Bu haber kez okundu.

Öğretmenliğin Tanımı ve Öğretmenlerde Bulunması Gereken Bazı Özellikler

Öğretmen, ... örgün eğitimde bir öğretim görevi ile yükümlü her derecedeki öğreticileri kapsamaktadır(Akyüz, 1978, 1). Öğretmen, ...devletin eğitim politikasını uygulamaya koyan, uygulama sonuçlarıyla politikaları etkileyen, uzmanlık çalışmaları ve araştırmalardan yararlanan, aynı zamanda bu çalışmalarla iç içe olup onlara katkı sağlayan önemli bir kişidir. (Varış, 1973, 32). Öğretmen bir milletin ruh ve karakter hamuruna şekil veren üretici bir insandır. Öylesine üreticidir ki, bütün bir toplum öğretmenin eseridir denilebilir. Toplumun her alanında görev ve sorumlulukla donatılan öğretmenin çeşitli dönemlerde itibarının farklı seyir izlediği ortadadır (Büyükkaragöz, 1998, 1). Öğretmen gerekli bilginin kazanılmasını kolaylaştıran, gerekli ortamları hazırlayan bir rol benimsemek durumundadır. Bunu en iyi biçimde yapabilmek için de en az öğrencileri kadar öğrenme ile arasının iyi olması gerekir (Fındıkçı, 1997, 27). Claparede' ye göre; Öğretmenin en önemli erdemi, çok bilgili olmak değil, şevk sahibi olmaktır. O kendi mizacından farklı mizaçların ve farklı zihinlerin de bulunduğunu iyi bilmeli, çocuğun düzeyine inmeli, çocuğun karşısına hasım gibi değil, bir dost gibi çıkmalıdır (Akyüz, 1983, 16). Öğretmenin kişilik olarak sağlam bir yapıya sahip olması gerekir. İbn Sina öğretmenin, nefsinin isteklerine uymayan, aşırı öfkeden, tamah ve hırstan kaçınan, korkmayan bir yapıya sahip olması gerektiğini belirtir. Bütün eğitimcilerin birleştiği bir özelliği de iyi ahlâk ve kişilik sahibi olmasıdır. Erzurumlu İsmail Hakkı ise, Marifetname adlı eserinde, öğretmenin, yaramaz çocukları nasihatle eğitme yoluna giden, soru soranları azarlamadan cevap veren özelliklerinden bahseder.
Kerschensteiner, öğretmenlerin çocuğun ilgilerini göz önüne almalarını gerektiğini söyleyerek onların ilgi duymadıkları işlere zorlanmamalarını söyler. Ona göre, ...öğretmenlik, doğuştan getirilen yetenek ve eğilimlere büyük ölçüde dayanan bir meslektir. Öğretmen olabilmek için her şeyden önce Tanrının insana bazı yetenekler vermiş olması gereklidir. Bunlar: 1- Gerçek öğretmen saf bir çocuk ruhu taşır, gençlerden kopamaz. 2- Gerçek öğretmen, kendini çocuğun yerine koyabilir ve çocuğa karşı davranışlarında uyanık ve incelik gösterir. 3- Gerçek öğretmen, çocukları gözleyip onları bütünlükleri içinde kavrayabilir ve onların kişiliklerini anlayabilir. 4- Gerçek öğretmen, kendi iradesine sahip ve karakter sahibidir. 5- Gerçek öğretmen, neşeli ve iç huzura sahiptir (Akyüz, 1983, 43-44). Alain ise, öğretmenle bahçıvanın yaptığı iş arasında benzerlik kurarak şöyle der: Bahçıvan bir bahçe yapmak isteyince deli otları, yabanî erikleri, kıvrım kıvrım gürizleri söküp atmakla işe başlar; kuşları uzaklaştırır, toprağı alt üst eder, kökleri bulup söker, ateşe atar. Sonra yollar ve bitkiler için bölgeler çizer, lahana, enginar, gül fidanları diker. O zaman tırmığına gururla dayanıp işte güzel bir bahçe der. Eğitimci böyle bir bahçıvandır. Kafaların bahçıvanlığı daha çok ihtiyat ister. Toprağın ürünlerini korumak, budamak, aşılamak gerekir. Söküp atmak değil (Akyüz, 1983, 43-44); insan yavrusunun yetişkin bir birey durumuna gelerek üretici konumuna geçebilmesi için ortalama yirmi beş yıl ona hizmet etmek gerekmektedir. Dolayısıyla yetiştirilmesi oldukça zaman alıcı ve itina isteyen böyle bir işle uğraşan kişilerin de işinin ehli olması elbette ki zorunludur. Bahçede istenmediği halde çıkan yabanî otları söküp atmak kolay, hatta yararlı otları dahi atarak yerine yenilerini kısa zamanda yetiştirmek mümkünken, insan yetiştirmede durum çok farklıdır. İstenmeden de olsa insan eğitiminde yapılacak bir hata, sadece yetiştirilen bireye zarar vermeyecektir. Aynı zamanda topluma da zararlı sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle de, günümüzde birey eğitiminde çok önemli görev üstlenen öğretmenlerin sorumlulukları oldukça fazladır.
Eğitimcinin insanları sevmesi yeterli değildir, insan üstünlüklerini de doğru olarak anlamasını (Russel, 1996. 41) ideal edinmelidir. İdealist bir öğretmenin asıl işlevi de gençlerin akıl gelişimlerine yardımcı olmaktır (Büyükdüvenci, 2000, 140). İdealsiz öğretmen ise en yetenekli öğrencilerini geri zekalı yapar. İdeal sahibi öğretmen öğrencilerini yetiştirirken yönünü eğitim teorisinden, yöntemini sürekli araştırmalardan almak zorundadır. Çünkü öğretmen , araştırma sonuçlarına dayanılarak geliştirilen eğitim politika ve teorisini uygulamaya koyan, uygulama sonuçları ile bir teoriyi etkileyen, eğitimde uzmanlık çalışmalarından ve araştırmalarından yararlanan, fakat aynı zamanda bu çalışmalara katkı sağlayan en önemli kişidir (Küçükahmet, 1976, 3).
Baltacıoğlu yetersiz öğretmenlere ve eğitim sistemine ağır eleştiriler getirdiği ve çözüm yolları önerdiği Talim ve Terbiyede İnkılap adlı eserinde; öğretmenin dersini en verimli hale nasıl getirmesi gerektiğini ve dersin özelliklerini; yalnız hafızayı birtakım bilgilerle dolduran, yalnız hayal gücünü şişiren, bütün kuvvetleri hareketsiz bırakan bir ders; eğitim açısından yetersiz bir derstir. Bir ders hem bilgi veriyor, hem de bu bilgiyi verirken, eli, gözü, dikkati, muhakemeyi eğitiyor, duyguları geliştiriyor, iradeyi harekete geçiriyor, girişimciliğe, azim ve dayanıklılığa alıştırıyorsa o ders eğitim açısından yararlı bir derstir (Baltacıoğlu, 1995, 24) şeklinde açıklamaktadır.
Sadece bilgiyle doldurulmuş kafalar yerine eğitimin amacı, zekâyla duyguları birleştirerek kişinin kendisini gerçekleştirmesini hedef almalı, kafa ve kalbi birleştirecek bir eğitim süreci planlanarak gerçekleştirilmelidir. Bunu sağlayacak olan eğitim, bireyde bilinçli bir kişisel gelişim sağlamalı, eğitim insanın kendine özgü olduğu görüşü üzerine kurulmalı, karşılıklı ilişkiler içerisinde yaşamaya özen gösterilecek şekilde işe ve eyleme istekli kılınmalı, onur ve erdem sahibi insanlar yetiştirmelidir (Bilen, 2000, 91) Bunun yanısıra Baltacıoğlu yetersiz öğretmenlerin topluma verebileceği zararları anlatmak için şöyle seslenmektedir: Hoca efendiler, dövün, korkutun, ezberletin; eğer bu ülkenin katili olmakta çıkarınız varsa bundan daha etkili bir hançer bulamazsınız (Baltacıoğlu, 1995, 37). Eğitimimizin içinde bulunduğu kısır döngü ve tarihî yanılgı, bir ülkede ekonomik, siyasal, hukuksal alanlarda ne kadar reform yapılırsa yapılsın, o ülkenin en büyük hazinesi olan insan unsuru kendi kendine düşünebilen, yaratabilen, girişimci, yüksek nitelikli yurttaşlar olarak tüm yönleriyle eğitilmeden yapılan çalışmaların çıkmaza gireceği gerçeğinin göz ardı edilmesinde yatmaktadır. Bu yönde yapılacak eğitim uygulamalarında ele değil kafaya ve gönüle yönelmek önem taşımaktadır (Büyükdüvenci, 2000, 86). Bunu yaparken öğretmen tarafsız kalabilen, doğruları gösteren (Türkoğlu, 1996, 195) kişi olmalıdır.

 

Kaynak: www.htahtaoglu.blogspot.com.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber