Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENE ŞİDDETTE KİM SORUMLU?

PERSONELMEBHABER.NET/ÖZEL HABER


Dün bir uzman doktorun görevi başındayken şiddete maruz kalması ve hayatını kaybetmesi, devlet memurlarının uğradıkları şiddeti yeniden gündeme getirdi.


Görev başında şiddete maruz kalma konusuna eğitim camiası hiç de yabancı değildir. Genel kanaat olarak şunu ifade etmek lazımdır ki özellikle son on yılda bu tür olaylar ciddi bir artış göstermiştir. Eğitim sendikaları eğitimcilerin uğradığı şiddetin yıllara göre dağılımı konusunda çalışmalar yapmalı ve bunu kamuoyuyla paylaşmalıdırlar.


Görüşümü açık, net ve kestirmeden göstermek istiyorum ki bu şiddetin sorumlusu popülist politikalardır. Seçmenin oyunu almanın -hiçbir ölçüye dayanmadan- tek amaç olması, ne pahasına olursa olsun o ‘kutsal’ oyun alınması çabası tabir yerindeyse halkı ‘şımartmıştır.’


Halk hizmet alır, devlet memuru halkın hizmetkârıdır; vatandaş her zaman haklıdır, her ne şartta olursa olsun vatandaş memnuniyeti sağlanmalıdır gibi anlayışla vatandaş kamu hizmeti alırken git gide pervasızlaşmıştır.


En üst yönetim perdesinden çıkan bu sözler ve anlayış, vatandaşın kamu hizmeti sunan memur ve görevlilere bakışını son derece çarpık bir hale sokmuştur. Bu ‘oy veriyorum ben kralım’ anlayışıyla; kendisinden kat be kat başarılı, kariyerli, bilgili ve tecrübeli devlet memuruna mütehakkim tavırlar takınma cüretini göstermeye başlamıştır.

 

Burada unutulmaması gereken bir şey vardı ve o şey unutuldu: devlet memuru olan öğretmen, doktor ve tüm memurlar da aslında halktı. Onlar da oy veriyorlardı. Onların bir farkı daha vardı ki en az lisans mezunuydular ve alanlarında uzman kişilerdi!


Hayatı boyunca asalak gibi yaşamış, hiçbir başarı kaydedememiş, bildiği yanıldığına yetmeyen arsız bir kişi gelecek alanında uzman, üniversite mezunu öğretmene hakaret edecek, onu darp edecek ve haklı olacak öyle mi? Herkes haddini bilecek. 


Kuşkusuz devlet kurumları ve memurları vatandaşa en iyi hizmeti vermekle vazifelidir. Ancak yüzünü yıkamayı bilmeyen çokbilmiş bir veli, pervasızca öğretmeni küçük düşürememelidir. Kamu kurumlarını ve memurları denetleyen kurumlar işlerini saygınlık ve objektiflik çerçevesinde en iyi şekilde yerine getirmelidirler.


Evet, kral çıplaktır!


Bu böyle gitmeyecek. Bir Bakan’ın saçı uzun bir öğrenciye ‘senin saçını kesen müdürün ben de saçını keserim.’ demesi öğretmenlerin azalan saygınlığına dinamit koymuştur. Öğretmenler sınıf hakimiyetini çoktan gözden çıkarmış, veli ve öğretmenden dayak yemeden günü bitirmeyi hedefler olmuştur.

Siyaset her devirde eğitim camiasında etkili olmuş olabilir ama hiç bu kadar abanmamıştır sanırım. Öğretmene saygısızlık yaptığı için çocuğu azar yiyen veli, soluğu parti ilçe başkanlığında alıyor. İlçe başkanı ‘kendi adamları’ olan okul müdürünü arıyor ve okul müdürü kendince seçtiği bir yöntemle öğretmene ayar veriyor. 


Siyasi politika belirleme konusunda iktidarın etkin olması tartışılmaz bile ancak tüm teşkilatın kılcallarına bile siyaset tesir ederse öğretmen de öldürülür doktor da!


Metin KOÇER

Kaynak:personelmebhaber.net


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber