Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENLER TATİL YAPABİLİYORLAR MI?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğretmenlerin mesleki çalışmalarını tatil adreslerinde yapabileceğini duyuran yazısı yanlış anlaşılmaya meydan verip, bazılarında öğretmenlerin gerçekten de tatil yaptıkları algısına neden olabilir.

Tatile gidip, eğlenebilen, dinlenebilen,  bütün bir yılın stresini üzerinden atabilen, kültürel ve kişisel gelişimi için imkan bulabilen öğretmenler  var elbette ama, yüzde kaç???

Gerçek şu ki; öğretmenlerin büyük bir kısmı tatile denk gelen zamanlarını, ancak gitmesi ve görmesi gereken aile ve akrabalarını ziyaret ederek geçirmekte yani baba ocağından öteye geçememektedirler. Eşi çalışmayan veya iki-üç çocuğu olan aileler ise, tatil yapmak bir yana, bu ziyaretleri dahi çoğu zaman aksatmakta, ek gelir olması maksadıyla türlü işlerde çalışmaktadırlar.

Bazı öğretmenler ise, kıt kanaat imkanlar ile, ailelerine tatil olanakları sunmaktadırlar. Mış gibi denilebilecek bu tatillerde durum, aslında o kadar vahim ki,  yabancı ülkelerden gelmiş üniversite öğrencilerinin dahi, rahatlıkla kalabildiği bu mekanlarda, öğretmenler yine de daha ekonomik odalar talep etmektedirler. Gerçi, mesleki seminer zamanlarında, bakıcı parası vermemek için, çocuklarını okula götürmenin zaruret olduğu ortamda, daha iyi bir tatilden nasıl bahsedilebilirsiniz ki?
 
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi gönüllerince tatil yapabilen öğretmen oranı oldukça düşüktür ve kesinlikle bu oran katlanarak artmalıdır. Zira son zamanların moda deyimiyle:

‘ Öğretmen Candır’, toplumun can damarıdır, yaşamdır, ülkenin geleceğidir…

Çok mu zordur öğretmene iyi bir tatil imkanı sağlamak, ona değer verildiğini hissettirmek?

Şu günlerde toplu görüşmeler devam etmekte, yüzdelik artışlar, nöbete ücret vs… dile getirilmektedir. İddia ediyoruz ‘hiç birisi öğretmenlere değerli oldukları duygusunu yaşatmamaktadır.’ Yaşatmadığı için de bu kitle, bir türlü harekete geçirilememektedir.Öyle ki, siz ne kadar akıllı tahta, tablet, kurs, deneme sınavı vs… olanakları sunarsanız sunun, başarıdan yana hem yurt içinde hem de yurt dışında istenilen hedeflere ulaşılması kolay olmayacaktır. Çünkü tüm bu hengamenin içinde, asıl unsur sürekli unutulmuş ve ‘sizler bizim için çok önemlisiniz’ mesajı değerli öğretmenlerimize bir türlü ulaştırılamamıştır.     

Bu mesajı verebilmenin birçok yolu vardır. Bu doğrultuda bir takım sosyal projeler yeniden gözden geçirilebilir. Örneğin daha fazla lojman imkanı, kira yardımı, yol yardımı, öğretmenler günü ikramiyeleri vs…düşünülebilir. Ancak bizce en önemlisi tatil imkanı sağlamaktır.

Bu konuda yetkililerin hiçbir şey yapmadığını söylemek haksızlık olacaktır. Ancak hemen belirtelim ki öğretmenlerin men edildiği öğretmenevleri biran evvel gözden geçirilmelidir. Ayrıca yatak ve çarşafların yanlarında götürüldüğü ve bir dizi talimatların olduğu, okuldan devşirme kamplar ise doğrusu, artık hiç iç açıcı gelmemektedir.

Çok mu zordur, tatil dönemlerinde uygun otellerle anlaşma yapılıp, uygun fiyatlara tatil düzenlenmesi ve ya Kültür Bakanlığı ile ortak bir projenin hayata geçirilmesi. Bu şartlarda öğretmen nasıl sosyal ilişkiler geliştirecek, nasıl dinlenme ve moral ihtiyaçlarını giderecek? Mümkün müdür mülteci kamplarını anımsatan mekanlarda yeni çalışma dönemine dinlenmiş ve zinde olarak başlayabilmek?
 
Öğretmen hezendir. Çocukluğu Anadolu’nun köylerinde geçenler hatırlayacaklardır. Ahşap yapılarda çatının tüm yükünü çeken ortadaki kalın ve güçlü direktir hezen. Bir nevi kiriş yani. İşte o yükü çekendir öğretmen. Peki, zayıf bir direk, nasıl taşıyacak bu yükü?

Hakkı yok mudur, her yıl milyonlarca turistin akın ettiği cennet mekanlarımıza öğretmenlerimizin de kavuşmasının. Hayal midir öğretmenlerimizin, ünlü tarihçi Strabon’un "Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse, Datça Yarımadası'na bırakır." sözlerini sarf ettiği Datça’yı görmesi ve Can Yücel kahvesi içmesi...

Hayal midir yüzlerce ören alanlarımızda, eğlence, yaz ve kış spor (kayak, sörf,  su kayağı, yamaç paraşütü vs…), sosyal ve kültürel ( ulusal ve uluslararası festival, fuarlar) aktivitelerin ve doğal güzelliklerin olduğu merkezlerimizde, öğretmenlerimiz için projeler sunmak...

Öğretmen çiçektir. Evet ama çiçek sulandığı kadar güzel değil midir?

Masal gibi bir yerler iyon şehirleri, antik yunan kentleri, Kekova’da Batık Şehir. İnsan hayran kalıyor balkan savaşlarında, Hamidiye savaş gemisinin, iki gün boyunca düşmandan saklanmak için kullandığı koya, Olimpos 'da defne ve böğürtlen çalısı ile maskelenmiş Roma dönemine ait kalıntılara...  

Büyülenmemek mümkün müdür, Sinop Akliman’a, Hattuşaş’a, önemli tarihi merkezlerimize  , milli parklarımıza, kaya mezarlarına, kaplıcalara, Doğu ve Güney Doğu’nun lezzetlerine…

Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı veya Mersin’de yapılan 2013 Akdeniz oyunları kaç öğretmen tarafından görülmüştür? Yetkilerin var mıdır böylesine projeleri, yoksa biz mi habersiziz?

Taş evleri ve dar sokakları tarih kokan birçok şehrimiz var(Osmanlı camileri, Meryem Ana Evi, İshak Paşa Sarayı, Amasra Evleri  ve burada sayamadıklarımız…).

Ah Alaçatı! Denizi titretmeden esen rüzgarınla ne muhteşemsin. Peki ya antik tiyatrolar… Oradaki küçük bir taş bile insanı nasıl tarihin içine çekiyor?

Ne yazık ki diğer ülkeler sadece kimi yazılı veya sözlü sınavlarda çıkıyor öğretmenlerin karşısına, ‘2018 Dünya Kupası nerede yapılacak?’.. diye… Peki bizde soralım: ‘2018’ de Rusya’ya kaç öğretmenin ziyaret etmesini sağlayacaksınız?’
 
Bu konuda söylenmesi gereken var mıdır başka, anımsayamadığımız... Evet, öğretmen candır, öğretmen hezendir…

Ve bu hezen kütlememelidir…
 
Saygılar

Sokak Savcısı

Kaynak: memursesi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber