Bu haber kez okundu.

Öğretmenim lütfen bu kitabı okur musun!

Yazarı: Hasan Yılmaz

Doğru yerden başlamak için…

Bu kitap öncelikle, bilgi bankanıza ilave yapmak için değil, duygu ve düşünce bankanızı zenginleştirmek için yazılmıştır. Her öğretmen ve öğretmen adaylarının okuması gereken bir kitaptır.

Öğretmenliğin gerçek boyutları, öğretmenlerin yaptıkları, çoğu zaman farkında olmadıkları alışılagelmiş yanlışlar ile öğretmenlerin mesleklerinde kendilerini geliştirebilmeleri için kişisel gelişim yöntemleri bu kitapta bulunmaktadır.

Bu kitapta aktarılanları önemseyin. En önemlisi kullanın. Onları, bir eğitim kahramanı olmak için kullanın. İnsan yetiştirme sorumluluğunun gerektirdiği işleri daha eğlenceli ve verimli kılmak için kullanın.

Üzerinde en çok konuşulan ve yazılan öğretmenlik mesleği dışında bir başka meslek tanıyor musunuz? Sanıyorum yok! Sahi öğretmenlik ne demek? Hiç düşündünüz mü?

Kitap iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci ana bölümde “ Öğretmenlerin cehennemlik günahları” olarak isimlendirilen “ Öğretmen hataları” aktarılmıştır. İkinci ana bölümde ise; “ Öğretmeni eğitim kahramanı” yapmaya yarayan yöntemlere yer verilmiştir.

Önce insan, sonra öğretmen olmak:

Ya “önce öğretmen” ya da “sadece öğretmen” olan öğretmenlerimiz. Biliyor musunuz; ben, bana şöyle seslenen öğretmenlerimden hiçbir şey öğrenmedim:

-“Hey sana söylüyorum lan, sana sana eşek kafalı!”

Bana yaşına ve duruma göre: “Evlat”, “genç”, “ delikanlı”, “arkadaş” ifadelerinden birisi ile seslenen öğretmenlerimi ise hep sevdim. “İyi görünmüyorsun, bir sorunun mu var, paylaşabilir miyiz?” diyen öğretmenlerimin yanında, insan olduğumu hissettim ve bu duygunun hazzını yaşadım.

- Bakın, size bir ölçü vereyim. Bu ölçü ile kendinizi kıyaslayın. Öğretmen olmuş musunuz, olmamış mısınız; o zaman anlayacaksınız.

- Bir gün sınıfınızda okulun bahçesinde bir öğrenci görürsünüz. Nasıl bir öğrenci biliyor musunuz? İki burnundan iki sümük hortumu uzamış, yarısı da ağzının içine girmiş bir öğrenci.

- Bırakın şimdi tiksinmeyi, yaptığınız işten zevk duyarak ve yaptığınız işten duyduğunuz hazzı beden dilinizle ifade ederek, cebinizden kendi mendilinizi çıkartıp, o çocuğun burnunu temizlediğiniz zaman; işte o zaman siz öğretmen olmuşsunuzdur.

1. Bölüm

Öğretmenin Günahları

. Sıkıcı Olmak: Şu üç harfi aklınızda tutun ve ders ortamında zaman zaman hatırlayın. Hatta sınıfa getirdiğiniz klasör ya da çantanızın görünen bir yüzüne bu üç harfi yazın. Bu üç harfe gözünüz takıldıkça ifade ettiği anlamı düşünün ve gerekli değişiklikleri başlatın: A.S.O. ( Asla Sıkıcı Olmayın!)

. Çok Fazla Konuşan Öğretmen Olmak: Arkadaşlar pasif dinlemenin öğrenmek olmadığı gibi, konuşmak da öğretmek değildir. Ders anlatırken, öğrencilerinizin dikkatini yaklaşık 10 saniyenin 3 saniyesinde tutabildiğinizi araştırmalar göstermektedir. Geriye kalan 7 saniyeyi öğrenciler farklı düşünce ve laf yağmuruyla geçirmektedirler. Öğrencilerinizin gözleri kapanmaya ve yüzleri de sıkılmışlığa başladığında, dinleme ve öğrenmenin neredeyse hiç bulunmadığı ölü bölgeye girmişsiniz, demektir. Konuşmanızı kesmeye zorlayın kendinizi; çünkü konuşmak, öğretmek değildir.

. Yol Haritası Yok: Öğrencilerin sınıftaki başarılarına katkıda bulunan başlıca unsurlardan biri, onlara -öğrenirken- izleyecekleri açık bir yol haritası sunmaktır. Derslerin büyük çoğunluğu, izlenecek bir yol haritası verilmeden öğretilmektedir ve yanlış da buradadır.

. Oltaya Takmada Başarısız Olmak: Öğrencilerinizin bir sebebe, bir NİÇİN’ e ihtiyaçları vardır. Öğretmenlerin yaptıkları bir yanlış ve dersi öğretmek için gerekli ‘BÜYÜK’ bir gerekçe (NEDEN) sunmayı unutmaktır. Dersin ilk dakikalarından itibaren öğrencilerin kafasında “ Ben bu konuyu neden öğreniyorum? Bunlar ne işime yarayacak?” soruları olduğu sürece verim ve kalite elde edilemeyecektir.

. Bütün İşleri Ben Yapmalıyım: Çalışma ve öğrenme işini öğrencilere bırakma konusunda kendinize ve öğrencilerinize güvenin.

. Yeterince Düşündürücü Sorular Sormamak:

. Yaralayıcı Kelimeler Kullanmamak: Bir öğrenci öğretmeninin kendisi için kullandığı “ aptal” ifadesini, bir süre sonra, “Ben aptalım”, Şekline dönüştürür. Bu gibi sözler öğrenci-öğretmen arasında olması gereken sıcak-samimi ilişkiye zarar verir ve kendilerine verdikleri değer duygusunu azaltır.

“Saygı, yetişkinlerden açılan bir yolla çocuğa gider ve çocuktan yetişkinlere geri döner.”

. Kötü yanınızı göstermemek:

. Tekrar Yok: Bir şeyi aynı şekilde tekrarlamayın. Dersin en az 3-4 yerinde öğretilen şeylerle ilgili sorular sorarak öğrencilerden tekrar yapmalarını isteyin.

Burada en sevdiğim cümle: “Biraz önce söylediklerimi lütfen kendi kelimelerinizle yazın.”

. Mizah Yok: Sınıfı canlı hale getirmek, herhangi başka bir şey yapmaktan daha önemli bir iştir. Surat asmayın. Hadi bu inanışı çöpe atın.

. Beklentiler Oluşturulmuyor: Öğretmenlik öğrenciyi tanımakla başlar. Kalıplarımız vardır. Onları çağırır, evlat! Gir şu kalıba diyoruz. Çocuk kalıba büyük geldi. Hayır, olmadı, diyoruz ve fazlalıkları kesiyoruz. Ne yapmalıyız? Çocuk çaba harcadıkça, küçük de olsa somut sonuçlara ulaştıkça, bu başarısını göklere çıkarınız, övünüz, teşekkür ediniz.

. Bir Linç Takımına Katılmak: Yaşı ne olursa olsun, bir insana suç işletmek istiyorsanız, onu potansiyel suçlu olarak görün, yeter. Sizi yanıltmayacak ve suç işleyecektir.

Beklediğiniz şeyi elde edersiniz, ne yapmalısınız? Linç takımına üye olan arkadaşlarınıza; “DURUN!” deme hakkınız var. Cesur olun, kararlı olun… “Bu yaptığınız doğru değil” deyin.

. Öğrenciye Saygı Göstermeme

. Sabırlı Olmayı Unutmak

. Işıltıyı kaybetmek: Öğretme aşkı ile yolunuzu canlı tutun ve yaşam ışıltınızı asla kaybetmeyin.

. Tutarlı Olmada Başarısızlık

. İ.B.E. Yok: Birçok öğretmen dersini bir parça tatlandırmayı unutur. Bu bir hatadır. Etkili bir ders İ.B.E. olarak bilinen üç parçadan oluşur. İkna etme, bilgilendirme ve eğlence.

. Bakmamak: Öğrencilerinizin gözüne bir bakış atarak elde edeceğiniz pozitif etkiyi asla yaşayamayan öğretmenlere hep acımışımdır. Göz teması 2-5 saniye sürmelidir. Göz temasının ana amacı öğrenciye şunu söylemektir: “Ben seninle konuşuyorum.”

. Dinlememek: “Lütfen dinliyor görünmeyin; gerçekten dinleyin!”

“Konuşurken ve dinlerken insanların gözlerinin içine bak! AMA DALIP GİTMEDEN…

İşte Onların Söyledikleri:

- Lütfen, bana gülümseyin!

- Lütfen, beni ismimle çağırın!

- Lütfen konuşurken beni dinleyin!

- Lütfen beni övecek fırsatlar bulun! …

Sizin Yapmanız Gerekenler:

- Duyguyu kabul et!

- Yargılama!

- Ayıplama!

- Savunmaya Geçme!

- Göz teması kur ve sürdür!

- Kişiye doğru yönel!

- Baş ile onayla!

- Dinlemenize, sevecen bir gülüş ekleyin!

- UNUTMAYIN! Dinlemek, SEVMEKTİR.

“Tek düzelikten kurtulun!”

2. Bölüm

Öğretmenler İçin Kişisel Gelişim Yöntemleri

. Doğru Adımla Başlamak.

. Uygulamadan Yoksun Bilgi: Atladığınızda açılmayan paraşüt kadar değersizdir.

. Gülücükle Başlayın: Sizi bilmiyorum ama ben “ suratı sirke satar gibi “ gelen öğretmenlerimi hiç sevmedim. Çünkü bu surat bende “ kendime küfredildiği izlenimini” veriyordu. Tebessüm edin, gözlerinizle gülün. Gülümsemek için sadece on iki kasa ihtiyacımız var; oysa kaşlarımızı çatmamız için yüz üç kası çalıştırmamız gerekiyor.

. Ders Anlatmak, Ama Nasıl? “ NİÇİN” sorusunu kendinize sorun.

. Asla Sıkıcı Olmayın!

. Önemli Olan İletişim Becerisi: Şunu hissettirin ona; “ Seninle ilgiliyim, senin farkındayım, senin öğretmenin olmaktan mutluyum.”

. Öğrenciyi Kağıt Üzerinde Övün!

. K.İ.M.: Kalabalık İçinde Methetmek.

. Korkuyla Savaşın!

. Lütfen Bana Önemli Olduğunu Hissettirin!: “L. B. Ö. O. H.”

. Hikaye Zamanı: Arkadaşlar hikaye okumanın gücünü kullanın!

. Yeteri Kadar İlgilenin!

. Beş Harfli En Kötü Kelime: “SINAV” bir korkutma aracı değildir.

ÖĞRET ONA

. Zaman alacak biliyorum; fakat öğretebilirsen ona,

. Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.

. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.

. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.

. Eğer yapabilirsen sessiz kahkahaların gizemini öğret ona;

. Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını;

. Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret,

. Fakat ona sessiz zamanlar da tanı, gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki anıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği…

. Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona, ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi…

. Tüm insanları dinlemesini öğret ona; fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret…

. Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.

. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.

. Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını; fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.

. Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını ÖĞRET ONA!...

(Abraham Lincol’un, oğlunun öğretmenine yazdığı mektuptan alınmıştır.)

Kendinizle bir sözleşme yapın:

“ Yaşamam için bana verilen hayattan tamamen sorumlu olduğumu kabul ediyorum. Bu hayatı umut ve mutluluklarla dolduracağıma söz veriyorum! …”

İmza

Sonuç ya da bu kitabın bana kattıkları:

. Gülümseyin! … Tebessüm bulaşıcıdır! …

. Öğretmen olmadan önce, nasıl insan olunması gerektiği öğrenilmelidir.

. Her insan öğretmenlik yapar. Ama kendinden, bir şey katmadan, sadece yapmak için yapar. Bu yapılan en büyük hatadır.

. Öğretmenlik, yürek ve emek ister; dolaysıyla, sabırla sürdürülmesi gerekir.

. Başarı yapabildiklerimizde gizlidir, yapamadıklarımızda değil.

. Her şeyde, her yerde ve herkeste; “ iyi” yi görün ve onu hissedin.

. En önemlisi, insan hayatından, bizzat kendisi sorumludur. Yaşadığı dünyadan ise, herkes sorumludur.

Öğrenci Psikolojisini anlamak…

Öğrencilerinizin kafasında şu gibi sorunların olabileceği, asla unutulmamalıdır:

. Arzu ve isteğim; BANA KİMSE KARIŞMASIN…

. Ailem asla; BENİ FAZLA DÜŞÜNMEZ…

. Beni en çok kaygılandıran şey; ÇOK YAŞAMAM…

. Ne yazık ki ben; ÖLMEYİ BECEREMİYORUM…

. Hayatımı yeniden yaşasam; GERİ BİTİRİRDİM…

. Bugüne kadar yaptığım en kötü şey; YAŞAMAK…

“Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla, ışığından hiç bir şey kaybetmez!” ( Mevlana)

İlknur Gülter

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber