Bu haber kez okundu.

Okul Öncesi Öğretmenlerinin Ortak Feryadı!

21. yüzyıl içerisinde tüm dünya ülkeleri eğitimin önemli olduğunu ve eğitimin ne kadar küçük yaşta verilmeye başlanırsa gelecek olan neslin o kadar daha eğitimli ve verimli olacağını keşfederek, eğitime ve çocuklara önem vererek teknolojinin zirveye ulaştığı günümüzde çocukları ve gençleri teknoloji ile buluşturduğu bu günlerde, ülkemizde de gerek dünya ülkeleri seviyesine ulaşmak gerekse bizim çocuklarımızı ve gençlerimizin izinde ufuklarını açmak ve ilerleterek dünya ülkelerinin eğitim seviyesinin üstünde yer alarak onlarla yarışabilmeleri için eğitim programlarında ve politikasında her geçen gün değişik politikalar ve programlar uygulanmaya başlanmıştır.


Eğitimciler ordusu olarak şuna içten ve samimi olarak inanıyoruz ki ülkemizde her geçen gün uygulamaya konulan eğitim sistemleri, programları, politikaları ülkemiz geleceğinin temsilcileri olacak olan çocuklarımızın daha verimli, kaliteli ve becerikli olarak yetiştirilmelerini sağlamak için yapılan çalışmalardır.


Ancak yapılan değişikliklerde ve uygulamalarda her nedense okul öncesi eğitim tamamen körlenmiş ülkemizde 4, 5 ve 6 yaş gurubu çocuklarımız daha iyi eğitim almalarını sağlanmak için yapılan uygulama neticesinde bir önceki eğitim sistemine göre daha verimsiz hale gelerek ihmal edilmiş durumdadır.


Şöyle ki, aile isteği ve rızası ile 6 yaş gurubu olan çocuklarımız 1.sınıf eğitimine başlamaktadırlar, 6 yaşındaki bir çocuğumuz 1.sınıf eğitimine geldiğinde okul ile ilgili hiçbir bilgisi ve ilgisi olmadan doğrudan eğitim öğretime başlayarak bir bocalama durumuna gelmektedirler. Şehirlerde ikamet eden ekonomik gücü iyi olan öğrenci aileleri ekonomik gücüne göre Anaokulların da çocuklarına bazı alışkanlıkları ve bilgileri alma imkânı sağlasalar da kırsal kesimde ikamet eden çocuklarımız bu imkânlardan faydalanması mümkün olmamaktadır.


Şehirde ikamet eden çocuklarımızın büyük bir kısmı ise gerek maddi imkânsızlıktan gerekse ailelerin ihmalkârlığından çocuklar anaokuluna gitmemekte doğrudan 6 yaşında eğitim öğretime başlamakta olup, bu durumda aynı sınıf içerisinde anaokuluna giden ve gitmeyen öğrenci yan yana geldiğinde sınıf içerisinde hem bilgi yönünden hem de hal ve hareket yönünden ister istemez farklılıklar oluşmaktadır.


 Okulöncesi eğitim de, çocuklarımız 5 yaş grubunda kırsalda ve şehirde olsun okulöncesi sınıflarında birbirleri ile kaynaşarak, oyun çağında oyunla birlikte eğitim alırken çağın nimetlerinden ve teknolojiden faydalanarak gerek öğrenme kabiliyetleri gerekse el becerisi kabiliyetleri keşfedilip artırılarak eğitim öğretime hazırlanarak çocuğu ailelerin çocuklarına veremedikleri eğitimler, pekiştiremedikleri alışkanlıklar ve becerileri okulöncesi sınıflarında eğitimciler tarafından verilmektedir.


Bizim ülkemizde de Okulöncesi eğitim ve öğretimin önemi benimsenmiş, daha önceki yıllarda 5 yaş üstü çocuklarımızı eğitime hazırlamak için her okul bünyesinde Anaokulu açılarak zorunlu hale getirilmiş hatta ayrıca Anaokulları açılarak alt yapıları hazırlanmış ülke genelinde ise gerek fiziki olarak gerekse eğitim öğretim alanında öğretmen ihtiyacı ve araç gereç ihtiyacı olarak büyük bir yol katledilmişti. Yapılan çalışmalardan da büyük başarılar elde edilerek gençlerimiz ve çocuklarımız her geçen gün eğitimde kaliteyi en üst seviyede yakalama aşamasına gelinerek, çocuklarımızın kendi becerilerine göre zamanla orta öğretim sonunda meslek liselerine veya meslek kurslarına yönlendirmeler yapılarak meslek liselerimizde canlandırılmıştır.


Okulöncesi sınıflarında çocuklarımız öğrenme, konuşma ve çevreyi tanıma arkadaşları ile ilişkilerini pekiştirerek arkadaşlık alışkanlıklarını kazanarak eğitim öğretime geçmeden sosyal, zihinsel,psikomotor,özbakım becerileri ve bilişsel becerilerini tamamlayarak 1.sınıfa başladıklarında 1. sınıfta da gerçek bilgilerle donatılmaya başlanmakta idiler.


Zamanla Eğitim öğretim sisteminde yapılan değişiklikten dolayı okulöncesi eğitim ve öğretimin önü kesilmiş, çoğu yerlerde Anasınıfları kapatılarak sonlandırılmış olup, çocuklarımız 6 yaşında doğrudan l. sınıfta ilköğretime alınmaya başlanmıştır. Bu durumda çocuklarımızın hiçbir alt yapısı olmadan aileden aldığı alışkanlık ve beceri ile doğrudan eğitim öğretime başladığından sınıf içerisinde uyumsuzluklar ve aynı sınıf içerisinde okuma yazmaya başlayan çocuklar arasında farklılıklar oluşarak kimi çocuk 3 ayda kimisi 5 ayda kimisi de sene sonuna kadar okuma yazmayı öğrenememektedir. O zamanda eğitimin kalitesi düştüğü gibi çocukların iç dünyasında hayal kırıklıkları oluşmakta geri kalan çocuğun tüm istek ve arzuları köreltilmiş olarak okuldan ve eğitimden uzaklaşmaktadır.


Okul öncesi eğitimler devletin bir politikası olduğundan bütün üniversitelerde okulöncesi öğretmenlik bölümleri açılarak günümüz gençliği okulöncesi öğretmenliğine yönlendirilmiş, şuan Türkiye genelinde 30.000’nin üzerinde okulöncesi öğretmenliğini bitirmiş bir öğretmen kadrosu atama beklemekte bu da Türkiye de işsizlik ordusuna bir kat daha etki yapmakta öğretmen olma duygusu ve hevesi ile okuyan bu genç arkadaşlarımız büyük bir hayal kırıklığı içerisinde zaman zaman hem maddi hem de manevi bunalımlar geçirerek çok büyük olumsuzluklara sebebiyet vermektedir.


Sonuç olarak gerek ülkemiz de geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitim kalitesini ve seviyesini yükseltmek gerekse bu yolda görev almak için yıllarca üniversite kapılarında eğitim görmüş öğretmenlerimizin umutlarını yeşertmek ve onları toplumdan uzaklaştırmamak üzere okulöncesi eğitim politikasının yeniden gözden geçirilerek anaokullarının tekrar eskisi gibi yaygınlaştırılması konusunda çalışmalar başlatılması hususunda gereğinin yapılmasını istiyoruz.

 

Kaynak: "Turkkamu.net " 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber