Bu haber kez okundu.

Öğrencilerin Öğretmenlerden Duymayı En Çok İstediği 3 Şey

Marian Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde bir profesör asistanı olarak görev yapıyorum.

 Bundan bir buçuk yıl önce K-12 sınıflarına ve temel seviye eğitime, testlere, temel standartlara, farklılaştırılmış öğretime geri dönmem gerektiğine ve çocuklarla ve ergenlerle duygusal olarak tekrar bağlantı kurmam gerektiğine karar verdim. Bunu uzun yıllardır yapmamıştım. Ancak eğitim ortamları, deneyimleri ve benim kendi öğrendiklerim sınıflara geri döndüğüm bu bir buçuk yıl içinde inanılmaz gelişti ve değişti. 


Üniversiteden bazı dersleri bırakmayı talep ettim. Erken ergenlik dönemine yönelik derslere, araştırmalara devam ettim. Ve üç sömestrin ardından hala keşfediyorum, bazen başarısızlığa uğruyorum, bazen başarıyı kutluyorum ama her gün üniversiteden yeni mezun öğrencilerimin yolunu kendi adımlarımla yürüyorum ve tüm bu deneyimleri öğretmenliğe geçiş yapanlarla paylaşıyorum.


Farklı okullardaki beşinci ve yedinci sınıflarda derse giriyorum. Hayal bile edemeyeceğim kadar fazla şey öğreniyorum. Ama sanırım bu süreçte öğretmenlik ve danışmanlık yapma ayrıcalığını yaşadığım yüzlerce öğrenciden duyduğum üç temel konu ya da hatta kelime, hayatım boyunca aldığım en büyük ders oldu.


Öğrencilere ve öğretmenlere yönelik şu sorulardan oluşan bir anket yaptım:


Öğretmenin söylediği hangi sözler senin için teşvik edici ve motive edici oluyor?

Okuldaki durumun ya da performansınla ilgili öğretmeninden neler duymak istersin?

Bu sorulara farklı bölgelerdeki dört okuldaki çeşitli eğitimcilerden ve öğrencilerden aldığım cevaplar, okulların içinde sosyal olarak kabul görmenin ve “hissedildiğini” hissetmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha teyit etti.


1. Bana İnan


“Sana inanıyorum. Bir gün mutlaka başarılı olacaksın. Başaracaksın! Eğer sende gördüklerimi uygularsan, hiçbir şey seni tutamaz!”


Birine inanmak demek, henüz görülemeyeni görmek demektir. Çatışmalar, kötü ruh halleri, kaba davranışlar ve kötü seçimlerin bazı sonuçları olsa bile yine de iyi ve doğru giden şeylere odaklanmayı gerektirir. Bizler o anda ortada olmasalar da var olduklarını bildiğimiz eksik parçaların “dedektifleri” olmalıyız.  Öğrenciye, yapabildiğini hissettiği fırsatlar sunan deneyimler yaratmalıyız. Öğrencilerimizi iyi tanırız ama yine de duygusal ve akademik alışkanlıklara saplanıp kalabiliriz. O zaman şunu deneyebilirsiniz:


“Sana inanıyorum! Sadece yarın için birlikte bir plan yapalım. Tamamladığını ve başardığını görmek istediğin iki şey seçelim ve olmalarını sağlamak için birlikte bir yol bulalım.”


2. Amaç


“Bir amacın var. Bunu görüyorum ve hissediyorum. Hadi biraz eğlenelim ve ne olduğunu keşfedelim. Amacın değişebilir. Bu iyi bir şeydir. Amaç hep orada bir yerdedir!”


Bir öğrencinin kendi amacını bulması için ona nasıl yardım edebiliriz? Bunu doğrulayarak işe başlarız: “Bir amacın var!” Öğrencinin ilgi duyduğu şeylere ve işaretlere kulak kesiliriz. Hiçbir ipucu bulamadığımız günlere ve saatlere saygı gösteririz. Tekrar deneriz. Umudunu ve amacını kaybeden ama tekrar ve tekrar deneyen başka insanların hikayelerini anlatırız. J.K. Rowling, Bill Gates, Michael Jordan ve Walt Disney, amaçlarını hatalardan ve başarısızlıklardan tanımlayan ünlü birkaç isimden biridir. Hata yapmanın ve başarısızlığın hediyelerinden bahsederiz. Ve eğer istersek bu aldatıcı umutsuzluk anlarından nasıl öğrenmeyi seçebileceğimizi anlatırız. Okulda ve sınıflarımızda bu öğrenciler için bir amaç yaratırız. Öğrencileri birbirlerine hizmet etmeye davet ederiz. Belki bir öğrenci daha genç bir öğrenciye özel ders verir ya da okulun kapı görevlileri ve yemekhane personeli için sürpriz bir yemek planlamaya yardım eder. Belki de okulda çeşitli zorluklar yaşayan başka bir öğrenciye destek olur.


Belki sınıf olarak Skype aracılığıyla bir huzur evine bağlanırız ve ergenliğin karmaşık yıllarını geride bırakmış ve ortaokul öğrencilerinin arkadaşlığından ve onlarla iletişim kurmaktan mutluluk duyan başka bir jenerasyonla konuşuruz. Günümüzde okul dışı geziler çok daha az artık. Ancak kendi amaçları ve yetenekleri olan kişileri sınıfımıza konuk olarak çağırabiliriz. Bu insanlar, evsizlerle, hapisteki gençlerle ve gönüllülüğü teşvik eden diğer sosyal organizasyonlarla yaptıkları işleri paylaşabilir ve öğrencilerin isteklerini ateşleyebilirler.


3. Bana Sor


Öğrencilerden gelen ama üzerinde pek de konuşulmayan şu talebi bir dinleyin:


Bana nasıl olduğumu sor. Bana neye ihtiyacım olduğunu sor. Bana düşüncelerimi ve duygularımı sor. Akranlarımın önüne çıkıp konuşmak istemediğim için komik cevaplar versem de bana fikirlerimi sor. Bana özel olarak sor. Her zaman özel olarak. Sana kendi dünyam, kültürüm, sevdiğim müzik, inançlarım ve hikayem hakkında bir şeyler öğretmemi iste. Tek bir kelime bile etmeyebilirim. Sorularına cevap vermem koca bir eğitim yılını bulabilir. Ama seni duyuyorum. Sevdiğim şeylere, ihtiyacım olan şeylere ve yapmak istediğim planlara verdiğin değeri ve şefkat dolu ilgini duyuyorum.


Birbirimize yardım ettiğimizde, kendi duygularımız da değişir. Şeffaflıkla, farkındalıkla ve sebatla hareket ettiğimizde, bakış açımız genişler, içimizde kendi amaç duygularımız yükselirken olumlu hisler içine gireriz.


Kaynak: http://www.edutopia.org/blog/students-desire-to-hear-from-teachers-lori-desautels

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber