Bu haber kez okundu.

Sınıf öğretmeni olmak

Çocuklarla uğraşmayı, bir şeyler öğretmeyi seviyorum bu yüzden sınıf öğretmeni olmak istiyorum diyorsan bu yazıyı mutlaka oku. Çünkü aşağıda yazılanlar hiçbir üniversitede öğretilmiyor.
Dışarıdan bakınca en kolay meslekler arasında görülür sınıf öğretmenliği. Tatili bol, maaşı iyi, daha ne olsun? Ama gerçekte öyle mi bir bakalım:
Vicdanın olacak
Eğer vicdanın yoksa hiç boşuna bu mesleği seçme. Yasalar ve yönetmelikler senin her hareketini düzenleyecek, etrafını kale gibi kuşatacak ama sınıfının içine giremeyecek. Kapını kapattığında neler yaptığını yalnız vicdanın bilecek. Bu nedenle vicdanın yoksa uzak dur. Git ticarete falan atıl, bankacı ol, ne bileyim başka bir meslek seç işte.
Çocuklaşacaksın
Başka türlü çocukların dünyasına girip onlara bir şey öğretemezsin. Her gün onların seviyesine ine ine bir gün o seviyeden çıkamaz olacaksın.
Keşfedeceksin
Kimsenin farkında bile olmadığı çocukların içindeki cevheri ortaya çıkartarak onlardan büyük adamlar meydana getireceksin.
Küçümseneceksin
Başbakan tarafından, milli eğitim bakanı tarafından, milli eğitim müdürleri tarafından, veliler tarafından, hatta branş öğretmenleri tarafından bile küçümseneceksin. Altı üstü sınıf öğretmenisin işte deyip geçecekler. Senin yetiştirdiğin, her şeyi sıfırdan öğrettiğin çocukların derslerine giren branş öğretmenleri zaman zaman “aman ben çocuk falan avutamam, bu yüzden iyi ki sınıfçı olmamışım” diyerek burun kıvıracaklar. 24 Kasım’da sana methiye düzenler 25 Kasım’da seni insan yerine bile koymayacak. Tüm bunlara ALDIRMAYACAKSIN!
Eleştirileceksin
Yine aynı kişiler tarafından her fırsatta eleştiri yağmuruna tutulacaksın. Geceni gündüzüne katacaksın ama yaranamayacaksın. Sınıfına gelen herkes eksiğini arayacak. Bir çocuk diğerlerinden geri kalsa suçlu sadece sen olacaksın. Hatta meslektaşların bile en iyi öğretmenin kendileri olduğu yönünde söylemlere girecekler, sen sadece vicdanına güveneceksin. Herkes yata yata para kazandığını düşünecek, neler çektiğini yalnız sen bileceksin.
Yazacaksın
İşin en komik ve saçma tarafı aslında bu. Her yaptığını belgeleyeceksin. Bu nedenle hala birçok üniversitede öğretilmeyen dilekçe nasıl yazılır, tutanak nasıl tutulur, evrak nasıl dosyalanır gibi bilgileri seve seve öğreneceksin. “Devir teknoloji devri, öğretmenler de teknolojiyi takip etmeli” gibi sözleri çok duyacaksın ancak her işini kâğıt kalemle halledeceksin. Ağzınla kuş tutsan, bunu belgelendirmediğin sürece yapmamış sayılacaksın.
Ödül mü? O da ne?
Tüm bunları yaptın diye asla ödül bekleme. Ödülün üç şey olacak:
1-      Her gece yatağına uzandığında huzur bulmuş bir vicdan
2-      Her ayın on beşinde aldığın maaşın (ki zaten bu sadece evlenirken işine yarayacak.)
3-      Yıllar sonra bir yerlerde bir öğrencin karşına büyümüş olarak çıkıp da kendini tanıtarak teşekkür ederse işte senin en büyük ödülün o olacak.
Bunlardan başka bir ödül alman neredeyse imkânsız. Ulusal ya da uluslararası bir başarı kazanırsan bir başarı belgesi veya üç-beş kuruş maaşla ödüllendirileceksin ki sen şimdiden bunları düşünme:)
Daha yazmak istediğim çok şey var aslında ama ortam müsait değil. Ben bir söyleyeyim sen bin anla. Ülkemizin şu anki haline göre sınıf öğretmenliği bu şekilde.

Kaynak: Ahmet Akgün-yavrucuklaricinblogadresim

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
sınıf öğretmeni olmak

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber