Bu haber kez okundu.

Öğretmenlere Yeniden Denetim Kabusu Mu Geliyor

Bu defa biraz geçmişe gidelim mi?  Şöyle daktilo sesleri ve  orda bir köy var uzak da şarkısıyla..İlköğretim Müfettişlerinin tek kaynak kişi olduğu,  Ali öğretmenin ise görev yaptığı köyündeki kişiler  dışında  kimseyi görmediği, sobada kömür ve odun yerine tezek yakılan (ki halen güneydoğu ve doğu Anadolu da bir çok köyümüzde olan),  uzaktan elinde çantalı iki kişi görünür de öğrencilerden birinin koşarak "öğretmenim mütefiş geliyor" diye bağırıp haber verdiği dönem işte..

            Özellikle kıdemli öğretmenlerimiz o dönem için sınıf teftişlerinin çok zor geçtiğini ifade ederler. Geçenlerde 18 yıl önce emekli olduğunu belirten emekli bir bayan öğretmenimiz halen "müfettiş" kelimesini duyduğunda ürperdiğini, titrediğini başka bir emekli bayan öğretmenimiz ise arada hala rüyalarına girdiğini kahkahaları eşliğinde söylemişti. Aslında şu dünyada geçmişi kahkalarla anacağımız an değil midir bize kalan?

            Burada örtülü kalan ve açıklanması gereken ise o dönem müfettişlerinden korkuyorduk denilmesinin altında tıpkı  çoğunluğumuzun öğrencilik yıllarında öğretmenlerimizden korktuğumuz gibi saygıya dayalı bir korku olduğunu da belirtmek gerekiyor. Hatırlarmısınız, sokakta öğretmenlerimizden birini gördüğümüzde ya yolumuzu değiştirir ya da esas duruşta beklerdik. Biz onu saygı olarak yorumladık, çünkü bilirdik ki  hiç bir öğretmenimiz bizim yanlış içinde olmamızı istemezdi ve bu sayede  eğitim okul dışında da devam ederdi.

            Şimdi birlikte bakalım;   geçmişten günümüze öğretmen denetimlerinde neler yapıldı, nerede yanlış yapıldı da bugün görsel medya da başka hiç derdimiz tasamız yokmuş gibi müjdeli bir haber olarak "Müfettiş korkusuna son" haberleri yer aldı.

            Öğretide denetim kavramı "Eğitim sisteminde gözlem ve inceleme yolu ile yapılan ölçme ve sonundaki değerlendirmeye denetim veya teftiş denir. Denetim çok kısa bir tanımla, çalışan insan davranışlarını ve ortaya koyduğu Ürünü kontrol etme sürecidir (Taymaz, 1985: 83)." şeklinde ifade edilmekte. Peki denetimin amacı nedir denildiğinde ise "örgütün amaçlarını gerçekleştirmesini sağlamaktır" şeklinde bir cevapla karşılaşıyoruz.  Daha da açık ifade edersek Türk Milli Eğitim sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesi, verimli olması için ilgili kişilerin yasal metinlerle belirtilen görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi ve böylece sistemin amaçlarının gerçekleşmesi beklenmekte. Bu nedenle de teftiş/denetim Türk Milli Eğitim sisteminin vazgeçilmez ve önemli bir parçası olma durumunda her zaman için.

                Güzel ülkemizdeki okul türleri  ve zengin branş dağılımına göre değerlendirelim biraz da; Gerek sınıf öğretmenlerimiz gerekse branş öğretmenlerimizin Milli Eğitimimizin amaçlarına uygun eğitim-öğretim ortamı oluşturup; nitelikli, doğru ve etkili bir şekilde kullanıp kullanmadıklarını tespit etmek ve ülke genelinde amaç birliğini sağlamak için teftişe ihtiyaç var mı var. Kısa bir süre öncesine kadar öğretmen teftişi Milli Eğitim Müfettişleri tarafından yapılıyordu.

             Müfettişlerce yapılan teftiş/denetiminler de öğretmenlerimizin eleştirdikleri vardı, neydi bunlar bakalım;

            "- Sınıf ziyaretlerinin bazen bir saat ile sınırlı olduğu, müfettişlerin rehberlik için yeterli zamanı ayırmadıkları,

            - Geleneksel müfettiş algısı olarak;  otoriter, korkutucu, hayalci ve sınıf gerçekleri dışında oldukları,

   - Rehberlik ve mesleki yardım yapma yerine, var olan durumu saptama, raporlama, eksikleri belirleme olduğu,

   - Denetim süresince kendilerini ifade etmelerine imkan tanınmadığı,", şeklinde belirtilmekteler.

Elbette bu eleştirilerinde öğretmenlerimizin  haklılık payları var.Öğretmenlerimizin  emekleri ve motivasyonları asla tesadüflerle ve özensiz denetim anlayışıyla heba edilemez.Bilinen bir gerçek de, öğretmenlik mesleğinin bizzat işbaşında deneyimlerle pekiştirilen ve geliştirilen bir meslek olduğudur.  Bu da dolayısıyla, bireysel ve mesleki gelişimi için mesleki yardım ve rehberliğe bağlı.

 İyi,  güzel de, öğretmenlerimizin mesleki ve bireysel gelişimlerine destek olacak bu denetimi kim yapacak sorusu karşımıza çıkıyor bu defa da;

                 Müfettişlerin sınıf denetimleri, "müfettiş korkusu bitti" şeklinde basında yer aldı, ne denilmişti hatırlayalım;  "Milli Eğitim, derslerde yapılan denetimleri kaldıracak öğretmenlerin performansını okul idareleri öğrencilerin genel durumuna bakarak takip edecek Milli Eğitim Bakanlığı, her sene öğretmenlerin kâbusu haline gelen müfettişlerin derslerde teftiş uygulamasına son veriyor. Okul idarelerinin denetim ve performans değerlendirmelerinde eksiklik görülen öğretmenler, hizmetiçi eğitime yönlendirilecek. Öğretmenler idarecilerin denetiminde haksızlığa uğradığını iddia ederse müfettişler devreye girecek.". Tamam  kabustan uyanalım,  kendimize gelelim hatta gelmişken bir de  tersten okuyalım. Farkında mıyız acaba, müjdeli haber kendi içinde çelişki ile devam etmekte değil mi? Mürekkep daha kurumadan  bir sonraki müjde "her sene öğretmenlerin kabusu haline gelen okul müdürlerinin ders teftişleri uygulamasına son verildi" şeklinde mi olacak?

Katılacağınızı düşünüyorum; denetleyen kişi, denetlenen kişiden fazla eğitim, bilgi ve deneyime sahip olmalıdır. Doğru mudur? doğrudur.

Peki;  Mevcut hali ile Okul Müdürlerimizin öğretmenlerimizin sınıf ziyaretleri ve süreç boyunca denetimlerini  ön bilgilerimizle sorgulayalım;

- Okul Müdürlerinin süreç içinde öğretmenlerini hangi kriterlere göre değerlendirecekleri belli midir?

- Sınıf ziyaretlerinde; empati kurma,  iletişim,  tutum ve beceriler ile tüm öğretmenlerine aynı mesafeden bakabilecek mi?

- Gerekli rehberlik ve motivasyonda bulunabilecekler mi?

- Öğretmenlerinin siyasi fikir ve düşüncelerinden etkilenmeyeceğim diyebilecek mi?

- Öğretmenlerine öğretimsel  liderlik yaparken kendi deneyimlerinden mi yararlanacaklar?

- Öğretmenlerinin kişisel ve öğretimsel ihtiyaçlarını görebilecekler mi?

  Ve en önemlisi;  bu hali ile ülke çapında standart bir denetim sistemi kurulabilecek mi?

Aslında denetim denildiği zaman, birilerinin diğerlerini dıştan kontrol etmesi anlaşılmamalıdır sadece. Kişi kendi kendini de denetleyebilir. Hatta çalışanlar yaptıkları işlerin görülmesi, bilinmesi ve takdir edilmesi için de denetimi isteyebilirde.  Bilinen bir ilkedir denetiminde işbirliği, yapılan teftişin etkinliği, oluşturulan ve devam ettirilen etkileşim ve işbirliğine bağlıdır.  Yine işbirliği kadar önemli olan diğer bir husus da  güvene dayalı bir denetimdir. Denetleyen kişinin öğretmenimizi iyi tanıması, öğretmenimizin de denetleyen kişiye güvenmesi gerekir.Okul müdürüne güvenen bir öğretmen mesleki gelişimini destekleyecek çalışmaların içinde samimiyetle olacaktır.

Şimdi özetleyelim;

Bu sorularımızın önümüzdeki süreçte öğretmenlerimiz açısından bir kabus olarak dönmemesi umudunu taşırken, tüm denetleyen konumda olanlara duyduğumuz  güven ile Öğretmenlerimizin değer biçilecek bir eşya olmadığını, samimiyet, adalet ve objektif kriterlere göre ayrımcılık yapmadan, sadece çalışmalarına bakmak suretiyle"öğretmenim emeğin emanetimdir ve benim için değerlidir"bakış açısıyla yapılan her denetim, kim tarafından yapılırsa yapılsın eğitim sistemimizi ve ülkemizi umuda taşır.

 

Serap Bilgin

www.Memuryeri.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber