Bu haber kez okundu.

Öğretmenlere ithafen; Affedin Hocam Bizi
19 mayıs,23 nisan,15 tatil,yaz tatili vs.vs.. Mesleğin verdiği bu tatiller yüzünden hep rahatmış gibi görünür öğretmenlik.Sırf bu yüzden bende öğretmen olsaydım dedirtmiştir birçoğuna. Meslek aşkıyla değilde tatil ve rahatlıktandır imrenilmesi.Oh ne güzeldir uzaktan gelen davulun sesi.... Şimdi şu uzaktan hoş gelen davulun sesine doğru biraz yaklaşalım. Önce öğretmenin sorumlu olduğu öğrencilerden biraz bahsedelim.Mazlumundan,haylazından,akıllısından,tembelinden,psikopatından ,hiperaktifinden her çeşidi mevcuttur.Ne kadar öğrenci o kadar farklı kişiliğin muhatabıdır öğretmen.Hele hele bazı tiplerde vardır ki adamı çileden çıkartır.5-6 tanesi bir sınıfa bedeldir.O tip çocuklardan aileleri bile şikayetcidir.Hatta çoğu ailenin "amaaan okula başlasaydı da hiç yoktan yarım gün bile olsa kafam rahatlasaydı" dedikleri çocuklar. Oysa kendi çocuğuna yarım gün bile tahammül edemezken; Öğretmenden o kadar çocuğu akşama kadar tahammül etmesini bekleriz.Hem de o kadar çeşitliliğe rağmen, hepsinin uyum içinde olması koşuluyla. Demiştim ya her çocuk aynı değildir. örneğin; Her çocuğu ders dinlemeye zorlayamazsınız. Zorlasanız da illaki anlamasını bekleyemezsiniz. Ama öğretmene" anlatmak zorundasın" dersiniz.Düşünün ki bir şey anlatıyorsunuz ve gerektiği kadar önem verilmiyor , önemsenmiyorsunuz.Ama yine de anlatmak zorundadır öğretmen. Seni ve anlattıklarını önemsemese bile...Bu durum duvarla konuşmak kadar kötü olsa bile... Hep suçludur öğretmen Öğrenci dersi dikkatli dinlemez,okula gereken önemi vermez,eve gidince tekrar etmez,verilen ödevleri ya yapmaz yada başkasına yaptırır. Ailelerse bir disiplin içerisinde kendi çocuğunu takip etmez,onunla pek fazla ilgilenemez.Doğal olarak kötü not alınca da suçlu ne öğrencidir ne de velisi.Tek suçlu vardır o da öğretmeni. Öğrenci artık kendi çocuğu gibidir öğrencisinin başarısıyla sevinir sıkıntısıyla dertlenir.Okulun çevre esnafı öğrenciyi şikayet etse kendi çocuğu yapmış gibi üzülür .Okullar arası bir futbol yada buna benzer turnuvalarda öğrencilerinin yaptığı başarıyla sevinir sanki kendi kazanmış gibi.Kendi eseridir çünkü.Tıpkı ailesi gibi. İşini evine taşır öğretmen Dışarıdan bakıldığında sabah 8 - akşam 5 gibi gözükse de : gündüz tenefüslerden başka vakti olmadığı için yapacağı sınavın sorularını akşam evinde hazırlar,cevapları evinde inceler,notları evinde verir ve kim bilir daha nice yetişmeyen işleri... Daha bitmez ama... öğretmen olmadığım halde mesleğin zorluklarını sadece gözlemlerim yoluyla ancak bu kadarını yazabildim.Eğer mesleğin zorluklarını ben değil de bir öğretmen yazsaydı emin olun kalın bir kitaba bile sığdıramazdı yazacaklarını.Ama fedakardır öğretmen. O kitabın son sayfasına yine de işimi seviyorum derdi. Özür diliyoruz hocam.  Sizlerin gelecek nesilleri şekillendirmede çok önemli bir rolünüz olduğunu unuttuk.Peygamberler de iyi ve kötüyü insanlığa göstermeye çalışan birer öğretmendi.O yüzden mesleginizin kutsallığını unuttuk. Yaptığınız işi hafife aldık toplum içinde çok basitleştirdik sizi. Affedin hocam bizi. Tıpkı biz öğrenciyken affettiğiniz gibi... Yazıyı sitemin linkini vererek sayfanızda paylaşırsanız sevinirim. http://mustakman.blogspot.com
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
Affedin Hocam Bizi

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber