Bu haber kez okundu.

Patron Öğretmen mi? Lider Öğretmen mi?

Bugün bir çok kamu ve özel okulda disiplin sorunları yaşanmaktadır. Bu sorunların çözülmesinde çeşitli yaklaşımlar benimsenmektedir. Bu yaklaşımlar genel olarak ikiye ayrılabilir. Birincisi; öğretmen ve idare ellerindeki yetkileri kullanarak patronca davranarak sorunları çözmeye çalışırlar. İkincisi; öğretmen ve idare lider olarak davranışlar sergiler ve sorunları çözmeye çalışırlar.

Biz bu çalışmamızda Glasser’ den yararlanarak okullarımızdaki disiplin sorunlarının lider yaklaşımı ile çözülmesini öneriyoruz. Glasser: “Öğrenciler huzur bozucu olduğunda ya da çalışmadığında, bir çok öğretmen de, patronca davranma eğilimindedir. Bu patronca yaklaşım “kestirip atma”yı öngörür. Sorunu çabucak denetime almalarını sağlayacak basit bir şey yapmak isterler. Patron öğretmenlerin birçoğu, öğrencileri okuldan atmaktan hoşlanırdı,ama, huzur bozucu öğrenciler bile okulda kalma hakkına sahip; öğretmenlerin de bu öğrencilerden kurtulması neredeyse olanaksız.

Huzur bozucu olanlar, genellikle ihtiyaçlarını okulda karşılamakta büyük zorluk çeken öğrencilerdir. Sonuç olarak okul , okul çalışması ve öğretmenler, öğrencilerin kalite dünyalarında pek yer almaz. Bu öğrencilerin sınıfta bulunduğu herhangi bir anda , istedikleri ve sahip oldukları arasında büyük bir uçurum olabilir. Bu uçurumun derinliği , kızgın ve başkaldırıcı bir tutum benimsemelerine zemin hazırlar.” Diyor .Bir çok öğrenci okulda öğrendiklerinin günlük hayatta ne işlerine yarayacaklarını bilmemektedir. Öğretmenlerin anlattıkları derslerin hayatımızda nerelerde kullandığımızı somut örneklerle, sürekli anlatmaları ve hatırlatmaları gerekir.

Glasser: “Huzur bozucu öğrencileri sınıftan atmak, okuldan uzaklaştırmak veya okuldan sonra gözetim altında tutmak, belli bir andaki soruna yönelik denetim sağlayabilir, ama ana sorunun çözümüne katkı sağlamaz.Asıl bulunması gereken, bu öğrencileri kaliteli öğrenme sürecine nasıl katacağımızdır. Kalite okulunda, lider-öğretmenler, huzur bozucu bir öğrenciyle, ceza olmaksızın başa çıkmanın yolunu öğrenirler. Bu , hem durumu denetime alan ,hem de öğrenciyi, sınıfta çalışma düşüncesine alıştıran bir yoldur.

Bir çok öğretmenin aklına ilk gelenlerden biri öğrencinin ailesini aramaktır; ama bu, düşünüldüğü gibi işe yaramaz. Bu yola başvuran patron-öğretmenler,ebeveyn‘in, çocuğu, sınıftaki davranışlarından ötürü cezalandırmasını ister. Aynı zamanda patron- yönetici olan anne baba da bunu yapmaya dünden razıdır. Öğrenciler ise hiçbir durumda cezalandırılmaktan hoşlanmazlar ve bu durumda ,öğrenci, okulu, evde yaşadığı sorunun kaynağı olarak görür. Bu yaygın uygulama sorunları çözmek bir yana ,katlayarak artırır.” Diyor. 

Bizim okullarımızda bu uygulama yıllardır kullanıldığı halde bir faydasını şimdiye kadar görmedik. Öyleyse çağdaş uygulamalara bir an önce geçmeliyiz yoksa disiplin sorunları her geçen gün artıyor; bizler çaresiz bekleyemeyiz. Bizim eğitim sistemimizin de öğretmen merkezinden öğrenci merkezine doğru yavaş yavaş kaydırılması gerekir. Glasser:“Gerçekte, ilke olarak şuna inanıyorum okul, anne-babalara, çocuklarıyla ilgili olumlu bilgiler vermelidir. Disiplin sorunları ,mümkün oldukça, anne- babayı katmadan çözülmelidir.

Bu, huzur bozucu öğrenciye şu mesajı verir: ”Sorunlarını, annen baban katılmadan çözebileceğine inanıyoruz.” Bu mesaj, aynı zamanda şunu vurgular: ”Biz ,seni cezalandırmayı değil, sorunun çözülmesini istiyoruz ve annenin babanın seni cezalandırmasına uğraşmıyoruz.” Oysa bir çok öğrenci, öğretmenlerin anne- babayla temelde bu yüzden bağlantı kurduğuna inanır. Anne babaya başvurmak, aynı zamanda, okulun kendi sorunlarını çözemediğinin ilanıdır. Ayrıca öğretmenin sınıfın yönetiminde aciz kaldığının işaretidir. Anne – babalarla toplantı yapılması gerektiğinde , öğrenci de bulunmalıdır.Burada, lider öğretmen tutumuyla ,öğrencinin yanlış bir şey yapmadığını ve toplantının amacının , öğrencinin evde cezalandırılması olmadığının altı çizilmelidir. Amaç anne babayı ceza içermeyen bir plan yoluyla , öğrencinin okulda daha etkin ve başarılı olmasına yardım etmeye ikna etmektir.

İlhami Fındık

([email protected])

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber