Bu haber kez okundu.

Öğretmenler MEB'i Sırtlamış Götürüyorlar!

Kendisine eğitim sitesi diyen birçok platform; koltuk, reklam ya da telkin etkisiyle “Öğretmen Dostu Bakan”, “Eğitimde çağ atladık.”, “MEB’in Büyük Başarısı.” gibi yağcılık kokan yazılar serdetse de aslında eğitim basınının görevi varsa aksaklıkları göz önüne sermek ve objektif yayın yapmaktır.

2015-1016 Eğitim Öğretim yılı başlarken içinde bulunduğumuz durum nedir? Öğrencileri ve velileri ne tür zorluklar beklemektedir? Bunları ana hatlarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle belirtmek lazımsa il/ilçe milli eğitim müdürlükleri başta olmak üzere tüm eğitim kurumlarında bir yönetim sorunu vardır. Bir yönetimden beklenen en önemli özellikler adil, tarafsız ve iş görenlerin bütününü kucaklamasıyken bugün MEB’de durum böyle değildir. Özellikle 6528 sayılı Kanunla tüm yöneticiler bir çırpıda görevden alınmış ve Eğitim Bir Sen üyeleri ve yöneticileri MEB’in tüm yönetim kadrolarını işgal etmişlerdir. Bu da doğal olarak iş barışını bozmuş ve ilişkiler gönüllülükten ‘kerhen’ düzeyine inmiştir.

Doğal olarak bu kadar büyük haksızlıklar ve öğretmenler arasında sendika ayrımcılığı büyük küslüklere yol açmaktadır. Tüm bunlara rağmen okullarda işler ‘yürüyorsa’ bu tamamen öğretmenlerin özverisi ve insan sevgisiyle izah edilmelidir. Bu konunun altı çizilmelidir. Şu an MEB’in tüm işleyişi fedakar öğretmenlerin sırtındadır. Bu anlamda öğretmenler mevcut durumda birer kahramandır. Bunu hamaset olsun diye yazmıyorum, her türlü haksızlık ve baskıya rağmen işini düzgün yapan öğretmenlerin bu tutumunu vatan sevgisi ve öğrencilerine aşkla bağlı olmakla ancak izah edebilirsiniz.

Milli Eğitim Bakanlığı şu an tepeden tırnağa yönetilememektedir. Büyük projelerde, dershane yasasında, okul dönüşümlerinde ve daha nelerde ve nelerde MEB kelimenin gerçek anlamıyla çuvallamıştır. Birçok alanda mevzuat ya yoktur, ya geçersizdir ya da kendini hukukun üstünde gören yetkililer tarafından uygulanmamaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığının yönetim kadrosunda işler şu an nasıl yürüyor biliyor musunuz? Hani yolda giden arabanın motoru durur da araba salınımla yoluna devam eder ya işte öyle. Bu arada motor da hatalı kullanımlardan dolayı bozulmuştur bunu da eklemeliyim. Şu an Bakanlıkta ne yaptığını bilen de ileriye umutla bakan da yoktur. Sonuçta yazık olmuştur koca ülkeye. Neden ülkeye diyorum? Çünkü bir ülkeye zarar vermenin en kalıcı ve en tesirli yolu eğitimiyle oynamaktır.

Koskoca MEB’de kurumsallık ortadan kaldırılmıştır. Genel müdürlükler keyfi şekilde ortadan kaldırılmış ve gelenek yok edilmiştir. Teftiş kurulu anlamsız şekilde ortadan kaldırılarak denetim ve kontrol mekanizmaları zaafa uğratılmıştır. Devlet adına iş yapan bürokratlar gitmiş parti ve hükümet adına iş yapan partizanlar etkin olmuşlardır. Kısaca koca MEB’de köy okulu müdür yardımcısından müsteşara kadar herkes devlet memuru vasfını yitirmiştir.

Bu arada bir konuya değinmek lazımdır. Doğulu ve ‘niteliksiz’ toplumların –maalesef- genel karakteristik özelliklerinden biri insanları ve toplumları kategorize ederek ‘toptancılık’ yapmaktır. Ülkemizde son yıllarda bir ‘paralel’ çılgınlığı süregitmektedir. Hukuk bilgisi olmayan ortalama bir insan bile ‘suçun şahsiliği’ ilkesini bilir. Dolayısıyla vatana ve millete kim ihanet ettiyse, kim kanunsuz işlerle devlete ve hükümete kastetti veya zarar verdiyse tespit edilip hukuk içinde karşılığını bulmalıdır. Ancak sırf bir camia ya da cemaate gönül bağı olduğu için binlerce, yüz binlerce insana tazyik yapmak ve baskı uygulamak gelişmişlikle ve demokratik toplum anlayışıyla izah edilemez.

Sadece cemaate yakın olduğu için okulları uzun namlulu silahlarla basmak, elişi kâğıtlarını çöpten toplayıp incelemek, koltuk kılıflarını söküp içlerini aramak kusura bakılmasın ama gençler arasında kullanılan tabirle “pislik yapmaktır.” Çocukları bahse konu okullara giden velilerin tamamı cemaat mensubu değildir ve bu okulların başarısı velileri celbetmiştir. O okula giden öğrencilerin psikolojileri hiç mi önemli değildir?

Bir cemaat mensubu tanıdığım şu ifadeleri kullandı: “Görüşler farklı olabilir, hukuk içerisinde her şey yapılabilir ama Allah düşmanın da merdini versin!”

Bu arada dershaneler açık mı kapalı mı belli değil? Birçok ilde dershaneler öğrenci kaydetmeye devam ediyorlar.

İmam Hatip konusuna değinmeden geçmemek lazım. İl milli eğitim müdürlükleri işi gücü bırakmışlar harıl harıl İHL açıyorlar. İhtiyaç varsa elbette açılsın ama bunun bir sınırı, bir ölçüsü olmayacak mı? O kadar çok serzeniş var ki bu konuda. Bir mahalledeki okulların tamamının İHL ya da İHO yapıldığını söyleyip yazan çok ileti alıyoruz. MEB açıkça çıkıp ilan etmelidir ne yapıldığını. Amaç tüm okulların kademeli olarak İHL ya da İHO yapılmasıysa topluma bu açıkça ilan edilmelidir. İHL ve İHO sayısının haddinden fazla olduğunu ifade edip karşı çıkanlara “Siz Kuran’a ve dine mi karşısınız?” şeklindeki ahlaksız ve haysiyetsiz yaklaşımları peşinen ve aynıyla iade ediyorum. Bizim karşı olduğumuz eğitimdeki asimetrik durum ve öğrencilerin seçeneklerinin ortadan kaldırılmasıdır.

Neticede 2015/2016 eğitim öğretim yılı 16 milyon öğrencimiz için başlamıştır. Fedakar öğretmenlerimize ve sevgili öğrencilerimize başarılar diliyorum.

Müstakim KORKMAZ    

Kaynak: personelmebhaber.net

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber