Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENLER NEDEN MOTİVASYON KAYBI YAŞIYOR?
 Öğretmen” kavramsal düzeyde mesleği ifadesi olarak ele alındığında bugün bazı anlam kayması yaşandığını şahit olmaktayız.
Öğretmen TDK’da “Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, hoca, muallim, muallime” olarak açıklanıyor. Bugün öğretmen bilgi öğreten konumundan çıkmış ve sınıfın “en bileni” olma özelliğini kaybetmiştir. Elbette yaş, deneyim vb. açılardan hala sınıf içi otoritesi olan ve etkisi bulunan öğretmen bilgi açısından konumu zedelenmiştir. Bu kayıp bazı öğretmenler için sarsıcı olmuş ve hala uyuma sağlayamamış olabilirler ki, bu ciddi bir motivasyon kaybı demektir. Bir anlamda mesleki travma yaşayan öğretmenlerden bahsediyor olabiliriz.

Düşünün sınıfınızda 20-30-40-50 öğrenci var ve branşınızla ilgili tek ve en bilgili ve donanımlı kişi sizsiniz. Bu nasıl bir duygu; pek çok kişi için keyifli, alışılmış, olması gereken, besleyici vb. Bu konumun sarsıldığı, bilginin tek sahibi ve hakimi olmaktan uzaklaşan öğretmenler için bir motivasyon kaybından söz etmek mümkün olabilir.
Elbette motivasyon kaybının tek nedenini bu durum ile açıklamak doğru olmaz. Pek çok başka değişken de var. Ancak daha genel ve bütünsel bir bakış açısı ile öğretmenlerdeki motivasyon kaybının uyum sağlayamama, değişime karşı direnç, konfor alanında kalma isteği olarak söyleyebiliriz.

Gelecekte pek çok mesleğin yerini robotlar alacak ama robotların ele geçiremeyeceği mesleklerin başında öğretmenlik geliyor.
New York City Universitesi’nde akademisyen fizikçi ve fütürist Prof. Dr. Michio Kaku gelecekte eğitimin “alt üst” olacağını söylüyor. Türk Eğitim Derneği’nin (TED) “Türkiye’nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz” başlığıyla düzenlenen IV. Uluslararası Eğitim Forumu’ndaki konuşmacılardan biri olan KAKU “Gelecekte pek çok mesleğin yerini robotlar alacak ama robotların ele geçiremeyeceği mesleklerin başında öğretmenlik geliyor.” diyor.

E-learning ve icloud sistemi ile Harvard’da okumak mümkün, bununla beraber bu programlara başlayanların bitirme oranı düşük. Bu da eğitimin etkileşimli ve iletişime dayalı olduğunun kanıtı. Bunu sağlayan öğretmen ise her dönemde gerekli olacak. Sadece öğretmenin rolü değişecek.

Öğretmen yeri geldiğinde mentörlük yeri geldiğinde koçluk yapacağından öğrenci için çok daha değerli bir noktada olacak. Bilgiye sınırsız erişen öğrenci bunları yorumlama, ayrıştırma ve kullanma açısından öğretmeninin bilgeliğine ihtiyaç duyacak. İşte tam da bu, öğretmenin robotlara devredilemeyecek işlevini ortaya çıkartıyor.

Öğretmenin rol model olarak öğrencilerine ilham vermesi mesleğin en büyük motivasyon kaynaklarından biri olabilir. Öğrenciler artık “Öğretmenim ne çok biliyor.” diyemeyecek ama, “Öğretmenim hem dalış yapıyor, hem şiiri yazıyor, hem bir dernekte faaliyette. Demek ki ben de bir çok şeyi bir arada yapabilirim.” diyerek örnek alıp, onların liderliğine ihtiyaç duyabilecek.
Ters Yüz Sınıf Sistemi İle Öğretmenler Motivasyon Kazanacak
Ters yüz sınıf sisteminde artık öğretmen konunun çerçevesini çizip bırakarak öğrencilerin öğrenmesini, tartışmasını paylaşılmasını, ilişki yönetmesini sağlarken kendi yaşanmışlıklarından da ilham veren bir noktaya geldiğinde kayba uğrayan motivasyon kazanılacaktır.

Türk Eğitim Sen’in Türkiye’nin çeşitli illerinden 21 bin 313 öğretmen ile yaptığı anket öğretmenlerin mutsuzluğunu gösteriyor. Öğretmenlerin yarıdan fazlası mesleğinden istifa etmeyi düşündüğü, atalamalarda kayırmacılık ve torpil yapıldığına dair görüşler nedeniyle mutsuzluk yaşandığını ortaya koyuyor.
Üniversiteye geçiş sistemindeki yanlış uygulamalar nedeniyle iş hayatında bulunun her meslekten kişilerin % 75’inin yaptığı işi severek yapmadıklarını okumuştum bir araştırma sonucu olarak. Eğitim fakültelerine giren öğrencilerin yüzde kaçının hayali öğretmen olmaktı diye sorsak sanırım bu oran % 40’ı geçmez. Eğitim fakülteleri dışında öğretmenliğe geçen diğer öğretmenleri de düşünecek olursak zaten şu an öğretmenlik yapanların hayallerinin işini yapmakta olduklarını söyleyemeyiz.

Tüm bu koşullara bir de değişen öğrenci profilini eklersek öğretmelerin mesleklerini yapabilmeleri için yeni motivasyon kaynaklarına ihtiyaçları olacaktır. Öğretmenlerin hem kendilerini gözden geçirecekleri hem de değişime uyum sağlayacakları alanlar mevcut. Bunları keşfetmek ve kendileri ve öğrencileri için bunları kazanmak keyifli olacaktır.

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” sözünün M.Ö. 5.yy’dan bize ulaştığını düşündüğümüzde, değişim bizi hayata bağlayan en temel motivasyon kaynağı sayılabilir.
Motivasyon Kaybı Yaşayan Öğretmen Ne Yapmalı?
Motivasyon kaybı yaşanan durumlarda öğretmenler için şu bakış açıları yardımcı olabilir;

Bu duygudan çıkmak için neye ihtiyacım var? İlk olarak ne yapabilirim? Sorusu çözüme odaklı ve pragmatiktir. İşini çok seven bir meslektaşı aramak, mesleki forumları ya da grupları takip etmek, bu yıl içinde ilerleme gösteren bir öğrenciyi düşünmek, bir velinin hayır duasını akla getirmek vb… size ne iyi gelirse, sizin gerçekleriniz neyse ona odaklanın.
Eğitim dünyasındaki gelişmeleri araştırın. Kişisel vizyon oluşturmak açısından da motivasyon kazanmak açısından da çok yararlı olabilecek veriler elde edilebilirsiniz.
Dersleri oyunlaştırın. Dersteki gelecek konumu nasıl oyunlaştırabilirim diye düşünen bir öğretmenin sayısız seçenek yaratacağına inanıyorum. Bu oyun hem size hem de öğrencilerinize çok iyi gelecek… Artık biliyoruz ki eğlencenin olmadığı yerde öğrenme de olmuyor, olsa bile diğeri kadar kalıcı ve keyifli değil.
Öz motivasyona güvenin. Öğretmen motivasyon kaynağını kendi içinde aramaya çalıştığında bu sarmaldan çok çabuk çıkar, eğer beni okul yönetimi motive etmeli ya da devlet motive etsin derse hem kendi mutsuz ve keyifsiz olarak işini yapar, hem de işini gereği gibi yapamaz.
İnanıyorum ki –mış gibi yapılamayacak mesleklerin başında öğretmenlik gelir. Bu nedenle eğer bir öğretmen bunu meslek olarak seçmişse, iç motivasyon kaynaklarını güçlendirerek işini sürdürmeli aksi halde, tercihen hızla bırakmalıdır. Öğretmenlik iş, ekmek kapısı görülemeyecek kadar başka ve bir meslektir.
Konuyu Kendi Yaşadığım Bir Deneyimle Pekiştirmem Gerekirse;
Yazıyı hazırlarken, öğretmenlik yaptığım dönemlerde bir anımı, daha doğrusu öğretmenliği bırakma kararımı hatırladım ve siz değerli meslektaşlarımla paylaşmak istedim. 

Dershanede felsefe grubu öğretmeniydim, o yıl sınav sistemi değişti, soru sayısı azaldı, 9’a düştü. Sorular paragraf sorusu niteliğinde çok da bilgi gerektirmeyen, okuma anlama yeteneği olan herkesin yanıtlayabileceği türden sorulardı. Bu değişiklik sanırım kasım gibi olmuştu. Ben o yılı zor tamamladım, çünkü öğretmen olarak kendimi gerekli ve yararlı göremediğimden, ders yapmak bana çok zor ve anlamsız gelmeye başlamıştı. Sanki çocukların zamanını çalıyormuşum gibi düşünüyordum. Yılı tamamladığımda bir sonra ki yıl öğretmenlik yapmama kararı aldım, sırf bu yüzden. Ben öğretmenliği içsel motivasyon sağlayamayacağımı anladığımda bıraktım. Tabiki benim ki çok uç bir örnek ancak her birey kendi dinamiklerini en iyi kendisi bilir.

Bu sebeple cevaplar bizim içimizde, sadece bulmak istediğimizde ortaya çıkmak için bekliyorlar.

Motivasyonunu kaybeden bir öğretmen, bir sınıfta X60; X120; x150 kişiyi ve kaç sınıfa giriyorsa aileleriyle birlikte o kadar kişiyi etkilediğini hatırlarsa hemen toparlanabilecektir düşüncesindeyim. Özetle; motivasyonu düşük olan öğretmenin içine dönmesi ve kendi iç motvasyon kaynağına ulaşması en radikal çözüm diyebiliriz.
Kısa Bağlantı : http://clss.link/1OuJEMA

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
ÖğretmenlerMotivasyon

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber