Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENLERE BİR DEMET SAYGI

Özlem Tokman
Günümüzde öğretmenlerin en büyük sıkıntıyı öğrencilerle değil velilerle yaşadığını düşünüyorum. Aşırı korumacı, internet sayesinde her şeyi duyan, okuyan ve kendince sonuçlar çıkaran veliler nedeniyle zaman zaman öğretmenlerin hayatı cehenneme dönebiliyor.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da genelleme yapmak istemiyorum. Fakat dikkat çekmek istediğim konu değişen eğilimler ve bunların eğitimi nasıl bir noktaya taşıdığı. Bizim çocukluğumuzda öğretmenlerin otoritesi hiçbir zaman sorgulanmazdı. Doğru yapsalar da yanlış yapsalar da dokunulmaz bir konumları vardı. Bu yaklaşımın sağlıksız tarafları olduğu kesin. Ancak günümüzde bu eski eğilim yerini öğretmenlerin hep mercek altında tutulmasına, davranışlarının yerli yersiz sorgulanmasına bırakıyor, ki bu da en az diğeri kadar tehlikeli bir durum.

Bu sorgulayıcı yaklaşım yerine, özellikle çocuklarımızın gerçek eğitimle tanıştıkları ilkokul yıllarında öğretmen-veli işbirliğine ağırlık vermek çok önemli. Bu ilk yıllar, çocuğun gelecekte nasıl bir öğrenci olacağını, okulu, okumayı, yazmayı sevip sevmeyeceğini, ahlaki ve insani değerleri ne kadar benimseyeceğini belirleyen biçimlendirici yıllardır.

İşte bu değerli ve telafisi mümkün olmayan yıllarda bazı veliler öğretmenlerle işbirliği içinde çalışmak yerine, onların işine engel olma rolünü üstlenebiliyorlar. Bence bu durumun hastanın doktora işini nasıl yapacağını anlatmasından ve ülkemizde sık sık yaşanan doktorlara fiziksel ve sözlü şiddet uygulanmasından hiçbir farkı yok. İyileşmek isteyen hastanın öncelikle doktora saygı duymayı öğrenmesi nasıl gerekiyorsa, eğitim almak isteyen kişinin de öncelikle eğitimi veren kişiye saygı ve güven duyması gerekiyor.


Bugünlerde pek çok veli, ya vakitleri olmadığından ya da uğraşmak istemediklerinden çocuklarıyla ilgili sorunların tamamen okulda çözülmesini bekliyor. Fakat çocukların okulda yaşadığı sıkıntıların ancak öğretmen-veli işbirliğiyle çözümlenebileceği gerçeğini göz ardı ediyorlar. Çocukların yaşadığı davranışsal ve sosyal sıkıntılar, derslere karşı ilgisizlik, ödevleri zamanında yapmama ve ders anlatılırken dinlememe gibi sorunlar, öğretmen tarafından önerilen çözüm yöntemlerinin aile tarafından evde de uygulanması ve bu yöntemlerin faydasının çocuğa anne-baba tarafından anlatılmasıyla mümkün olabilir.

Çocuk, anne-baba ile öğretmenin aynı cephede olduğunu bildiğinde davranışlarını değiştirmek için ihtiyaç duyduğu itici gücü içinde bulacaktır. Öğretmene gereksiz yere cephe almak ve bunu çocuğumuza da hissettirmek, onun eğitime karşı bakış açısını geri dönülmez biçimde zedeleyecektir.

Geçen günlerde gazetede okuduğum bir yazıda, öğretmen-veli çatışmasına ilişkin çok güzel bir örnek verilmişti. Yazıda bahsi geçen öğretmen, güzel yazı yazmanın önemine inanmış ve öğrencilerinde bu meziyeti geliştirmeye çalışan bir eğitimci. Öğrencilerinden biri tüm çabalarına rağmen yazısını düzeltemeyince sorunu velinin dikkatine sunuyor, ancak aileden oldukça ilginç bir cevap alıyor. Herkesin bilgisayarda yazı yazdığı günümüz dünyasında güzel el yazısına ne gerek var!

Bu cevap öğretmenin umutsuzluğa sürüklendiği an oluyor. Çünkü böylesine kapalı, her şeyin en iyisini bildiğini düşünen, kibirli bir zihniyetle işbirliği yapmanın imkânsız olduğunu biliyor.

Öğretmenin otoritesinin ve uyguladığı yöntemlerin sorgulandığı evlerde yetişen çocukların okulda kurallara uymalarını ve başarılı öğrenciler olarak yetişip gelişmelerini beklemek saflık olur. Öğretmenlerle anlaşmazlığa düştüğümüz anlarda bile bunu çocuklarımıza fark ettirmemeli, bu sorunu ikili bir zeminde öğretmenle işbirliği yaparak çözümlemeye çalışmalıyız.

Çünkü çocuklar, ilkokul gibi biçimlendirici yıllarda, bir otorite figürüne, kurallardan oluşan yapısal bir çerçeveye ihtiyaç duyarlar. Öğünlerini kaçta yiyeceğini, akşam saat kaçta yatağa gideceğini bilmeyen bir çocuğun kafa karışıklığını bir düşünün. Eğitimde kuralsız bir ortam yaratmak, çocuğun istediği saatte yiyip içmesine, istediği saatte uyumasına izin vermeye benzetilebilir. Böyle bir ortamda çocuk nasıl fiziksel olarak gelişemezse, kuralların öğretmenlerle birlikte pekiştirilmediği bir ortamda yetişen öğrenciler de akademik ve davranışsal olarak beklenen olgunlaşmayı gösteremezler.

Öğretmen, çocuğumuzla ilgili bir sorunu gündeme getirdiğinde egomuza yenik düşüp bunu şahsımıza yapılmış bir saldırı olarak görmek yerine bakış açımızı değiştirelim. Çocuklarımız bizim egomuzun birer uzantısı değil, bizden bağımsız, hayatta kendi yolunu açmaya çalışan bireylerdir. Öğretmenlerin bu yolu açmada onlara yardımcı olmasına izin verelim. Aşırı kontrolcülük ve öğretmenlerden rol çalmaya çalışmanın çocuğun kafasını karıştırıp onun eğitim hayatına zarar vereceğini hiç akıldan çıkarmayalım.

Bu öğretmenler gününde öğretmenlerimize bir demet çiçek yerine onlarla işbirliği yapma, okulda başlattıkları çabayı evde de sürdürme sözü verelim. İşbirliği yaparak, anlayış göstererek, verdikleri eğitimi evde de pekiştirerek onların sırtındaki yükü hafifletelim. Unutmayalım ki, öğretmenlerimizin daha iyi nesiller yetiştirmek için çiçek ve hediyelere değil; daha fazla saygı, sevgi, yardım ve işbirliğine ihtiyaçları var.

 

Kaynak: www.kelimedenkelimeler.net

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
öğretmenlere demet saygı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber