Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENLERİN SOSYAL VE DUYGUSAL BECERİLERİNİ GELİŞTİRİLMELİ

Öğretmenlerin neyi, neden yaptıklarının temelinde duygular vardır. Eğitimciler ders verirlerken; öğrencilerine, öğrenmekten haz duymayı ya da eleştirel düşünmeyi öğretebilmenin ve fazla olanaklara sahip olmayan çocuklara eşit olanaklar sağlayabilmenin hayalini kurarlar. Ancak araştırmalar, öğretmenlerin yüzde 50 ilâ 60’ının mesleklerindeki ilk beş yıl içinde öğretmenliği bıraktıklarını gösteriyor. Öğretmenlerin stres seviyeleri de eşi benzeri olmayan seviyelere dayanmış durumda. Amerikalı Öğretmenler MetLife Anketi sonuçlarına göre, öğretmenlerin yarıdan fazlası haftanın en az birkaç günü ağır stres altında olduklarını söylüyor. Ders anlatmak duygusal bir süreçtir. Öğretmenlerin mesleklerine devam edebilmek, sosyal ve duygusal becerilerini güçlendirerek derslerde karşılaştıkları stresi yönetebilmek için desteğe ihtiyaçları var.

Sosyal ve duygusal yetkinlikler, öğretmenlerin tükenmemesi ve kendilerini iyi hissetmesi için çok büyük önem taşıyor. Hem kendimizle hem de çevremizle barışık olmamızı sağlayan duygusal zekâ, bir öğrencinin hatalı davranışı karşısında tepki vermeden önce kendi duygularımıza ulaşabilmek, zor bir günün sonunda rahatlayabilmenin yollarını bulmak ya da bizi harekete geçiren şeyleri tanımlayabilmek anlamına geliyor. Bu beceriler genellikle öğretmen hazırlık programlarının zorunlu bir parçası olmadığı için bütün eğitimcilerin eşit oranda yetkin olduğunu var sayamıyoruz. Bu becerilerin bir kısmı bazı öğretmenlerde doğal olarak bulunabilirken, bazılarınınsa bu konuyla daha yakından ilgilenip kendilerini geliştirmeye çalışması gerekiyor. Tıpkı öğrencilerimiz gibi, hepimizin çok iyi olduğu ve zorlandığı alanlar var!

Araştırmalar, öğrencilerin kendilerini güvende hissettikleri onları destekleyen ortamlarda daha iyi öğrendiklerini gösteriyor. Bu durum yetişkinler için de geçerli. Sosyal ve duygusal yetkinlikler bağlamdan çok etkileniyor. Eğer çalışma ortamınız dedikodudan ya da şikayetten geçilmiyorsa, olumsuz davranışlar sergilemeye daha yatkın olacaksınız. Tam tersine, eğer sizi destekleyip kucak açan bir okulda çalışıyorsanız, stresinizi daha iyi yönetebilir, gerektiğinde yardım isteyebilirsiniz.

Şu anda çalıştığınız yeri bir düşünün. Çalışma ortamınız, öğrencilerinize ve iş arkadaşlarınıza davranışlarınızı nasıl etkiliyor? “İyi tarafınızı” ortaya çıkarabiliyor musunuz? Çalışma ortamınızın davranışlarınızı nasıl etkilediğinin farkına varmanız, gerektiğinde farklı davranabilmenizi sağlar.

Öğretmenler Sosyal ve Duygusal Becerilerini Neden Geliştirmeliler?

Araştırmalar, öğretmenlerin sosyal ve duygusal becerilerinin öğrencileri ve öğrenme ortamını üç şekilde etkilediğini gösteriyor.

Öğretmenlerin sosyal ve duygusal yetkinlikleri, öğretmen-öğrenci ilişkisini etkiliyor.
Sakin, olumlu ve uyumlu öğretmenler, öğrenciler zorlayıcı davranışlar sergilediğinde bile onlara daha sıcak ve duyarlı yaklaşmayı becerebiliyorlar.

Öğretmenler, bilerek ya da bilmeyerek bu becerileriyle öğrencilere örnek oluyorlar.
Öğrenciler, her gün stresli durumlarla karşılaşıp bununla başa çıkan öğretmenlerini dikkatle izliyorlar! Hepsi öğretmenlerinin yılgınlıkla, fikir anlaşmazlıklarıyla başa çıkıp sınıfı kontrol altında tutmasından bir şeyler öğreniyor.

Öğretmenlerin sosyal ve duygular becerileri, sınıf düzenini ve yönetimini etkiliyor.

Öğretmenler Sosyal ve Duygusal Becerilerini Nasıl Geliştirebilirler?

Duygusal zekâyı (Emotional Intelligence; EQ) günlük hayata uyarlamak için geliştirilen EQ modeli üç önemli amaçla yola çıkıyor: Daha fazla farkında olmak, daha fazla bilerek hareket etmek, daha fazla bir amaca yönelik olmak.

Kendinizi tanıyın; böylece hissettiğiniz ve yaptığınız şeyi çok net görerek, güçlü yanlarınızı ve zorlandığınız durumları bilir ve davranış şeklinizi anlarsınız.
Kendinizi tercih edin; belli bir durumla karşılaştığınızda otomatiğe bağlanmış gibi tepki vermek yerine proaktif tepki verin.
Kendinizi verin; eylemlerinize öngörülerinizi katarak, neyi, neden yaptığınızı bilin.

Her zaman bir şeyler hissediyoruz ama ne hissettiğimize ya da hissettiklerimizin öğrenmeyi nasıl etkilediğine çok ender olarak kafa yoruyoruz. Bu EQ modelinin ilk adımını, öz farkındalığın geliştirilip beslenmesi oluşturuyor. Duygusal farkındalık, sadece yüzeydeki duygular (çok bariz olanlar) değil, daha derine gömülü duygularla birlikte kendimizi nasıl hissettiğimizi tanımlayabilmemizden başlıyor.

Yakınlarda duygusal olarak etkilendiğiniz bir durumla ilgili aşağıdaki sorular üzerine kafa yorun:

Bu durum boyunca kendinizi nasıl hissettiniz?

Hissettiğiniz duyguların adını koyun. Tanınmış bir konuşmacı ve The Whole-Brain Child kitabının yazarı Dr. Dan Siegel, “Duygularınızla başa çıkabilmek için adlarını koyun” diyor. Duyguların adını koymak onların yoğunluğunu azaltır.

Duygularınız size ne anlatıyordu?

Duygularımız bize kendimiz ve çevremizdeki dünya hakkında bilgi veren verilerdir. Duygularımızın anlamlarını keşfetmek, öz farkındalığın geliştirilmesinde çok önemli bir adımdır.

Duygularınızla ilgili ne yaptınız?

Utanç, korku ve öfke gibi rahatsız edici duygularımızı gizler, görmezden gelir ya da inkâr ederiz. Ama bu duygular görmezden gelindiklerinde ortadan kaybolmazlar! Duygular harekete geçmemizi sağlar, bu yüzden bazen hiç de yapıcı olmayan şekillerde davranmak isteyebiliriz. Duygularımızın adını koymaya zaman harcayıp ne anlama geldiklerini keşfetmemiz daha sonra daha iyi kararlar vermemizi sağlayacaktır.

Bütün bunları göz önüne aldığınızda, bir dahaki sefere benzer bir durumla karşılaştığınızda neyi farklı yapardınız?

Öğretmenlerin sosyal ve duygusal becerileri, onları tükenmekten korur, kendilerini iyi hissetmelerini ve bunun sonucunda olumlu bir öğrenme ortamı geliştirmelerini sağlar. Öğretmenler duygusal zekâlarını geliştirmeye öz farkındalıklarını besleyerek başlayabilirler. Duygularımıza kulak verdiğimizde kendimizi daha iyi kontrol edebilir, daha iyi kararlar verebiliriz.

 

 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber