Bu haber kez okundu.

Sınıf Öğretmeni toplumun ve bireyin hızla değişen ihtiyaçlarına cevap verebilmelidir.

20 ve 21. yüzyılda yeryüzünde politik, çevresel, ekonomik gibi alanlarda oldukça değişiklikler yaşanmaktadır. Toplumdaki değişim ve gelişimin öncüleri olan öğretmenler, bilgi çağına ayak uydurabilmesi beklenen yeni kuşakların yönlendiricisi ve eğiticisi olarak da bilgi teknolojisindeki gelişmelerden haberdar, bilgisayarı sınıf içinde etkin olarak kullanabilen kişiler olmak durumundadırlar. Değişiklikleri tam olarak özümseyip gelecek kuşaklara aktarabilmek için, ekip halinde çalışma ve görev yapmaya hazırlanmaları, çok yönlü iletişim ve öğretim tekniklerini uygulayabilecek düzeyde esnek bireysel özellikler göstermelidirler. Öğrencileri toplum ve dünyadaki gelişmelerden istenen yönde kazanımlarla donatma yöntemlerini kullanarak, öğrencilere bunları nasıl ve hangi yönde kullanacaklarını öğretmelidirler. 

Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler sonucu diğer pek çok sistemde olduğu gibi eğitim sisteminin yapı ve süreçlerinde özellikle öğretmenlerin eğitim sistemindeki rolünde önemli değişmeler olmuştur ( Kenwarthy, 1988:15). Öğretecekleri içeriği çok yönlü olarak öğretebilmenin yanı sıra hem bireysel olarak hem de mesleki olarak kendilerini daha farklı boyutlarda geliştirmek durumundadırlar. 

Ülkelerin gereksinimi olan nitelikli insan gücünü yetiştirme sorunluluğu olan öğretmenlerin daha verimli çalışmaları, değişen ve gelişen koşullara uygun, etkin öğretme yöntemlerini kullanabilmesi için eğitimle desteklenmelerine ihtiyaç olmaktadır ( Morrison, 1991: 807; Lawrenz, 1987 : 252; Bair, 1987 : 46 ). 

İnsanın yaşamı eğitim yoluyla geliştirilebilmektedir. Eğitim insanın; bireysel, çevresel ve sosyal yönlerden başarıya ulaşmasından; barış, özgürlük, sosyal adalet ve evrensel bütünlük ideallerine erişmesinde temel araçtır. Bu temel yaşam aracı; bireyin bilgi ve becerilerini geliştirmesine; bireyler gruplar ve uluslar arasında olumlu ilişkiler oluşturmasına zemin hazırlamaktadır. 

Eğitim ve öğretim süreci ve koşullarına ilişkin kestirmeler yanında, yaşanan ve yakın geleceğin (bilgi toplumunun) öğretmenin olası sorunlarının dan bilinmesi önem taşır. Yapılacak planların işlevselliği, sorunların önceden bilinmesi ve çözümlerin buna göre üretilmesiyle sağlanabilir. Bu konuda yapılan çalışmalardan birinde öğretmenlerin bugünkü sorunları ekonomik ve sosyal yetersizlik, bilginin gereği olan teknolojiden habersizlik, yeterli düzeyde yetişememe ve yabancı dil bilme şeklinde belirtilmektedir (Atalay, 1996: 607). 

Ulusal eğitim sistemleri bir yandan hızlı değişmeler, bilgi patlaması, teknolojik gelişmeler, hızlı küreselleşme ve çok kültürlülük gibi olguların olumlu-olumsuz getirileriyle karşı karşıya kalırken, diğer yandan da yöresel ve yeni ulusal değerleri koruma ikilemiyle baş etmek durumunda kalmışlardır. Burada en büyük görev Sınıf Öğretmenlerine ve bunları yetiştiren kurumlara düşmektedir. Bütün bu gelişmeler varolan anlayışlardan farklı öğretmen yetiştirme anlayışına dikkatleri çekmiştir. Singh (1996:225); “herkesin küresel düşünmesi gerektiğini, eğitim sistemlerinin ve dolayısıyla öğretmen yetiştiren kurumların da düzenlemelerde küresel boyutları dikkate alması gerektiğini, böylece her toplumun kendilerine özgü yönleri ve özelliklerini kaybetmeden geleneklerin ötesine ulaşmaları” gerektiğini belirtmektedir. Ona göre her toplumda bireyler artık çok yönlü oluşumlara hazır olmalı, eğitim programları da buna göre yapılandırılmalıdır. 

Yeni gelişmelerin ışığında sınıf öğretmenlerinden beklenen roller şu şekilde özetlenebilir. 

* Sürekli değişimler karşısında yaratıcı olma zorunluluğu, 

* Toplumsal durumları öğrencilerine sınıfta yaşatmalarının gereği ve küreselleşme bağlamında, hem yaşadıkları ulusun ve toplumun kimliğini korumak hem de küresel köyde iki binli yıllarda yetişkin olacak çocukları geleceğin dünyasına hazırlayabilmelidir. 

Günümüzde sınıf öğretmenlerinin değişen birçok rolleri olmasına rağmen, bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin yeni gelişmeler ışığında değişen, toplumsal ve yaratıcılık rollerinden bahsedilecektir.


Sınıf Öğretmenlerinin Değişen Toplumsal Rolleri


Sınıf Öğretmenleri günümüzde değişimle en fazla karşı karşıya kalan kesimdir. Toplumdaki bütün birimlerin etkileşimde bulunduğu ve kendilerinden beklentileri olan topluluklardır. Bu beklentiler yalnızca öğrencileri eğitme yönünde bir beklenti değildir. Toplum Sınıf Öğretmeninden bir yandan kültürel mirası koruma ve sürdürmesini beklerken, diğer yandan da sosyal ve ekonomik değişime yardım etmesini ummaktadır. Bunun yanında da yalnızca meslek bilgisi değil, bilgiyi kullanma yöntemlerinin bilinmesi, toplumlararası ilişkiler, hızlı karar alma, uyum, kendi işinde verimli, boş zamanını etkili kullanma gibi pek çok boyutlu kişilerin Sınıf Öğretmeninin davranışlarında görmek istemektedirler. 

Büyükdüvenci’ye (1987:83) göre;Sınıf öğretmenliği, meslek açısından toplum ve millet açısından çok önemlidir. Çünkü öğretmen eğitimin toplumsal işlevini yerine getirmede önemli bir unsurdur. Eğitimin toplumsal görevi, toplumun sürekliliğini ve gelişmesini sağlayacak olan bireyler yetiştirmektedir. Bu görev eğitim kurumlarında meydana gelmekte ve bu işlemi etkili bir şekilde öğretmenler gerçekleştirmektedirler. Eğitimin toplumsal görevini yerine getirmek için öğretmen okulda ne yapabilir? Önce öğrencilerine toplumunun kültürel mirasını aktarabilir. O halde bu kültürel miras nedir? Bu kültürel miras; bireylerin toplum içinde birbirlerine benzer davranışta bulunmasını sağlayan ve toplumun bütünlüğünün korunmasına yardımcı olan değer ve normlardır. İkinci olarak öğrencilerin toplumsallaşmasını saylayabilir. Üçüncü olarak da, öğretmenlik mesleğinin ulus açısından önemli olduğunu göstermektedir. 

Sınıf Öğretmeni toplumun ve bireyin hızla değişen ihtiyaçlarına cevap verebilmelidir. Öğretmenden beklenen roller önemli ölçüde farklılaşmıştır. Bu da, öğretmenin taşıdığı sorumluluğu arttırmıştır. Artık öğretmen, en iyi ve en doğru bilgiye sahip olan ve bunları öğrencilere kazandıran birey olmanın çok ötesine geçmiştir. Öğretmen hem düşünmeyi, hem de öğrenmeyi öğretmek durumundadır. Bunun en etkin yolu da, öğretmenin sınıfta sorgulayan, araştıran, inceleyen, çağdaş ve demokratik bir yaklaşım sergilemesidir (Açıkgöz, 1996 : 15). Böylece sınıf öğretmeni tutum ve davranışlarıyla öğrencilerine model olma özelliğini de taşıyacaktır. Bu da sınıf öğretmeninin sınıftaki rolünü önemli ölçüde değişeceğini ve sorumluluklarının giderek artacağını açıkça göstermektedir. 

Sınıf Öğretmenleri çok farklı da olsa insani değerlere inandıklarında, görevlerini daha kolay yerine getirebilmekte ve böylece özellikle küçük çocuklar kökenleri ile bağlarını kaybetmeden yeni gelişen kültüre uyumlarını sağlayabilmektedir. Çocuklara bir meslek için gerekli temel eğitimi vermenin yanı sıra duyarlılık eğitimi, vatandaşlık eğitimi gibi alanlarda da eğitmeleri ve davranış kazandırmaları beklenmektedir. Bunların en önemlilerinden biri de küreselleşmedir. Küreselleşmenin dünyamıza getirdiği değişiklikler, sürekli hareketlilik, iletişimde karmaşa, yaşam biçimleri ve alışkanlıklarda değişiklik, yerel kimlik ve yaşam tarzlarının yavaş yavaş ortadan kalkmasıdır. Bu davranışları verebilmeleri için de bu eğitimin Sınıf Öğretmeni yetiştirme programına girmesi, işlevsel olması bir zorunluluktur. 

Yirmi birinci yüzyılın sınıf öğretmeni alanının gerektirdiği tüm bilgi, beceri ve davranışlara sahip olmanın yanı sıra, tutum ve davranışları ile öğrencilerine model olabilen, çok yönlü düşünüp ekiple çalışabilen, kendisini ve çevresini sürekli geliştirebilen ve sağlam karakterli güven duyulan bir birey olmalıdır. Kuşkusuz tüm bu nitelikler ve yeterlikler kaliteli bir eğitim sürecinden geçmeyi gerektirir. Bu da ancak, Türkiye’de öğretmen yetiştirme sorununa ve ihtiyacına cevap ararken, nicelik boyutuna olduğu kadar, nitelik boyutuna da odaklanmakla mümkün olabilecektir. Öğretmen yetiştirmenin nicelik boyutuna çözüm getirmesi, üretilen hizmetlerin ve eğitim kalitesinin artırılması anlamına gelmemektedir (Varış, 1998; 126). 

Kıncal’a göre; (2000), sınıf öğretmenleri, toplumdaki diğer bireyler gibi, farklı toplumsal görevleri yerine getirmektedirler. Sınıf öğretmenlerinin yerine getirdikleri görevler, onların mesleki ve özel hayatlarındaki konumlarına göre değişmektedir.Sınıf öğretmenliği mesleğinin niteliği, bu mesleğin karmaşık bir roller setine dönüşmesine yol açmaktadır. Sınıf öğretmenleri, çocuk ve gençlerin dünyası ile yetişkinlerin dünyası arasında bulunurlar. Öğrencilerle aileleri arasında uzlaşma sağlamaya çalışırlar.Sınıf öğretmenleri, hem akademik bir rol oynarlar, hem de birer karakter eğitimcisidirler. Akademik uzmanlık rolü, öğretmenin geleneksel rolüdür. Fakat bilimsel bilginin hızla arttığı, teknolojik gelişmeleri baş döndürücü bir hızla gerçekleştirildiği günümüz dünyasında eğitimin rolü ile eğitime ilişkin beklentiler hızla değişmekte ve bu çağdaş olgular, sınıf öğretmeni üzerindeki baskıları artırmaktadır. Karmaşıklaşan eğitim sistemi ve değişen beklentiler öğretmenin rolünü iyice zorlaştırmaktadır. 

Sınıf Öğretmenlerinin çevreleriyle ilişkileri bakımından da üzerine düşen bazı rolleri vardır. Örnek kişi olmalı, yenilikçi olmalı, kültür ve eğitimciliğin sembolü olmak, kendi geliştirdiği çevrenin ve sosyo-kültürel ortamın temsilcisi olmak, karakter ve şahsiyet timsali olmak, bunların bazılarıdır. Mesleğinde tarafsız kalması için bir yandan çevresiyle ilişkilerini düzeyli sürdürmesini, bir yandan da disiplin ve otoriteyi koruma açısından öğrencilerle arasında bir mesafe bırakması zorunluluğu, öğretmenin okul ve çevre açısından toplumsal rollerinin hem karmaşıklığını hem de zorluğunu gösterir. 

Sınıf öğretmenlerinin toplumsal rollerinin karmaşıklığını giderebilmesi için etkili kişisel özelliklerini de; Özdemir ve Yalın (1998) şöyle özetlemiştir. 

1. Güdüleyici Kişilik 

-İsteklilik 

-Yakınlık ve Mizah 

-Güvenirlik 

2. Başarıya Adanmışlık 

-Yüksek Başarı Beklentisi 

-Teşvik Edici ve Destekleyici 

3. Profeyonel Davranış 

-Ciddi, Sistemli 

-Uyarlanabilen, Esnek 

-Bilgili 

Sınıf öğretmenleri etkili özelliklerini, öğrenen konumundaki öğrencilerin davranışlarını doğrudan etkilemektedir. Öğretim süreci yoluyla öğrencinin gelişimine yardım etmekte ve öğrencilerin planlı öğrenme yaşantılarına katılmasını sağlamaktadır. Bu yönüyle sınıf öğretmeni, öğretim sürecinin planlanmasını, uygulanmasını, öğretimin gerçekleştirilmesi ve öğrencinin geliştirilmesinden sorumludur. 

Sınıf öğretmenliğinin etkililiği, amaçlardan uygulamalara kadar yeni arayışları gerektirmektedir. Okullarda yapılan öğretimin sosyal amacı hakkında ciddi tartışmalar bugünden başlamıştır. Bu bağlamda, eğitim ve öğretim hizmetini bunlara acilen ihtiyacı olan yetişkinlerin ayağına kadar götürmek de gerekmektedir ( Drucker; 1994:357-358). 

Bir çalışmada, günümüz ve yakın gelecekte sınıf öğretmenlerine yüklenen roller dört başlık altında toplanmaktadır. 1. Öğretmen, çocuğa gerçek hayatı gösterecek bir öğretici. 2. Çocuğa belli enformasyon ve bilgi birikimini kazandıracak bir eğitici. 3. Okul, aile ve çevre ortamlarını birbirini tamamlayacak şekilde bir araya getiren bir kaynaştırıcı, katalizör. 4. Çocuğu topluma hazırlayan bir toplumsallaştırıcı, yetiştirici olmaktadır( Erkan, 1996:609-611). 

Doğal olarak, sınıf öğretmenlerinin rolleri, eğitimi etkileyen bilgi, teknolojik ve toplumsal değişikliklere göre sürekli değişmektedir. O halde yirmi birinci yüzyılda öğretmenlerden beklenen roller nelerdir? ( Bu metin öğretmen okullarının kuruluşunun 150. Yıldönümünde “Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi” konusunda Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmıştır). Buna göre; 

Sınıf öğretmeni ; 

 Dinamik ve aktif bir kişiliği olmalıdır. 

 Yeniliklere açık olmalıdır. 

 Programları planlama ve geliştirilmesine katılmalıdır. 

 Eğitim sürecinde son ürünün, öğrenci davranışlarının değiştirilmesi olduğuna inanmalıdır. 

 Toplum sorunlarını çözmede önemli bir rol oynar. 

 Öğrenmeyi kolaylaştırır. 

 İyi davranışları vardır. 

 Toplumsal ve uluslar arası barışın gereklerine inanır. 

 Okul ve toplum işlerini birleştirir. 

 Ebebeynlerin, çocuklarını okulla bütünleştirmeleri konusundaki önemli rolüne inanır. 

 Çocukların davranış tarzlarını değiştirmeye öncelik verir. 

 Öğretimde iyi öğrenim kaynaklarını kullanır. 

 Sorun çözebilen ve hızlı değişmelere uyum sağlayabilen bireyler yetiştirir. 

 Konusunda, bilgilerini güncelleştirir. 

 Toplum hakkındaki bilgilerini güncelleştirir. 

 Konunun içeriğini, öğrencilerin ortamına uydurur. 

 Yeni eğitim teknolojisini kabul etme ve onları kullanabilme konusunda esnektir. 

 Öğrencilerin, yeteneklerini açığa çıkarmalarına ve geliştirmelerine yardımcı olur. 

 İnsan gücünü geliştirmekte kendi rolünün gerekliliğine inanır. 

 Yabancı kültürlerin adapte edilmesinde seçicidir. 

 Eleştirel düşünme becerileri vardır. 

 Öğretimde yeniliklere açıktır. 

 Türkiye’nin ekonomik gelişmelerinde üretken eğitim gereğine inanır. 

 Öğrencileriyle ve meslektaşlarıyla ilişkilerinde adildir. 

 Şiddeti reddeder. 

 İnsan vicdanın, davranışları denetleme yönündeki gerekliliğine inanır. 

 Türk dili becerilerini mükemmelleştirir. 

 En azından bir yabancı dili yeterince bilir. 

 İnsan haklarına inanır. 

 Türk kültür mirasının korunmasının önemine inanır. 

 Yetenekli öğrencileri ortaya çıkarmada ve eğitiminde etkilidir. 

 Estetik değerleri taktir eder. 

 Özürlü çocuklarla ilgilenmede başarılıdır. 

 Öğretimde farklı bilgi sahalarını kullanır. 

 Eğitim alanında karar alınımına katılır. 

Sınıf öğretmeni, aynı zamanda toplumsal bir işçidir. Bu özelliğiyle, sınıf öğretmeni, çocukların görüş açılarını ve bundan çıkan duygu ve düşünceleri değiştirme uygulamasını yapabilmelidir. Ayrıca, öğrencilerinin daha iyi bir dünya ve mutlak bir iyilik ile ilgili inançlarını geliştirmek, iyileştirmek ve güçlendirmek için oldukça çok gayret göstermelidir. Toplumun sorunlarını rahatlıkla çözebilmeli, toplumsal ve uluslararası barışın gerekliliğine inanmalı, okul ve toplum işlerini birleştirebilmeli, toplum hakkındaki bilgilerini güncelleştirmelidir.


Sınıf Öğretmenlerinin Değişen Yaratıcılık Rolleri


Yaratıcılık, bireye farklı ve üretici düşünme zincirlerini kullanarak alışılagelmiş zincirlerden kopma gücü veren, sonuçlarıyla bireyi ve başkalarını tatmin eden, fikirlerini esnek, orijinal ve duyarlı olduğu bir nitelik olarak ifade edilebilir. 

Bir başka tanımda; yaratıcılık, hem bir süreç, hem de bu sürecin sonunda ortaya özgün bir ürün koyma olarak ele alınabilir. Süreç kısmı, akıl yürütme yollarıyla işlem basamaklarını içerir. Ürün kısmı ise özgün olmalıdır. Özgün ürün yeni, tutarlı, sorun çözücü ve benzersiz özelliklerden en az biriyle donanımlı olmalıdır. Gardner’e (1978:128-135) göre; özgün, yeni, tutarlı bir ürün ortaya koyabilmek için, kişinin üzerinde çalışacağı alanın bilgi, beceri, duyuşlarıyla donanımlı olması gerekir. Bu alanlardaki eksiklik ve yanlışlar, yaratıcılığı engelleyebilir. 

Alışılagelmişin dışında yaratıcı düşünen bireyler doğal olarak, normal düşünen bir insandan farklı niteliklere sahip olmalıdır. Yaratıcı düşünenler diğer bireylere göre daha esnektirler ve yeni durumlara daha kolay uyum sağlarlar. Daha dikkatlidir, başkalarının değer verdiği şeyleri görürler ve bunlara değer verirler. Çevreye ve diğer insanlara karşı daha uyumlu ve duyarlıdırlar. Kendilerine güvenleri vardır ve kendilerinden emindirler(Carin ve Sund, 1985:224). Bu niteliklerin bütün insanlarda var olduğu düşünülebilir, ancak Sınıf Öğretmenleri tüm bunları bünyesinde taşımalıdır. 

Bir toplumun gelişmesi ve geleceği o toplumdaki sınıf öğretmenlerinin yaratıcılığı ile yakından ilgilidir. Yaratıcılık buluşlara, buluşlar teknoloji ve üretime dönüşmekte, sonuçta ekonomik anlamda kalkınma ve toplumun genel refah düzeyi yükselmektedir. Yaratıcılıkları değerlendirilmeyen, üretici becerilerden yoksun bireylerden oluşan toplumların maliyeti yüksek olmaktadır. Yaratıcı sorun çözme becerilerinin geliştirilmesinin, demokrasilerini yerleştirmeye ihtiyaç olan toplumlar için önemi açıktır. Yine toplumların geleceği oluşturmaları, öngörülerde bulunmaları anacak geleceği yaratmalarıyla mümkündür. Toplumsal yaratıcılığın, akıl ve bilincin yönetme yansıması, kararlara katılım, çoğulcu ve katılımcı demokrasi kültürünün bir gereğidir. Buradan hareketle bireyleri topluma hazırlayan eğitim kurumlarının yaratıcılığın değerlendirilmesi ve geliştirilmesi, toplumsal kalkınmanın vazgeçilmez parçasıdır. 

Yaratıcılığın kullanılmasına olanak sağlayan ve yaratıcılığı geliştiren programlar arttırılmalı, yaratıcılığı özendiren, ödüllendiren öğrenme ortamları ve öğretmen davranışları ile yaratıcı çocukların yetenekleri daha da geliştirilmelidir. Sonuçta sorun çözen, özgün kişilikli, araştırmacı, buluşçu, üretken, sevgi ve heyecanla hayata bağlı olarak yetişen bireyler, toplumları geleceğe taşıyacaktır. Sınıf Öğretmenleri yaratıcılığını sürekli geliştirmelidir. Böylelikle, problemlere karşı açık ve duyarlı olma ve farklı çözümler getirebilmenin yanı sıra, yeni ve değişik problemler üretme, esnek ve bağımsız düşünme, karar verme, kargaşaya, çelişkilere ve belirsizliklere hoşgörü gösterme, bilinenlere ve standartlara rağbet etmeme, meraklı ve araştırmacı olma, şeklinde belirlenen sahip olmalıdır. 

Bir ülkenin kalkınma sürecinde gerekli olan insan gücünü yetiştirme durumunda olan öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme ve öğretme süreci içerisinde olması zorunlu olmaktadır. Bu nedenle eğitim programları geliştirilmelidir. Bu programları düzenlemek için harcanan emek, zaman ve para önemli boyutlara ulaşmaktadır. Bu programların amacına ulaşması, günün koşullarına göre planlanıp uygulanabilmesi için, gerçekleştirilen hizmet içi eğitim program ve etkinliklerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Var olan uygulamaların değerlendirilmesinden elde edilen bulgular ışığında gerekli önlemlerin alınması ve daha etkin programlar düzenlenmesinde bu değerlendirmeye duyulan ihtiyaç önemli olmaktadır (Morrison, 1991:807; Lawrenz, 1987:252; Bair, 1987:46). 

Ulusal eğitim sistemleri bir yandan hızlı değişmeler, bilgi patlaması, teknolojik gelişmeler, hızlı küreselleşme ve çok kültürlülük gibi olguların olumlu-olumsuz getirileriyle karşı karşıya kalırken, diğer yandan da yöresel ve yeni değerleri koruma ikilemiyle baş etmek durumunda kalmışlardır. Burada en büyük görev öğretmenlere ve öğretmen yetiştiren kurumlara düşmektedir. Bütün bu gelişmeler varolan anlayışlardan farklı öğretmen yetiştirme anlayışına dikkatleri çekmiştir. Singh’e (1996) göre; herkesin küresel düşünmesi gerektiğini, eğitim sistemlerinin ve dolaysıyla öğretmen yetiştiren kurumların da düzenlemelerde küresel boyutları dikkate alması gerektiğini, böylece her toplumun kendilerine özgü yönleri ve özelliklerini kaybetmeden geleneklerin ötesine ulaşmaları gerektiğini belirtmektedir. 

Bütün bu tartışmalardan ortaya çıkan önemli olgulardan biri sınıf öğretmenliğinin yaratıcılık gerektiren bir meslek olduğudur. Çünkü öğretimde içerik ve hedefler, yöntemler sürekli değişmekte, çeşitlenmektedir. Bu durumları önceden kestirmekte oldukça zordur. Bu durum öğretmenlerin sınıfta yaratıcı bir ortam oluşturmasını gerekli kılmakta böylece hizmet öncesi yetişmede öğretmenlerin yaratıcılıklarının geliştirilmesi de önemli olmaktadır (Craft, 1988:84). 

Hızla değişen dinamik toplumda okullar ve sınıf öğretmenleri; aile, toplum, değerler, iş yaşamı, bilgi patlaması, yeni teknolojiler, uluslar arası ilişkilerdeki çeşitlenmeler ve çok kültürlülük gibi durumlardan ortaya çıkan görev ve sorumluluklarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Sınıf öğretmenlerine bu açıdan oldukça önemli görevler düşmektedir. Hizmet öncesinde alınan eğitim öğretmenlerin bu rolleri ve kendilerinden beklenenleri yerine getirmeleri bakımından bu durumlara hazırlayıcı olmalıdır(Chunıkian, 1993:3). Yeni gelişmeler ışığında sınıf öğretmenlerinden beklenenlerden biri olan yaratıcı olma gibi yeterlilikler sanat ve güzel sanatlar eğitimin verilmesi böylece yaratıcılıklarının gelişmesiyle de karşılanabilir. Başkalarının yaşam tarzlarını ve kültürlerini en iyi şekilde anlamanın yollarından biride sanat ve güzel sanatlarda sanatlara yoluyla bireylerin eğitilmesi ve bu konuda yetiştirilememesidir. 

Günümüz sınıf öğretmeni, sürekli değişen rol beklentilerine cevap verecek öğrenme teorilerini, pedagojik yöntemleri ve müfredatı devamlı sorgulayıp, yeniden tasarlayacak rolleri taşımalıdır. Bu rolleri taşıyan sınıf öğretmeni şu özellikleri de taşımalı ve içinde bunduğu duruma göre değiştirebilmelidir. 

* Yaratıcı ve eleştirel düşünme yeteneğini geliştirmeli, 

* Öğretimde yeniliklere açık olmalı, 

* Öğretimde en iyi kaynakları kullanmalı, 

* Sorun çözebilen ve hızlı değişimlere uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmeli, 

* Öğretimde farklı bilgi sahalarını kullanmalı, 

* Öğrencilerin yaratıcı olmasına yardımcı olan uygun bir ders ortamı hazırlamalı, 

* Problem çözme, keşfetme ve araştırma gibi farklı öğretim stratejilerini kullanmalı,

* İşbirliğini ve kazanımcı çözümleri öğretmeli ve teşvik etmeli, 

* Öğrencilere gelecekte pozitif farklılıklar yaratmada, kabiliyetlerine yardımcı olmak için yeni yöntemler kullanmalı, 

* Öğrenme sorunları araştırmaları ve bu sorunların çözümü için harekete geçmeleri,


 


SONUÇ


Sınıf Öğretmenlerinin ilk görevi kendilerini geliştirmektir. Sınıf öğretmenleri bütün yaşamları boyunca öğrenmeli ve kendilerini geliştirici faaliyetlerde bulunmalıdır. Ayrıca sınıf öğretmenleri ekip halinde çalışmaya hazır olmalıdırlar. Ekip halinde çalışan sınıf öğretmenleri sürekli diğer öğretmenlerle ve öğrencileriyle etkileşim içindedirler. Bununla birlikte öğretmen öğrencilerine düşünmeyi, etkileşimi teşvik etmeli ve her çocuğun yeteneklerini ortaya çıkarmaya yardımcı olmalıdırlar. 

Yirmi birinci yüzyılın sınıf öğretmeni, bireyleri yaşam fırsatlarını geliştirerek, toplumu geliştirerek ve zenginleştirmek ile temel insani değerleri aktarmak ve geliştirmek gibi çok yönlü sorumluluklara sahip olacaktır. Gelecek zamanlardaki karşılanılan sorunlara acil çözümler önerebilecek ve toplum ihtiyaçlarına cevap verebilecek sınıf öğretmeni profilinin belirlenmesine gereksinim vardır. Sınıf öğretmeni öğrencilerini bireysel farklılıklarını, ilgi-ihtiyaç, yetenek ve kültürleri bilmesi, demokratik, kültürel, ekonomik, toplumsal ve çevre sorunlarıyla ilgilenmesi, insan sevgisiyle dolu ve açık fikirli olması, yeni eğitim teknolojisi hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir. 

Bugün okullarımızda uygulanan eğitim, yeni yetişenlere bilimsel düşünme alışkanlığı kazandıramamakta; onlarda bilimsel konulara karşı merak, dolaysıyla birbirine karşı sevgi uyandıramamaktadır. Bilimsel düşünme alışkanlığının ilköğretimden başlanarak kazandırılması gerekmektedir. Bilgi üretme yöntemi, doğrudan üretim serüvenine katılarak öğrenilebilir. Herkes bilgi üreticisi olamaz, ama iyi bir bilgi tüketicisi olabilir. Ancak, eğitim sürecinde bilgi edinmenin tadına varamamış kişi iyi bir tüketici de olamaz. Çocuk, yeni bilgiler edindikçe duygu dünyasının derinleştiğini, kafasının aydınlığını, bakış ufkunun genişlediğini hissedecektir (Batuhan, 1997:299-300). 

Sonuç olarak yirmi birinci yüzyılda ilköğretim sınıf öğretmenliği, bilim ve aklı merkeze alacak şekilde yeniden biçimlendirilmelidir. Sınıf öğretmenlerinin daha iyi yetiştirilmesi ve hak ettikleri statüye kavuşturulması gerekmektedir. Sınıf öğretmeni eğitiminde sürekli program geliştirme anlayışı egemen kılınmalı; sınıf öğretmenlerine, gerek hizmet öncesi gerekse hizmet içi eğitimle demokrasi ve insan hakları bilinci kazandırılmalıdır.

Kaynak: ( internetten alıntı)

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber