Bu haber kez okundu.

Ortaokul Öğretmenliğinin Harika Bir Şey Olmasının 6 Nedeni

20 yıllık öğretmenlik hayatımın büyük bir kısmı ortaokul sınıflarında geçti. İnsanlar bana ne iş yaptığımı sorduklarında ve ben de onlara ergenlere öğretmenlik yaptığımı söylediğimde, cevapları genellikle “Senin yerinde olmak istemezdim” noktasında bir yerde oluyor.
Eğer yaşları 10 ile 14 arasında değişen çocuklar hakkındaki hisleri bunlarsa gerçekten, muhtemelen haklılar da. Ve bence bunda hiçbir sorun yok.
Tıpkı benim bir asker ya da bir hemşire (ya da bir anaokulu öğretmeni) olarak kariyerini sürdürmenin ne kadar zor bir şey olduğunu anlayamayacağım gibi, onlar da benim kendimi bilerek ve isteyerek neden bir oda dolusu “hormonlu” ergene teslim ettiğimi anlayamazlar.
İtiraf etmeliyim ki bazen kendime bu soruyu ben de sordum. Hatta başka bir şey yapmayı bile denedim. Ama sonunda kendimi hep ortaokul öğrencilerinin önünde buldum. Olmam gereken yerin tam da burası olduğu gerçeğiyle yüzleşmem gerek artık. Yoksa neden her yıl tekrar geri döneyim…
Çocukların hayatlarında önemli bir etki yarattığımı ne kadar fazla düşünürsem (ki böyle bir etki yarattığımdan eminim) bu meslek beni o kadar fazla tatmin ediyor. Kişiliğimle ve becerilerimle bu kadar mükemmel bir şekilde örtüşen başka hiçbir iş yok. Ne kadar fazla verirsem, karşılığını o kadar fazla alıyorum. Her sonbahar heyecanlanıyorum.
Bu yaş grubuna öğretmenlik yapmanın eğitim dünyasındaki en iyi iş olduğunu düşünmemin pek çok sebebi var. İşte ortaokulu sevmemin nedenlerinden bazıları:
Çeşitlilik. Ortaokulda öğretmenlik yaptığınızda asla bir gün bir diğerinin aynısı olmaz. Hatta bazen, arada nasıl bir “dramın” patlak verdiğine bağlı olarak dersin başıyla sonu bile aynı olmaz. Ortaokul öğrencilerinin bedenleri ve duyguları üzerinde çok az kontrolleri vardır. Ve bir günden diğerine çok farklı çocuklara dönüşebilirler. Bu, benim sürekli tetikte olmamı sağlıyor. Öğrencilerdeki çeşitliliğe ek olarak, onlarla her türlü eğlenceli ders fikrini deneyleme şansını da bulabiliyorum. Çünkü sürekli yeni bir şeyler denemeye istekliler. Ben çok kolay sıkılan biriyim (tıpkı onlar gibi) ve bu yüzden sınıfta çok geniş bir yelpazeye yayılan yeni şeyler denemekten hepimiz zevk alıyoruz. Sınıfın genel yapısını bilseler de, sıradaki şeyin ne olduğunu asla tam olarak bilmiyorlar. Bu onları heyecanlı tutuyor , beni de enerjik.
Kahkaha. Ortaokul öğrencilerinin halihazırda bir mizah duyguları vardır zaten. Henüz “modası geçmiş” bir espriye gülmeyecek kadar ciddileşecek derecede yorgun ve isteksiz değillerdir. Kafalarında hiçbir “süzgeçleri” yoktur ve akıllarına gelen her şeyi söylerler. Altıncı sınıf öğrencilerim benim can sıkıcı değil hala komik olduğum bir yaşta olduğumu düşünüyorlar. Arkadaşlarına, ebeveynlerine ya da diğer meslektaşlarıma benim komik olduğumu ve sınıfımda iyi zaman geçirdiklerini söylediklerinde biraz egom şişer. Her gün en az bir kez katıla katıla gülmediğim bir işim olmadığını hayal bile edemiyorum.
Dürüstlük. Denediğiniz yeni saç kesiminin beğenilip beğenilmeyeceğinden emin değil misiniz? Eğer bir ortaokul öğretmeniyseniz bunun cevabını 0.2′inci saniyede öğrenirsiniz. Bazı çocuklar hemen gelir ve yüzünüze açık açık söyler. Bazıları bir arkadaşına fısıldar. Ama her zaman ne hissettiklerini bilirsiniz. Çoğu henüz duygularını belli etmeyen yüz ifadesi üzerinde ustalaşmamıştır. Ve ben onları gerçekten bir kitap gibi okuyabilirim. Sır tutma konusunda da hiç iyi değillerdir. İşin ucu kendilerine dayansa bile yine de eninde sonunda baklayı ağızlarından çıkarırlar . Eğer bir dersi severlerse, bunu hemen anlarım. Eğer dersten sıkılırlarsa, bunu da hemen duyarım. Duyguları ister pozitif, ister negatif olsun, her zaman nerede durduğumu bilirim. Kendilerini dünyaya bu kadar açabilmeleri ve gerçekten ne hissettiklerini söylemeleri çok güzel bir şeydir.
Tuhaflıklar. Ortaokul öğrencilerinin hem kalabalığa karışmak hem de kendine özgü ve tuhaf halleriyle kalmak istemeleri arasında sıkışıp kalmalarını severim. Ortaokul döneminde gelişim çok hızlı ilerler. Altıncı sınıfa geçen bir öğrenci, bir sekizinci sınıf öğrencisine hiç benzemez. Bu süreçte oluşan, saç stillerinden el yazılarına kadar her alandaki sonsuz değişimi izlemek büyüleyici bir şeydir. Ben de bir zamanlar kendi içinde hiç rahat olamayan tuhaf bir ergen olduğum için onların yaşadıklarıyla empati kurabiliyorum. Kaybedenlerle ve ezilenlerle bağ kurardım, onlarda özel bir şeyler bulurdum. Ayrıca birkaç “kötü” kızın zorbalığına da uğramıştım. Bu yüzden popülerliğin ve arkadaşlığın karmaşıklığı içinde kendi yolunu bulmanın ne kadar zorlu ve aldatıcı olabileceğini bilirim. Bütün garip ve harika özellikleriyle ortaokul öğrencilerini kendi “kabilemden” gibi hissederim.
Merak. Ortaokul öğrencileri genellikle ikinci bir çocukluk döneminden (iki yaş sendromu da dahil) geçiyormuş gibi görünürler. Ancak yürümeyi ve yemek yemeyi öğrenmek yerine dünyada işlerin nasıl yürüdüğünü ve bu dünyada kendi yerlerini bulmaya çalışmayı öğrenirler. Doğal olarak oyuncu ve deneyseldirler. Ve hala yeni bir deneyimden keyif alabilirler. Okul için henüz fazla ciddi ve “havalı” değillerdir. Hala risk almaya istekli “varoluşsal hayalperestlerdir”. Çoğu günler, paylaştıkları bir bakış açısını huşu içinde dinlerim. Sanki hayatın içinde, gerçek zamanlı derin bir öğrenmenin gerçekleştiğine tanık olurum. Bu müthiş bir heyecandır.
Etki. Ortaokul öğrencileri, ebeveynlerinden ayrılmanın ve kendi kimliklerini oluşturmanın gerçekleştiği zorunlu bir gelişim evresindedirler. Ancak yine de buna ulaşmak için yetişkin rehberliğine ihtiyaç duyarlar. Bunun sonucu olarak ortaokul öğretmenleri, anne babalar yerine geçerler. Ama tartışmaların yaşanmadığı ya da yatak odası kapılarının öfkeyle yüzüne çarpılmadığı anne babalar. Çoğumuz bir öğrencimizin bize yanlışlıkla anne ya da baba dediğini duymuşuzdur. Hala ebeveynlerinin onayını ararlar ama bunu aynı zamanda öğretmenlerinde de isterler. Benden daha fazlasını bildiklerinden ve benim söylemek istediklerimi dinlemeye istekli olup olmadıklarından henüz emin değillerdir. Bu beni güçlü bir pozisyona sokar. Ve ben bu sorumluluğu asla hafife almam. Onlara zarar verme ya da onları iyileştirme gücüne sahip olduğumu bilirim. Sözlerim ve davranışlarım beni tanımlar ve ben rol model olmayı çok ciddiye alırım. Bir yetişkin olmanın ne demek olduğuna dair farklı bir örnek görmek için dikkatle bana bakarlar. Ve ben bundan daha büyük bir onur düşünemiyorum.
Ortaokulun genellikle öğretmenlik yapmak için en zor yaş grubu olduğu düşünüldüğü doğrudur. Ama ben “çocuklarımı” her gün görmediğim bir hayatı hayal bile edemiyorum. Bu benim şimdiye dek sevdiğim en zor iş.
Bu yazı Beşsekiz Ortaokulları tarafından desteklenmektedir.
 
 
 
Kaynak: http://www.middleweb.com/24949/six-reasons-why-middle-school-rocks/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber