Bu haber kez okundu.

Yeryüzünde Öğretmenden Daha Şerefli Bir Meslek Tanımıyorum

İnsana yapılan her yatırım, insanlığın gelişmesine dair kutsal bir emek olması sebebiyle öğretmenlerin tutuşturduğu eğitim meşalesinin ışığı ile aydınlanan milyolarca öğrencinin minnet duygusu sözlere sığmaz çoğu zaman eğer ki öğretmen kalplere dokunup geçmeyi başarabilmişse.

 

Eğitim alanının tarihsel geçmişine yöneldiğimizde, öğretmenliğin en eski meslekler arasında yer aldığını görmekteyiz. İnsanlık tarihinin ilk arz talep zinciri olan öğrenme ve öğretme güdüsü ilk tohumlarını atmıştır bilgiye ,bilgeliğe ve öğrenmeye duyulan saygıyı hürmet tarlalarında. Dolayısıyla dünyanın en kutsal mesleklerinden olan öğretmenlik, emek, özveri, sabır ve hoşgörü isteyen, bedeli hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyecek kadar değerli, gücünü sevgiden alan en saygın mesleklerin de baş köşesine oturmuştur.


Öğretmen-Birey-Toplum İlişkisi


Eflatun kaç çeşit insan varsa o kadar devlet şekli vardır demektedir. Burada bütün sistemlerin temel öğesinin insan olduğu vurgulanır. Bütün sistemler insan öğesi üzerinde gelişir, hayatiyet bulur (Doğan, 1997, 6). Dolayısıyla eğitim sistemlerinin de temel öğesinin insan olduğu ve de insanların toplumları meydana getirdiklerinden hareketle her toplumun kendine özgü bir eğitim sisteminin olması gerekmektedir. Bu sistem içerisinde görev yapan öğretmen sistemin içinden gelen ve sistemin girdisi olan insanı iyi tanıması gerekmektedir. Her sistem işleyişini sağlıklı sürdürebilmek için girdisini iyi tanımalı ki çıktı olarak tekrar topluma sunacağı ürününü toplumla uyumlu olarak yetiştirebilsin. Bunu yapabilmek için de, içinde yetiştiği toplumun özelliklerini taşıyan insanı toplumuyla birlikte düşünerek ele almalıdır.

 

Japon eğitim felsefesini oluşturan şu sözler toplumların öğretmene neden değer verilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır: “Yetiştirdiği her insanı yeniden kullanabilen toplum, akılcı, uygar, ileri bir toplumdur. Ancak, yetişkin insanların en iyilerini öğretmenlik mesleğine seçebilen toplum en güçlü toplumdur.” Toplumun güçlü olması bireyin güçlü olmasıyla orantılıdır. Bireyin güçlü olması ise onun bireysel yeteneklerini kullanabilen, bağımsız karar verebilen, kişiliğini bulmuş, başkalarına bağımlı olmadan yaşayabilen bir kişi olarak yetiştirilmesi ile sağlanabilmektedir. “Eğitim alanında da amaç, kişinin eleştirel güçlerinin gelişimine destek olmak ve kişiliğinin yaratıcı açılımlarına ortam sunabilmektir. Başka bir deyişle, idare edilmeye ve başkalarının çıkarı, keyfi adına etkilenimlerinin sömürülmesine karşı dirençli, özgür bir insan yetiştirmektir.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber