Bu haber kez okundu.

Öğretmenler Günü Şiirleri

ÖĞRETMEN

A’dan başlar aydınlık,
Bir taş koyar bütün yapılarda temele öğretmen.
Soluğudur düşüncenin buğdaydan yalaza dek
Yeryüzünde ne varsa ondan gelmedir,
Yeryüzü ile el ele öğretmen
Göz gözdür o, uzakları görürüz
Ağızdır o, türkü söyleriz haykırırız günlerden.
Ulaşırız erdem üstüne, gelecekler üstüne biz hep
Çizer büyük değirmisini
Uç olur da gergele öğretmen.
Hey hey, burası bir dağ köyü, kurda kuşa
Bırakılmış göğün kıyısına bırakılmış
83 toprak ev, 83 acı duman,
Çoluğuyla, çocuğuyla 415 karanlık
Kurtulacağız, el ayak kurtulacağız,
Bir okul yapıla, bir gele öğretmen.
Bir ışık, bir ışık daha,
Gecelerin içindeki ejderlerle dövüşür
Nice istemeseler de, nice önleseler de,
Uyandırır toplumunu
İyiye, doğruya, güzele öğretmen.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
ÖĞRETMENİM

Ben bir gülüm, sen bahçıvan
Çok açarsam eser senin
Mis kokarsam hüner senin
Ama bir de solarsam
Günah senin, günah senin
Öğretmenim.
Ben tohumum, çiftçi sensin
Çok sularsan, ürün senin
Bol olursam, verim senin
Ama bir de çürütürsen
Hata senin, hata senin
Öğretmenim.
Ben elmasım, sarraf sensin
Pırlanta isem, emek senin
Parlıyorsam, yaldız senin
Ama bir de parçalarsan
Kırık senin, kırık senin
Öğretmenim.
Ben boş defter, kalem sensin
Doğru yazsan, yarın senin
Güzel yazsan, ikbal senin
Ama bir de karalarsan,
Vicdan senin, vicdan senin
Öğretmenim.
Ben öğrenci, sen öğretmen
Başarırsam hüner senin,
Kazanırsam zafer senin,
Ama bir de kaybedersem,
Yok diyecek başka sözüm,
Yorum senin, yorum senin
Öğretmenim.

Ahmet Anıl AKTAŞ
TED Ankara Koleji Öğrencisi
SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

Sevgisinin sonu yok,
Kalbinin şefkati çok,
Gönlü büyük, gözü tok,
Sevgili öğretmenim.
Bilgisi ışık saçar,
Sözleri gönül açar,
Ruhum sevinçen uçar,
Sevgili öğretmenim.
Bekliyoruz yolunu,
Sardık sağla solunu,
Uzat bize kolunu
Sevgili öğretmenim.
Toplandık dizi, dizi,
Sev, okşa hepimizi,
Sensin okutan bizi,
Sevgili öğretmenim.
Doğru yol gösterirsin,
Okutur, eğitirsin,
Bize bilgi verirsin,
Sevgili öğretmenim.
Seni candan severiz,
Saygı duyar överiz,
Ellerinden öperiz,
Sevgili öğretmenim!..

Ali Osman ATAK
Köy Öğretmenleri
Ben bir öğretmenim
Sevgiyi, sevmeyi öğretirim çocuklarıma,
Kini, öfkeyi nefreti değil.Ben bir öğretmenim
Dostluğu, kardeşliği öğretirim çocuklarıma
Dövüşü, kavgayı, savaşı değil.Ben bir öğretmenim
Okumayı, yazmayı, küçükleri korumayı
Konuşmayı dinlemeyi, büyükleri saymayı
Öğretirim çocuklarıma.
Ben bir öğretmenim
Sevgiyle, bilgiyle sularım çiçeklerimi
Ve bu güzel çiçeklere
Cumhuriyeti kuran Atatürk”ü öğretirim.
Ben bir öğretmenim
Ve öğretirim çocuklarıma
Ülküm vatanı yüceltmektir.
Ben bir öğretmenim
Çiçektir diyemem çocuklarıma
Çiçeklerden güzeldir bütün çocuklar,
Ve öğreteceğim çocuklarıma
İyilikten güzellikten yana ne varsa.

Ahmet YÜCEL 25 Aralık 1998
Meçhul Öğretmen
Selam olsun,
Karanlığın ve cehlin güneşlerine
Selam olsun,
Erdemin ve bilginin eşlerineOnlar ki
Kişiliğe hürlük bağışlayan.
Onlar ki.
Karşılıksız alkışlayan.Alınlarında bilgiden meşaleler,
Karanlığın gözbebeğine yürürler
Gönüllerde mükâfaat alanlar,
Azmin ve iradenin timsali onlar.
Çıktılar yola, yolları belli
Hedef güllük gülüstanlık değil;
Yollar, sarp kayalıklar,
Yollar dikenli
Gönüllerinde bilginin çağlayan seli,
Izdıraplarla sarhoş olur
Odur karşılıksız seven,
Adı, değilmi ki
Meçhul Öğretmen.
Selam olsun,
Karanlığın ve cehlin güneşlerine
Selam olsun,
Erdemin ve bilginin eşlerine.
Onlar ki
Kişiliğe hürlük bağışlayan
Onlar ki
Karşılıksız alkışlayan.

İhsan KURT
BEN ÖĞRETMENİM

Şanlı bayrağımı görünce
Okulumun gönderinde,
Daha bir başka çarpar yüreğim.
Her sabah açtığım kapının
Bilgiye, sevgiye, doğruluğa açıldığını
Çok iyi bilirim.
Gelecek yetiştiririm, geleceğim için
Çünkü;
Ben öğretmenim
Yeni nesil benim eserim!
ÖĞRETMENİN VEDASI

Gidiyorum… Bir yanımda emeklerim,
Bir yanımda
Uçsuz bucaksız hayallerim.
Sizlerde yaşayacak onlar şimdi.

Bir damla gözyaşına kıyamadığım,
İçimin derdi, saçımın akı çocuklar…
Yavrularım…Evlâtlarım,
Kınalı kuzularım,
Avucu reyhan kokulu küçük dağlarım.

Kiminiz büyüdü, heybetiyle
Nam saldı, kâh korku yedi âleme,
Hatta bana bile!…
Kiminiz kurudu, kara saban arkasında
Ufalandı eller, parçalandı yürekleriniz
Toprakla beraber…Sevgisiz…
Kiminiz, daha çiçek açmadan meyve verdiniz…
Bu ihtiyarın derdi nedir bilir misiniz?
Dört adam,
Çıkacak mı benim dört kolluyu taşıyan?…
Ve olacak mı acep öbür tarafta
Yepyeni bir kara tahtam…
Benimle zamanı gelince oynadın da hazla
Alışamadığım dört duvar arasında ne işin vardı!
Hep benden önce oradaydın ne yazın ne kışın vardı…
İlk harfler, heceler, sözcükler derken
Ve o mabede seninle gelip giderken
Tutuştu ellerimiz birleşti gözlerimiz.
Karga seslerinin rüzgârlara karıştığı bir son yazdı
Son göz göze gelişimizde…
Buruk tebessümlerinle beni ağlatmıştın
ÖĞRETMENİM,CANIM….

Fatma AYDEMİR
DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Bütün çiçekleri getirin buraya.
Öğrencilerimi getirin buraya, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiçeklere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya.
Son bir ders vereceğim onlara.
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin… Ve sonra öleceğim.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin, görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın,
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyorum gönlümde,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop dağına göçen,
Yürükler yaylasında, Toroslarda eğleşen,
Muş ovasından, ağrı eteğinden,
Gücenmesin, bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum,
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan gizli ve sessiz,
O bakımsız ama kokusu eşşiz çiçek,
Kimse bilmeyecek seni, seni kimse bilmeyecek
Seni, beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Okulun duvarı çöktü, altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya.
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Ceyhun Atıf KANSU
24 Kasım Öğretmenler Günü

A’dan başlar aydınlık,
Bir taş koyar bütün yapılarda temele öğretmen.
Soluğudur düşüncenin buğdaydan yalaza dek
Yeryüzünde ne varsa ondan gelmedir,
Yeryüzü ile el ele öğretmen
Göz gözdür o, uzakları görürüz
Ağızdır o, türkü söyleriz haykırırız günlerden.
Ulaşırız erdem üstüne, gelecekler üstüne biz hep
Çizer büyük değirmisini
Uç olur da gergele öğretmen.
Hey hey, burası bir dağ köyü, kurda kuşa
Bırakılmış göğün kıyısına bırakılmış
83 toprak ev, 83 acı duman,
Çoluğuyla, çocuğuyla 415 karanlık
Kurtulacağız, el ayak kurtulacağız,
Bir okul yapıla, bir gele öğretmen.
Bir ışık, bir ışık daha,
Gecelerin içindeki ejderlerle dövüşür
Nice istemeseler de, nice önleseler de,
Uyandırır toplumunu
İyiye, doğruya, güzele öğretmen.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
Çocuklarım

Yoklama defterlerinden öğrendim sizi ,
Benim haylaz çocuklarım !
Sınıfın en devamsızını
Bir sinema dönüşü tanıdım ;
Koltuğunda satılmamış gazeteler?
Dumanlı bir salonda
Kendime göre karşılarken akşamı ,
Nane şekeri uzattı en tembeliniz?
Götürmek istedi küfesinde
Elimdeki ıspanak demetini
En dalgını sınıfın !
İsterken adam olmanızı
Çoğunuz semtine uğramaz oldu mektebin
Palto , ayakkabı yüzünden .
Kiminiz limon satar Balıkpazarında
Kiminiz tahtakalede çaycılık eder ;
Biz inceleye duralım aç tavuk hesabı ,
Tereyağındaki vitamini
Ve kalorisini taze yumurtanın !
Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta ,
Çevresini ölçtük dünyanın ,
Hesapladık yıldızların uzaklığını
Orta Asya?dan konuştuk laf kıtlığında .
Neler düşünmedik beraberce
Burnumuzun dibindekini görmeden
Bulutlara mı karışmadık .
? Hazan rüzgarı?nda dökülmüş
? hasta yapraklar??a mı üzülmedik .
Serçelere mi acımadık , kış günlerinde
Kendimizi unutarak !

RIFAT ILGAZ

Öğretmenler Günü
Bir gün sizleri anlatmaya yetmez,

Sizin sevginiz asırlarca geçmez,

Hayatım sayfa sayfa eseriniz,

Nasıl unuturuz anıları biz.

Öğretmenim gününüz kutlu olsun,

Öğrendikçe bu millet mutlu olsun,

Defter, kitap, kalemler neye yarar,

Siz olmazsanız yetişmez dimağlar.

O zaman; devlet millet seni anar,

Çünkü her makamda bir öğrencin var.

Cumhurbaşkanı senin talebendir,

Başbakan hesabı senden öğrenir.

Yıllar geçmiş bir zat elinizi öper,

Ben Milli Eğitim Bakanıyım der.

Sizleri yazarken titrer ellerim,

Sanki gene imtihanda gibiyim.
Hatalı yazdıysam özür dilerim,

Satırlarda sınırlanmaz bu sevgim.

24 Kasım sonbahara rastlar,

Yapraklar döküldükçe sevginiz artar.

Gönlünüz ikinci baharı yaşar,

Tarih böyle mutlu günlerde dolar.

Öğretmenim, gününüz kutlu olsun,

Öğrendikçe bu millet mutlu olsun…
Muhittin YEGÜL

Ana Gibi, Baba Gibi
Öğretmenim bilir misin

Seni nasıl sevdiğimi?

Sorsan bana nerde yerin

Gösteririm ben kalbimi

Ana değil, ana gibi;

Baba değil, baba gibi

Öğretmenim ben de sevgin

Can içinde bir can gibi…
Hüseyin DÜZBASAN

VE DÜŞÜNÜR ÖĞRETMEN
Eylülde sararan yapraklarla beraber,

Öğretmenler vurulur boş tarlaların ıssızlığında.

Ve düşünür öğretmen, ölümle yaşam arasında:

Kim, neden sıkmıştır kahpe kurşunları kahpece?

Yarar kurşunların sesi, karanlığı bir gece.

Akan her damla kan yaklaştırır ölümü.

Gurbetin kanlı tozu tutuşturur gönlünü.

Eğitim Ordusu”nda olunca şanlı nefer,

Başlamıştır gurbete gitmek için bir sefer.

Ölümün beklediğini bilemezdi bu yerde.

Çare diye gelmişti, cehalet denen derde.

Böyle mi olmalıydı öğretmenin kaderi?

Alırlardı sılada elbet kara haberi.

Yaşlı ana sarılır cansız duran bedene.

Lanetler yağdırılır ona ateş edene.

İntikam yeminleri edilir hep bir dilden.

Rahat uyu öğretmen, çıkmazsın gönüllerden.

Derler de unuturlar; adın kalır bir taşta.

Sorarsın bir gün elbet: “Niye öldüm bu yaşta?”

Eylülde sararan yapraklarla beraber,

Öğretmenler vurulur boş tarlaların ıssızlığında.

Ve düşünemez öğretmen, ölümün karanlığında.
Murat Arıcı Edebiyat Öğretmeni

SENİNLE HER MEVSİM BAHAR ÖĞRETMENİM
Bir gün dersem ki, ben öğretmenim

Kalemimin mürekkebi alın terindir.

Vedalaşıp gidersem öğretmenim

Unutmayı unuturum da, unutmadığım

Kalbimdeki en güzel yerindir.

Bir gün adımı soranda çocuklarım

Kendimden önce senin adını söylerim

Solmadan açabiliyorsa köpre tomurcuk,

Uğrunda harcanır boncuk boncuk,

Yine de bitmez öğretmenim var derim

Güllerin güzelliğini göstermeden önce

Gülşenin vurulduğu tebessümünü anlatırım

Her zil çalışında önce sen gelirsin aklıma

Senden incecik bir ışık gelir şiir şiir

Ben susarım, yine sen konuşursun gönlünce.

Bir gün dersem ki ben öğretmenim

Sen güneş kadar uzakta bile olsan

Her bakışımda gülümseyişini görürüm

Işıksız açmazmış çiçek, gelmezmiş bahar

İnan seninle her mevsim bahar öğretmenim.
Yılmaz İMANLIK

Başöğretmen Atatürk

Kara tahta başında
Başöğretmen Atatürk
Süzülen gözyaşımda
Başöğretmen Atatürk
Düşmanlar gelir dize
Gece çıkar gündüze
Kılavuzdur o bize
Başöğretmen Atatürk
Yokuşları düz eder
Yarınlardan söz eder
Geceyi gündüz eder
Başöğretmen Atatürk
Elsizlere el olur
Dilsizlere dil olur
Has bahçede gül olur
Başöğretmen Atatürk
Okşarken saçımızı
Isıtır içimizi
Doyurur açımızı
Başöğretmen Atatürk
Bilgisizliği yerer
Kalplerden sevgi derer
Bilgilerden taç örer
Başöğretmen Atatürk
Işık saçar geceye
Hayat katar heceye
İlham verir niceye
Başöğretmen Atatürk
Zihni arıdır aydan
Oku fırlatır yaydan
Haber verir uzaydan
Başöğretmen Atatürk
Sanma uyur toprakta
Her gün doğar şafakta
Gölgelenir bayrakta
Başöğretmen Atatürk

M.NİHAT MALKOÇ

 

Öğretmenim
Ne güzelde parlarsın bütün sabahlarda

Tıpkı bir yıldız gibisin sen okulumuzda

Atatürk”ün istediği asil duruşunla,

Türk milletine layıksın, sen öğretmenim.
Sana emanet edilmiş bizim geleceğimiz

Sen oldun bayrağı, vatanı sevdirenimiz

Atatürk”ün izinde, koşar yüreğinle

Türk milletine layıksın, sen öğretmenim.
Birkan Soylu-Ankara

 

Atatürk ve Öğretmenim
Sevgili öğretmenim

Heyecanla beklerdik seni her sabah

“Günaydın” derdin, seslerin en güzeliyle,

“Bugünkü Konumuz” diye, başlardın söze

Kara tahta önünde ak bilgilerle

Çırpınırdın, bir şeyler öğretmek için bize.
“BAYRAK” derdin öğretmenim

Heyecandan dalgalanırdı sesin bayrak gibi

“Atatürk” deyince coşardın sen

Yatağına sığmayan ırmak gibi.
“Atatürk” deyince öğretmenim

Nefes almaz seni dinlerdik

Anlatırdın hayatını devrimlerini

Cepheden cepheye koşardın sen

Daha bir büyürdün gözümüzde

Sanki Atatürk”ü yaşardın sen.
Ellerinden öperim öğretmenim.

En güzel duygularla en güzel bilgilerle

Yetiştirdin bizi.

Şimdi içimizde inanç, başımızda bayrak

Bu yurt sevincimiz tasamız bizim

Atatürk ilkeleri en büyük yasamız bizim

Atatürk yolundan dönmeyiz biz

Meş”alemiz Atatürk sönmeyiz biz…
Özkan GÖNLÜM

Öğretmenim
Güler yüzlü öğretmenim,

Bir tanesin, canım benim.

Masallarla bilmeceler,

Anlatırsın neler neler…
Kalemimi tutamazken

Kitabımı açamazken

Bir de baktım yazıyorum,

Sular gibi okuyorum.
Çalışıp iyi olmayı,

Koşup el ele vermeyi,

Bu güzel yurdu sevmeyi

Sen öğrettin öğretmenim.
Bizde pek çok emeğin var,

İçimizde çok yerin var

Yetiştirdin hepimizi,

Ver öpelim elinizi
Süleyman KARAGÖZ

Başöğretmen

Atatürk benim,
Başöğretmenim,
Ne öğrendimse,
Ondan öğrendim.
Yenilikleri,
Hep o düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış, gülmüş.
Çocuk kalbimle,
İlk onu sevdim,
Atatürk benim,
Başöğretmenim.

Tarık ORHAN
Öğretmenim Ben

Dağların arasında, bayırında, düzünde
Yine bir başkayım ben Öğretmenler gününde
Boy boy çiçeklerim var, umut var gözlerinde
Öğretmenim diyorum, korkmak yakışmaz bana
Kara tahta önünde duruşun yeter bana.

Ekmeğim olmuşsun sen, okyanusum, limanım
Okuttuğum kitapsın, damarımdaki kanım
Sen bir beden değilsin, hakka yürüyen canım
Öğretmenim diyorum, para pul sorma bana
En büyük bahtiyarlık gülüşün yeter bana.

Öğretmenim bir mumum, ışıdıkça eririm
Tek başına neyim ki, seninle ben büyürüm
Mevlana aşığıyım, herkesi bir bilirim
Öğretmenim diyorum, seni sorsunlar bana
Allah’ın emaneti varlığın yeter bana.

Ana, baba, arkadaş, sırdaşın ben olmuşum
Sabah sekiz akşam beş seninle yoğrulmuşum
Cehaletle savaşta kendimi unutmuşum
Öğretmenim diyorum, uykuyu sorma bana
Muhammed’in aşkına bakışın yeter bana.

Yarınlarda insanlık seninle yücelecek
Kardeşlik tohumları, umutlar yeşerecek
O tertemiz dünyanda sevgiler büyüyecek
Öğretmenim diyorum, yaşın fark etmez bana
Yeter ki bir çağır sen, yine koşarım sana.
Fatih TAN (24 Kasım 2009)

BAŞÖĞRETMEN

Atatürk benim,
Başöğretmenim,
Ne öğrendimse,
Ondan öğrendim.

Yenilikleri,
Hep o düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış, gülmüş.

Çocuk kalbimle,
İlk onu sevdim,
Atatürk benim,
Başöğretmenimdir.

Tarık ORHAN

 BEN ÖĞRETMENİM

Şanlı bayrağımı görünce
Okulumun gönderinde,
Daha bir başka çarpar yüreğim.
Her sabah açtığım kapının
Bilgiye, sevgiye, doğruluğa açıldığını
Çok iyi bilirim.
Gelecek yetiştiririm, geleceğim için
Çünkü;
Ben öğretmenim
Yeni nesil benim eserim!

Murat ŞENGÖNÜL
İçören İlköğretim O. Md. V.
Savur/MARDİN

SÖZ VERDİM ÖĞRETMENİME

Öğretmenim, babam, ana kucağım
Okulum, ilim, şehrim, bucağım
Sınıfımsa, evim, barkım, ocağım
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM.

Yeteri kadar çalışacağım,
Rakibimle yan yana yarışacağım,
Elbette aralarına karışacağım
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM

Yükselmeli insan dalında
Göstermeli becerisini cihanda
Çalışkanlık belli olur simada
Söz verdim öğretmenime

BÜYÜK ADAM OLACAĞIM

BENİ DE GÖTÜR AYDINLIĞINA

Öğretmenim İsrafil TURAN’a

İçimde ufkuma çizdiğin dağlar,
Adına gül gibi uzanıyorum…
Her çığlık kahrın önünde ağlar,
Seni yüreğimle selâmlıyorum.

Nasıl gizler yüreğini bir çocuk,
Islak yorganının karanlığına?
Sığmaz düşlerime bu koca boşluk,
Al beni de götür aydınlığına…

Ziller çalsın, yine sen dağları çiz,
Sevginin rengine boya suları.
Kucaklasın hasretimi bu deniz,
Büyüsün ellerinde güneşin yolcuları.

 

Bütün yıldızları sersem geceye,
Bütün çocuklara seni anlatsam,
Adın sığmaz kurduğum her tümceye,
Kıyametler kopar seni unutsam.

 

klasbilgi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber