Bu haber kez okundu.

Sağlıklı Bir Öğretmen Egosunun Önemi

Sağlıklı Bir Öğretmen Egosunun Önemi

Ortaokul öğretmeni adayları için iki önemli mesajım var. Eğer ergenleri sevmiyorsanız ve sağlıklı bir egonuz yoksa gerçekten kendinize başka bir meslek edinmeyi düşünmelisiniz. Bu çocuklarla günde 6-8 saat beraber yaşayacaksınız, ve eğer onları sevmezseniz, günleriniz çok zor ve çok uzun olacaktır. Ve eğer egonuz sağlıklı bir güce sahip değilse, çok sayıda problemle baş etmeye çalışmak sizin için hiç kolay olmayacaktır.
Benim bu yazıda esas odaklanmak istediğim, sağlıklı ego konusu.
Başarının genellikle görünür olmadığı çok az sayıda meslek var. Öğretmenlik bunlardan biri. Öğretmenlikte başarıyı hissetmek için sürekli mevcut olan zorluklar var. Test sonuçları bir ipucu verebilir belki, ama sizi yanlış yönlendiriyor da olabilir. Gerçekten bir şeyler öğrenen, hayatlarını pozitif olarak etkilediğiniz ya da bazen yıllar sonra ne çok şey öğrendiğini fark edecek olan çocuklar var mı? Eğer en özünüzde iyi öğretmenlik yapıp yapmadığınızı bilmiyorsanız, kendinizden sürekli şüphe edersiniz.
İşte bu konudaki en büyük zorluklardan bazıları:
Görünmezlik Mi, İlginin Merkezinde Olmak Mı?
İlginin merkezi olmak için uğraşır mısınız? Ben uğraştım. Egomun, yıldız öğretmen, performans sanatçısı, komedyen, aktör ve lider olma ihtiyaçlarını doyurmak için kendimi çok zorladım. Bütün bu alt benliklerimi sınıfıma getirdim. Bu benim için kötü bir şey değildi ve öğrencilerim için kötü olduğunu da hatırlamıyorum. Egomun ihtiyaçlarını gideriyordum ve genellikle başarılı gibi görünüyordum.
Ancak sonunda, öğretmen olarak neredeyse ortadan kaybolduğum aktivitelerin sınıfıma daha çok faydalı olduğu pek çok zaman olduğunu fark ettim. Öğrenciler küçük gruplar halinde çalışırken, ben işe yaramaz hissederken buldum kendimi ve müdahale etmeme ya da güçlü ve aktif bir şekilde var olmama konusunda çok zorlandım. Bir gruba karıştığım andan itibaren o grubun dengesini bozacağımı ve akran etkileşimindeki etkinliğini azaltacağımı biliyordum. Egomun ana sahnedeki “yıldız” olma ihtiyacı ile mücadele etmek zorundaydım.
Öğretmenin Kendinden Bahsetmesinin Sınırları
Kendimizle ilgili olarak öğrencilerimizle ne kadar çok şey paylaşmayı seçeceğimiz sorusu, önemli bir sorudur. Bence yakın ilişkiler kurmak açısından kendini biraz ifşa etmek faydalı bir şey, ama sınırlarını bilmek de son derece kritik. Ve burada da yine sağlıksız bir ego sahneye çıkabilir. “Ben”den çok fazla bahsetmek sıkıcı bir şeye dönüşebilir ve odağı, öğrencinin öğrenmesine değil öğretmene çevirir. Kendi çocuklarınızdan biriyle ilgili bir hikaye paylaşmak güzel bir anekdot olabilir ve eğer sınıfta üzerinde tartışmaya uygun bir hikayeyse öğrencilerinizin sizinle insan olarak bağ kurmalarını sağlayabilir. Diğer taraftan özel hayatınızla ilgili çok fazla şey ifşa etmeniz uygunsuz bir davranıştır ve çoğu öğrencinin kendini rahatsız hissetmesine sebep olur. Örneğin bir gün sınıfa girdim ve öğrencilere, “eğer biraz gergin ya da negatif görünüyorsam, sabah şahit olduğum bir trafik kazasındandır” dedim. Ama eğer onlara bunun sebebinin bir gece önce eşimle ettiğimiz bir kavga olduğunu söyleseydim, uygun bir şekilde kendinden bahsetme çizgisini biraz fazla aşmış olacaktım.
Öğretmen Egosu ve Öğrencilerle Bağ Kurmak
Bir öğrenciyle derin bir bağ kurduğumuzu hissedersek kendi sınırlarımızı nasıl koruruz? İşte bu en karmaşık olan sorunlardan biri. Bu, genellikle kendini bize yakın hisseden ya da yakın olmak isteyen bir öğrencidir. Spektrumun bir ucunda, ilgi duyduğumuz bir öğrenci ile yakın duygusal bir ilişki kurmak gibi profesyonel olmayan bir davranış bulunur. Ancak bu en aşırı uçtur. Daha sık yaşanan ise bir öğrenciyle, ona karşı objektifliğimizi kaybedecek kadar fazla yakın bağ kurmayı engellemenin zorluğudur.
Öğrencilerle kendimizi yakın hissedip hala objektifliğimizi koruyabiliriz. Tabii eğer bize hayranlık duyulması ihtiyacımız ön plana çıkmazsa.
Negatif Öğrenci Geribildiriminden Korkmak
Egonun yaşadığı zorluklardan birisi de bizi sevmeyen öğrencilerle etkili bir şekilde çalışmaktır. Ve bizi sevmeyen birileri her zaman olacaktır. Bu, tıpkı hayatta olduğu gibi sınıfta da doğal bir şeydir. Öğrencilerden anonim geribildirim aldığımı ve beni ya da sınıfımı eleştiren negatif geribildirimler hakkında ne kadar obsesif olduğumu hatırlıyorum. Pozitif olanları nerdeyse unuturdum bile! Ama bu benim problemimdi, öğrencilerimin değil. Geribildirim özgüvenimi çok zorlardı.
Sanırım bazı öğretmenleri öğrencilerden geribildirim almaktan geri tutan şey, ego kaynaklı korkularıdır. Ve bu her zaman kötü bir karardır.
Ego Sağlığını Etkili Öğretmenlikle Dengelemek
Öğretmenler olarak misyonumuz, kendi ego tatminimizi, ihtiyaçlarımızı ve hikayelerimizi aşmak ve öğrencilerimize ve onlar için iyi olan şeylere odaklanmaktır.
Yapmamız gereken bir şeyi yapmak ama bunun bir öğrencinin kendini kötü hissetmesine sebep olacağını bilmek, “iyi insan” olma ihtiyacımızı zorlayabilir.
Otoritemizi kullanmak, kontrolü elinde tutma ve gücü hissetme ihtiyacımızı besleyebilir.
Benim için öğrenciler birbirine yardım ederken benim neredeyse görünmez olduğum bir öğrenme ortamı yaratmak, üstesinden geldiğim en büyük zorluklardan birisi oldu.
Sağlıklı bir ego gücünün özü, öğrencilerimiz için iyi olan şeylere daha çok, kendimizi önemli hissetmemize daha az odaklanmamızı kolaylaştırır. Ve genel öğretmen sağlığı anlamında bakarsak; sınıfın dışındaki günlük hayatımız ihtiyaçlarımızı ne kadar çok karşılarsa, öğretmenliğimizin ve öğrencilerimizin egomuzu beslemesine o kadar az ihtiyaç duyarız.
Bu yazı Beşsekiz Ortaokulları tarafından desteklenmektedir.
 
 
 
Kaynak: http://www.edutopia.org/blog/importance-of-healthy-teacher-ego-mark-phillips

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber