Bu haber kez okundu.

Tek Problem Öğretmenin Kılık - Kıyafeti miydi?

Eğitim sistemimiz içerisinde onlarca problem var iken, öğrencilere kılık-kıyafet serbestliği gelmişken, başörtülü bayan öğretmenlere gereken özgürlük verilmişken, erkek öğretmenin kıyafeti neden bu kadar problem yapılır?


Öğretmen Halil Serkan Öz’ün vefatı ile gündeme gelen ve yoğun tartışmalara neden olan öğretmenlerin kılık-kıyafet meselesi yeni değil. Yalova’da yaşanan bu talihsiz olay, erkek öğretmenlere karşı yapılan ilk kıyafet saldırısı değil. Daha önce de değişik illerde, farklı okullarda kaymakamların, ilçe milli eğitim müdürlerinin bu tür hakaret olayları olmuştu.

Medyada pek fazla yer bulmayan bu olaylar sendikalar aracılığı ile basın duyurusu yapılarak eleştirilmiş ve sendikaların hukukçuları tarafından gerekli adli süreç başlatılmıştı. Peki gerçekten öğretmenlerin kılık-kıyafetinin ne olacağı bu denli önemli mi? Hatırlarsanız, öğrencilerin serbest kıyafetinin ilk konuşulmaya başlandığı günlerde o zamanın Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden bazıları okul üniformasının tek tip olmasının, yaratıcılığı ve serbest düşünmeyi engellediğini söylemişlerdi.

Tek tip kıyafetle okula gelen erkek öğretmenlerin kendilerini tek tip devlet memuru olarak hissetmeleri, serbest düşünmeyi öğrettikleri serbest kıyafetli öğrencilerin karşısında tek tip durmaları biraz garip değil miydi? “Öğretmen dediğin kıyafetine dikkat etmeli; çünkü insanlar sizi kıyafetinizle karşılar; fikirlerinizle uğurlarlar” inancı ile öğretmenlerin serbest kıyafetle okula gelmelerine karşı çıkan insanlar, 82 Anayasasına göre düşünmekten ve yerlerinde saymaktan ileriye gidemediler.

Artık değişim lazım. Değişen Türkiye’de insanlarımızın fikirlerine değer vermemiz, hümanist yaklaşım ile herkese eşit davranmamız, din, dil, ırk, renk ayrımı yapmadan herkesi sevmemiz kazım. Varsın sakal tıraşı olmasın, varsın başını kapatmasın, varsın dinini yoğun olarak başörtüsü ile namazı ile yaşamak istesin. Öğretmen nasıl yaşamak isterse istesin. Yeter ki işini iyi yapsın, iyi insanlar yetiştirsin, eğitsin, öğretsin. Taptaze beyinleri bilgi çağının gerekleriyle donatsın, okuma-yazma bilmeyen yetişkinleri yeni bir hayatla tanıştırsın, ailesinden gerekli sevgiyi göremeyen çocukların yüzlerini güldürsün, suça sürüklenme ihtimali olan çocukların elinden tutsun, “Eğitimde feda edilecek fert yoktur” düsturuyla kurtarabildiği kadar genci kurtarsın. 


Şekilciliği bırakmanın zamanı gelmedi mi?

Eğer bugün öğretmenin kılık-kıyafeti ile maaşı ile uğraşırsak, bilime ne zaman vakit ayıracağız? Bilim, fen ve teknoloji değil midir bizi dünya ile yarıştıracak olan?

Eğer toplumumuzun dinamizmini sağlayan öğretmenlerimizi küstürürsek çökmez miyiz?

Eğitim değil mi bizi ayakta tutan? Dinimizi, dilimizi, fenni ve sosyal bilimleri, müziği, resmi ve beden eğitimini öğretmenlerimiz olmaz ise kimden öğreneceğiz?

Çocuğunuzu düşünün; anne-babasından sonra aile dışından ilk kime hayranlık duyar, kim gibi olmak ister, kimin ağzından çıkan lafların değeri çok büyüktür? Öğretmen olmazsa kimden etkilenir, kimin dediklerini yapmaya çalışır, kimlerin eline düşer?

Ülkemizde öğretmenlerimizi de, bilim adamlarımızı da, sanatçılarımızı da küstürmeyelim. Gereken değeri veremiyorsak da bari son kalan umutlarını tüketmeyelim. Şekille uğraşıp gerçek anlamı yitirmeyelim. Çocuklarımız için, ülkemiz için….. 

 

Kaynak: www.kpsscafe.com.tr



BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber