Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENLİK KARİYER DUVARLARI

Yazıyı kaleme almadan önce yazıda kullanacağım ana terimlerle ilgili Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğünden bir tarama yaparak, yazıya konu olan hususlardan biri olan uzman öğretmenlikteki “uzman” kelimesinin anlamını incelemek istedim. TDK Güncel Türkçe Sözlüğü bölümündeki sorgu kutusuna “uzman” kelimesini yazdıktan sonra, ara düğmesini tıkladım, ekranda karşıma; “1. sıfat Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse), mütehassıs, kompetan. 2. isim Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse, spesiyalist. 3. isim Bilirkişi” şeklinde anlamlar çıktı. Kelimenin ikinci anlamındaki “lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse” ifadesi dikkatimi çekti ve bu ifade sanki Milli Eğitim Bakanlığının ilgili yetkililerinin görmesi için özellikle konulmuş türden.

TDK “uzman”  kelimesini böyle tanımlayadursun; Milli Eğitim Bakanlığının ilgili yetkilileri sanırım bu konuda TDK ile aynı fikirde değil. Bakanlığın bir defaya mahsus olarak yaptığı kariyer basamaklarında yükselme sınavı ile “lisansüstü öğrenim derecesine sahip olmayan” binlerce öğretmene tek bir sınav ile uzman öğretmenlik unvanı verdiği herkesin malumu. Öte yandan aynı Bakanlık, “alanında master yapmış ve lisansüstü öğrenim derecesine sahip olan” binlerce öğretmene ise “yüksek lisans ile uzman mı olunurmuş” dercesine uzmanlık yolunu kapatmış durumda. Akıl alır gibi değil, Bakanlığın bu uygulamayı hangi gerekçelerle yaptığına da akıl sır erdirmek imkânsız. Neyse, söylenecek çok söz ve yapılacak çok latife var ama ben işin özüne geleyim…

Hatırlayalım!... 08/07/2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5204 sayılı ''Milli Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'' ile 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesinin sonuna bazı eklemeler yapılmıştı.  Kanun metninde özetle; öğretmenlik mesleğinin adaylık döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrıldığı; kariyer basamaklarında yükselecekler için yapılacak olan sınavda sınav tam puanının en az % 60'ının alınması gerektiği; sınavın yılda bir defa olmak üzere ÖSYM'ce yapılacağı; alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlamış öğretmenlerden uzman öğretmenlik, doktora öğrenimini tamamlamış olan öğretmenlerden ise başöğretmenlik için sınav şartı aranmayacağı; toplam serbest öğretmen kadro sayısı içinde, başöğretmen oranının % 10, uzman öğretmen oranının ise % 20 olacağı ve istemesi halinde Bakanlar Kurulunun bu oranları bir katına kadar yükseltmeye yetkili olduğu ifade edilmişti.

5204 sayılı Kanun Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra, söz konusu kanunun 1 inci ve 2 inci maddelerinin Anayasa'ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesinde iptal ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açılmıştı. Anayasa Mahkemesi bunun üzerine, 18/03/2009 tarihli ve 27173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 18/03/2010 tarihinde yürürlüğe giren E2004/83 ve K2008/107 sayılı kararı ile; dava konusu 5204 sayılı Kanunun bazı kısımlarının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine; bazı kısımlarının ise Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermişti.
Bu kararda öne çıkan bazı önemli noktaları özetlemek gerekirse: “ %20’lik uzman öğretmenlik kotası iptal edilmiş ve iptal gerekçesinde; “uzmanlık” unvanının öğretmenlerin %20’lik bölümünün üzerinde bırakıldığı, geriye kalan %80’inin mağdur olacağı ve bu durumun hukuka uyarlılık göstermediği yönünde gerekçeler ifade edilmişti.  Öte yandan, tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış öğretmenlerin sınavdan muaf tutulmalarında Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmadığından hareketle bu kısım ile ilgili iptal isteminin reddine karar verilmişti. Tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlamış öğretmenlerin uzman öğretmen; doktora öğrenimini tamamlamış olan öğretmenlerin ise başöğretmen olmalarının önündeki kota engelinin kaldırılmış olması ile birlikte, bu kişiler için sınav şartının olmaması durumu da dikkate alındığında, artık tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlamış öğretmenlerin uzman öğretmen; doktora öğrenimini tamamlamış olan öğretmenlerin ise başöğretmen olacağı düşünülüyordu. Anayasa Mahkemesi, aldığı E2004/83 ve K2008/107 sayılı kararın yürürlüğe girme zamanını bir yıl sonraya bırakmasına rağmen; Milli Eğitim Bakanlığı bu zaman zarfında konu ile ilgili herhangi bir yeni yasal düzenleme yapmamıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı, tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlamış öğretmenlere uzman öğretmenlik sertifikası vermeyince, mağdur olan öğretmenler idare mahkemelerine başvurarak konuyu yargıya taşımışlardır. İdare mahkemelerinin davacı öğretmenlerin lehine verdiği kararların ardından, Milli Eğitim Bakanlığı temyiz yoluna gitmiştir. Danıştay 2. Dairesi uzun bir süre mağdur öğretmenlerin lehine kararlar vermiş, ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2013 yılından itibaren verdiği aleyhte kararlarından sonra, Danıştay 2. Dairesince temyiz ve karar düzeltme aşamasında olan dosyalar için aleyhe kararlar verilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun aleyhte kararları öncesinde Danıştay 2. Dairesine taşınan davalar öğretmenlerin lehine sonuçlanmış;  Üst kuruldan çıkan aleyhte kararlardan sonra ise Danıştay 2. Dairesi görüş değiştirmek sureti ile bu konudaki dosyaları davacı öğretmenlerin aleyhine karara bağlamaya başlamıştır.

Bunun sonucunda,  uzman öğretmenlik davalarının öğretmenlerin aleyhine sonuçlanmasının ardından geriye dönük ödemeler ve masraflar davacı öğretmenlerden tahsil edilmeye başlanmıştır. Öğretmenler adeta davacı olduklarına pişman edilmişlerdir. Yargıya başvurmak davacı öğretmenlere pahalıya mal olmuştur. Öğretmenler, dosya masrafları, avukatlık ücreti ve diğer geri ödeme ücretlerini ödemek zorunda kalarak zor durumda bırakılmıştır.

Sonuç olarak, master (tezli yüksek lisans) yapan öğretmenlerden 2013 yılından önce Danıştay 2. Dairesince dosyası karara bağlananlar uzman öğretmenlik unvanını almış; ancak söz konusu tarihten sonra dosyası karara bağlananlar ise Öğretmenlik Kariyer Duvarına toslamışlaradır. Umarız ve dileriz ki Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri gözlerini kapadıkları ve kulaklarını tıkadıkları bu adaletsizliği, eşitsizliği ve haksızlığı en kısa zamanda görecek, Türk Dil Kurumu’nun uzman olarak tanımladığı öğretmenleri uzman kişiler olarak kabul edecek ve bu öğretmenlerin uzman öğretmenlik unvanı almalarının önündeki duvarı kaldıracaklardır.” Sevgiyle kalın.


 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber