Bu haber kez okundu.

Öğretmensiz Başarı Hayaldir

 Ortada bir başarısızlık varsa mutlaka başarısız birileri de vardır. Seçimin ardından başlayan  sorgu döneminde; “Nerde yanlış yaptık?” sorusunu, en çok sorması gerekenler, son yıllarda eğitime  yön veren üst düzey bakanlık yöneticileridir. Atılan birçok adım; velisiyle, öğrencisiyle, öğretmeniyle  herkesi tedirgin etmiştir. Problem çözmek yerine yeni problemler ortaya çıkarmıştır.   Başarısız yöneticinin, kendini sorgulamak yerine, aklına ilk gelen yöntem ekibini suçlamaktır.

 “Ekibi iyi organize edemedim, motivasyon araçlarını iyi kullanamadım, problemlerine zamanında  çözüm üretemedim, bu kadar maddi kaynağı verimli kullanamadım…” demek yerine, muhataplarını  suçlayarak, onlara yaptırımlar planlayarak başarıyı yakalama şansınız yoktur. Son yıllarda atılan  adımlara bakılırsa başarısızlığın bedeli yönetici ve öğretmenlere çıkarılmıştır.   Bugün eğitim sistemimize yön veren hukukçu, işletmeci, iletişimci kim varsa şu bilgiyi hiç  aklınızdan çıkarmamalısınız. Eğitim sisteminin en kritik görevini, okullarda öğretmenler yapar.  

Okuldaki müdür yardımcısından bakanlığın en üst birimine kadar yönetim kademesinin asıl görevi,  öğretmenin sınıftaki işini kolaylaştırmak ve verimini artırmaktır. Asıl olan orada yapılan iştir. Siz,  yukarıda birçok sistem kurar birçok proje geliştirirsiniz ancak sınıf ortamı kendi doğal dinamikleriyle  işler. Yaptıklarınızın sınıfa, öğretmene, veliye nasıl yansıdığı sizi ilgilendirmiyorsa, on yıl sonra  geleceğiniz aşama bu gün ki aşamadır.

  Peki, bugün öğretmenlerle ilgili durum nedir? Bugün şiddete uğrayan öğretmene, “iletişimini  iyi tut.” diye nasihat edilir. Veli, tepesinde 147 kılıcını sallar. Ödül alması mülki amirin keyfine bağlıdır.  Kariyer yapacağı sistem on yıldır kapalıdır. Polis ve hizmetliden daha az sınav ücreti alır. Ek ders  adaletsizliğinin düzeltileceğinden umudunu kesmiştir. Bazıları haftada 47 saat ek ders alabilirken  bazıları sadece maaş karşılığı derse girer. Son yıllarda lehine olan ne varsa ortadan kaldırılmıştır. Basit  bir kurs düzenlemesi bile altı ay sonra yapılır. Yirmi yıllık bir öğretmenin maaşı 2.800 TL’dir ve vergi  dilimi yüzünden yılda bir kere zam alır. Sistem değişiklikleri birçok defa yerinden etmiştir ancak hala  rotasyona muhatap olabilir. Bu şartlar altında kendine güvenilmez ve sürekli eleştirilir, şiddete  uğradığında saldırganın serbest kalmasıyla gündem olur...

Aslında öğretmenlerin gönlünü almak çok kolaydır. Ülkemizin girdiği yeni dönemde biraz  daha birbirimizi dinleyerek başarıyı getirecek sağlıklı ortamı oluşturabiliriz. Nasıl ki seminer görevini  tatil adreslerinde yapabilme imkânı olumlu bir hava estirdiyse atılacak yeni adımlarla yeni öğretim  yılına güzel bir başlangıç yapabiliriz. “Rotasyon tamamen iptal edilmiştir, sınav ücretleri sisteminde ÖSYM ile aynı sisteme  geçilmiştir, ek derslerde adalet sağlanacaktır, nöbete ücret verilecektir, etüt uygulaması geri  getirilmiştir, öğretmenler gününde bir maaş ikramiye verilecektir…”

Çok mu zor? Bence değil ve buna  ihtiyaç var. Öğretmen verimliliğini artırmak için yaptırım değil ödül ve teşvik sistemi düşünülmelidir. Bu  alanda atılabilecek o kadar çok adım var ki. Bugün haftada iki gün okula giden öğretmen  arkadaşlarımız var.   Günde iki saat dersini verip okuldan ayrılan öğretmen hangi öğrencinin derdiyle  ilgilenebilir? İyi bir sistemle siz, bütün öğretmenleri mesai saatleri içinde, dersi olsun olmasın okulda,  hem de gönüllü tutabilirsiniz.

Sene başında sunacağınız, ilave iyileştirme ile neden okulunda  çalışmasın öğretmen. Akla ilk gelen zora koşmak olunca büyük bir potansiyeli elimizin tersi ile itmiş  oluyoruz. Cumhurbaşkanı çırpınıyor, iş başındakiler sürekli deneme yanılma yöntemi ile zaman  kaybediyor. En küçük bir adım bile aylar, yıllar sonra atılabiliyor.

Problemlerin kıyısından köşesinden  dolaşmaktan, içi boş projelerden ve reklamdan başka bir değeri olmayan boş işlerle uğraşmaktan asıl  problemlere zaman kalmıyor. Eğitim sistemi kişisel fikirlerin denendiği bir sistem haline dönüştü.  Koca koca makam sahipleri ortalıkta dolaşıyor ancak öğretmenin bir derdini dert edinen yok. Kiminle  yapacaksınız? Küçücük bir makam edindiğinde kasılmaktan yere göğe sığmayan bürokratlarla mı  eğitimi ayağa kaldıracaksınız, yoksa öğretmeninize sahip mi çıkacaksınız? Tercih sizin, isterseniz bir on  yıl daha kaybedin, nasıl olsa başarısız olan bürokrat bedel ödemiyor.  

Talat YAVUZ

Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı

kamuajans.com

 

 



BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber