Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENİN DERSTEKİ VERİMLİLİĞİ, KENDİNİ TANIMASINDAN GEÇER
 Öğretmenin sınıfta etkin ve verimli olabilmesinin yolu,  kendi öğrenme biçimini, zeka çeşidini, duyusal baskınlıklarını tanımasından, öğrenme ile ilgili faaliyetlerini de tüm öğrencilerin kalıcı öğrenmesine uygun planlamasından geçer.

Öğrenme biçimine göre planlanan bir etkinlikte, sadece öğretmenle aynı öğrenme biçimine sahip olan öğrenciler yeterli düzeyde faydalanacak, öğretmenle aynı öğrenme biçimine sahip olmayan diğer öğrencinin bir yanının eksik kalacağı unutulmamalı. Profesyonel öğretmen, kendi öğrenme biçiminde olmayan öğrencileri de dikkate alarak planlama yapmalı, ben nasıl öğreniyorum? kendimi ifade ederken hangi zeka çeşidini kullanıyorum? duyusal baskınlarım ve alan yetkinliğim nedir? sanatsal faaliyetlerle mesleki yeterlilik ilişkisi nasıl olur? verdiğim eğitimin yaşamla çakışan noktalarındaki bağlantı kurabilme yeterliliğim ne kadar? sorularına bulduğu cevaplar, kendisiyle ilgili yol kat etmesinde çok etkili ve faydalı olacaktır.

Öğretmenlikteki mesleki eğitim, bir takım kuramsal bilgilerden uzak olmalıdır. Eğitim sisteminin sadece okullarını bitiren meslektaşlar yerine, alanlarında yetkin, kendini geliştirmiş ve gelişmiş eğitim sistemlerinden haberdar olan öğretmenlere ihtiyacı var. Gittikçe dar alana sıkıştırılan öğretmenlik mesleğinin, öğreticiliğin ötesine geçememesi üzücüdür. Öğretmenliğin,  bir çocuğun dünyasını değiştirebilecek bir meslek olduğu unutulmamalı, kendini tanıyan bir öğretmen de dünyayı değiştirecek gücü elinde bulundurduğunu bilmelidir.

Öğretmenlik, etkin bir takım çalışması gerektirir
Öğretmenlik, bireysel yürütülecek bir meslek değildir. Tam tersi çağdaş dünyada öğretmenlik, etkin bir takım çalışması gerektirmektedir. Matematik öğretmeni veya sınıf öğretmeni, resim dersiyle bağlantı kurarak oran-orantıyı birlikte programlarına almalı, Türkçe’de sıfatlar konusu yabancı dil öğretmeniyle alan bağlantısı kurarak programlanmalıdır.

Ülkemizde öğretmen, derste kendini mahveden bir öğretmen konumuna getirilmiştir. Öğretmenin yorgunluğu derste değil, dersten önce olmalıdır. Kendini tanıyan öğretmen, dersten önce planlamasını bütün öğrenme biçimlerine göre yaparak yıpranmasının önüne geçmeli, derste değil, dersten önce yorulmalıdır. Deneme sınavı adı altında yapılan tek kazananı olan başarı endeksi öğretmeni ve öğrenciyi strese sokmakta ve öğretici konumuna itmektedir. Bu durumda ancak kendini tanıyan öğretmenler, öğrencisini de tanıma gereksinimi duyacak, öğrencisinin öğrenme biçimini ve diğer alanlardaki etkinliğini tanıması gerektiği bilincinde olacaktır.

Kendini tanıyan öğretmen, mesleki ve kişisel gelişim alanında da yeterliliğinin farkına varacaktır. Eğitimde başarının sırrının da burada yattığını düşünüyorum. Önce kendimizi tanıyacağız. Sonra öğrenciyi tanıyacağız. Böylelikle harekat planımızı belirleyecek, derslerde arzu ettiğimiz verimliliği alabileceğiz. 
Yazar: 
Lokman Ali YAVUZ
Kısa Bağlantı : http://clss.link/1Qs9VEX

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber