmaktan çok daha etkili olduğunu göstermiştir. Örneğin, bir çalışmada, önce ders çalışan ve daha sonra test çözen öğrencilerin aradan zaman geçse de daha uzun süre bilgilerini, hatta testlerde olmayan bilgileri bile hatırlayabildiklerini göstermektedir. Yetenekli öğrenenler bilgilerini kalıcı hale getirmek için düzenli olarak eski ve yeni bilgilerini test ederler.

Hatta öğretmenleri onları bir dönemde bir sürü sınava bile tabi tutsa bile onlar her zaman test modundadır.

17. Yetenekli öğrenenler meraklarını canlı tutarlar

Tam olarak merakınızı nasıl canlı tutarsınız? Soru sorarak, bir şeyleri sadece dış görünüşü ile dikkate almayarak, aşırı şekilde ilgilendiğiniz şeyleri takip ederek ve tüm cevapları bildiğinizi varsaymayarak. Yetenekli öğrenenler bunların hepsini yapar ve karşılığını alırlar.

18. Yetenekli öğrenenler anlamaya çalışırlar

Eğer kendi öğrenmeniz üzerine düşünme alışkanlığına sahipseniz, ilerlediğinizi düşündüğünüz ancak o konuyu tam anlamadığınızı fark ettiğiniz zamanlar yaşamışsınızdır.  Bazen bu gibi konular birkaç extra okuma yaparak giderilebilir ama bazen de giderilmez. Yetenekli öğrenenler bu bilinmezlikle sonuna kadar mücadele ederler ve kafa karışıklıkları ortadan kalkana kadar rahat edemezler.

19. Yetenekli öğrenenler belirsizlikle nasıl yaşayacaklarını bilirler

Bu ilk bakışta, son noktayla tezatmış gibi görünebilir ama değil. Yetenekli öğrenenler doğru cevabı olan sorularla, doğru cevabı olmayan soruları ayırt edebilirler. Her tür sorunun kendine ait bir değeri vardır. F. Scott Fitzgerald: “Birinci sınıf bir zekânın testi birbirine zıt iki farklı fikri aynı anda zihinde tutabilme yeteneği ve bu yeteneği uygulamaya çevirebilmesidir.” demiştir.

20. Yetenekli öğrenenler bilgiyi kendilerine göre şekillendirirler

Bu yeni bilgiyi öğrencinin hâlihazırdaki mevcut bilgisine uygun hale getirmesi demektir, öğrencinin istediği halde çevirmesi demek değildir. İyi öğrenenler, öğrendikleri şeyi uygun hale getirmek için bilginin yapısını değiştirirler. Yeni bilgiyi; yetersizce oluşturulmuş kısımları ortadan kaldırmak, kısmen oluşturulmuş parçalarını tamamlamak ve yeni eklemeler oluşturmak için kullanırlar.

Bu süreçte, daha büyük ve daha iyi bilgi yapıları inşa ederler. Sadece bilgi olarak almak yeterli değildir. Bir anlam ifade etmeli ve öğrencinin mevcut bilgileri ile anlamlı şekilde bağlantı kurmalıdır.

21. Yetenekli öğrenenler farklı bakış açılarına değer verir

Eğer sizinkinden başka fikirlere açık olamazsanız yetenekli bir öğrenen olmanız zordur. Açık olmak kabul etmek anlamına gelmez; en basit tabirle yaşadığınız dünya hakkında daha fazla bilgiye sahip olma adına öğrenmeye istekli olmak anlamına gelir.

22. Yetenekli öğrenenler öğrendikleri şeyleri paylaşırlar

Seçtiğiniz yöntem ne olursa olsun, öğrendiğiniz şeyi paylaşma alışkanlığınız varsa, öğrenme sürecinden çok daha fazla kazanım elde edersiniz. Paylaşmak, belki sizinkinden farklı bakış açısına sahip olsa da hedef kitleniz hakkında farkındalık gerektirir ve bu yüzden öğrendiğiniz şeyin başkaları için de faydalı olabilmesi için sizi düşünmeye zorlar.  Bu şekilde paylaşmak kendi öğrenme deneyimlerinizi zenginleştirir.

23. Yetenekli öğrenenler bildiklerini başkalarına da anlamlı gelecek şekilde açıklayabilirler

Yineliyorum, yetenekli öğrenenler öğrendikleri şeyleri başkalarının da nasıl yorumlayacaklarını düşünürler. Aynı zamanda, kendinizin herhangi bir kavramı ne kadar anlayıp anlamadığınızı ölçmek için o konuyu başkalarına nasıl anlatacağınızı düşünmek iyi bir alışkanlıktır.

24. Yetenekli öğrenenlerin, açık ve net hedefleri vardır.

Hepimiz bize keyif veren bilgileri içeren bir konudan bir başka konuya atlamaktan zevk duyarız ve bunun öğrenmenin sağlıklı ve tatmin edici bir yolu olduğu doğrudur. Fakat yetenekli öğrenenlerin bir gündemi vardır ve bu gündemin amacı genellikle yetkinlik kazanmaktır. Herhangi bir konuda yetkinliğe sahip olmak adanma, sabır ve net hedefler gerektirir.

25.  Yetenekli öğrenenler bilgiyi farklı kaynaklardan toplarlar.

Bilgiye nereden ulaşıyorsunuz? Eğer hepsi tek bir kaynaktan geliyorsa, stratejinizi yeniden gözden geçirmek isteyebilirsiniz? Yetenekli öğrenenler çeşitli kaynaklara danışmak için bilinçli bir çaba gösterirler. Bu ön yargıların ortadan kalkmasın ve farklı bakış açıları oluşturulmasına yardımcı olur.

Dinçer Demir
Twitter: @dincherdemil

Kaynak: http://www.opencolleges.edu.au/informed/features/25-things-skilled-learners-do-differently/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber