Bu haber kez okundu.

Nöbet ücreti sağlıkçılara var öğretmene yok!

 Başbakan Ahmet Davutoğlu Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği ‘’Şifa Veren Ele Vefa’’programında sağlık çalışanlarına zam müjdesi verdi. 


Doktorlara yaptıkları görevin ve tuttukları nöbetin bir ibadet olduğunu hatırlatıp doktorlara teşekkür eden Başbakan Davutoğlu, “Yaptığımız her reformun sağlık çalışanlarının üstüne yük getirdiğini de biliyorum. Hem de aile olarak içinde olduğumuz için bizzat biliyorum. Doktorluk, sağlık çalışanlığı aşkla yapılan bir meslektir. Devlet idaresi nasıl insan sevgisi üzerine dayanıyorsa, sağlık idaresi de insana bağlıdır. Devletin nihai saadeti insanın saadeti ve sağlığına bağlıdır.”dedi.


Bir emek üreten, emeğini fedakârlıkla yoğuran her meslek erbabı ‘mübarek’ bir iş yapmaktadır ve her türlü saygıyı ve takdiri hak etmektedir. Dolayısıyla hükümetin cefakâr sağlık çalışanlarına verdiği müjde, bir zammın ötesinde takdir eden, kıymet veren, emeği gören ve emek sahibini onurlandıran bir manaya karşılık gelmektedir.


Bir meslek, modern zamanlarda işte böyle onurlandırılır.


Ücret skalasında yerlerde sürünen bir mesleğin icracılarına “Ama sen de çok değerlisin inan ki !”derseniz, tek başına bu sözünüzün bir karşılığı olmaz. Herkes bu sözün muhatabı olan mesleğin ekonomik ederine, sistem içerisinde o mesleği icra edenlerin konumlandırılışına bakar. Söz konusu öğretmenler olduğunda ise ortada bakılacak hoş bir manzara olmadığını söyleyebiliriz.


Aylardır bu ülkede öğretmenler “nöbet eylemi” yapıyorlar. Bir Allah’ın kulu da çıkıp ‘Derdiniz ne ?’ diye sormuyor. Talepleri zam değil! Çünkü zammın olabilmesi için evvela ortada bir ücretin olması gerekir.


Öğretmenlerin nöbet ücreti yok! Ama bir nöbet yönetmelikleri var!


Açıp baktığınızda, bu yönetmeliğe göre öğretmenler sıhhi tesisatçılıktan kazan dairesi sorumluluğuna, güvenlikten sağlığa, can emniyetinden eğitim-öğretim koşullarının hazırlanmasına kadar yerine göre tesisatçı, yerine göre kaloriferci, yerine göre polis, yerine göre gardiyan, yerine göre….. vaziyetteler.


Had safhada sorumluluk var, zerre miktarda ise karşılığı yok!


Aslında öğretmenlere yönelik bu tür aşağılamalar, görmezden gelmeler hadi açıkça söyleyelim “adam yerine koymamalar” içinde bulunduğumuz kafa karışıklığının trajik bir yansımasından ibaret. Zira her ağzını açan eğitimin ehemmiyetinden, bilginin kıymetinden, çocukların ruh sağlığından, gençlerin yarınlarından, özlediğimiz nesillerden söz ediyor. Öte yandan herkes tüm fantastik gelecek kurgularını hayata geçirsin diye eğitim-öğretim kurumlarının gözünün içine bakıyor.


Kuyumcu terazisinde patates çuvalı tartmaya çalışırken iyi. Yeni sosyolojinin risklerini ve yarattığı travmatik sonuçları öğretmene pas ederken de iyi. İyi de adalete gelince bu ketumluk niye?


Küreselleşme almış başını gidiyor, popüler kültür kolektif itikadın yeni adı oluyor, anne-baba çocuğa davranış kazandırmakta teslim bayrağını çekiyor, kitle iletişim araçları çocukların zihinlerini ‘oyun hamuru’ kıvamına getiriyor, mafya okulları ablukaya alıyor, uyuşturucu kullanan liseli gençlerin ölüm haberleri gazete köşelerinde feryat ediyor ve hala bu ülkede birileri için öncelikli gündem, öğretmeni bir şekilde nasıl tahkir edebiliriz, daha nasıl aşağılayabiliriz oluyor.


Bir taraftan ‘Değerler eğitimi’ diyeceğiz, diğer taraftan bu eğitimi vermeye memur kıldıklarımızı her gün değersizleştireceğiz öyle mi?


Buradan nasıl bir ‘değer’ çıkacak? Bu iş nasıl olacak?


Milli Eğitim Bakanlığına soruyorum: Son 5 yıl içerisinde okullarda emniyete ve adliyeye intikal eden kriminal düzeyde kaç vak’a var?


Son 5 yıl içerisinde darp edilmiş, yaralanmış ya da öldürülmüş kaç öğretmen var?


Bu soruyu arzu ederlerse ‘çalışma takvimi’ okuma özürlüsü olup öğretmen tatili hesaplamayı meslek edinenler de cevaplandırabilirler. Ya da arzu ederlerse eğitim sisteminin tüm yapısal sorunlarının ortaya çıkardığı sakatlığı öğretmene fatura ederek aradan sıvışma pişkinliğini gösterenler de cevaplandırabilirler. Ya da bu soruyu ALO 147 ‘Hadi Durma, Sen de Öğretmenini İhbar Et !’ hattı gibi bir garabeti bu ülkeye armağan edenler de cevaplandırabilirler.


Kamu yönetimi ciddi bir iştir ve ciddiyet ister. Evrensel ilkelerin gözetilmesini talep eder. Hak, adalet, liyakati önceler. Emeği, vicdanı ve ahlakı gözetir, gözetmelidir.


Eğitim camiasının istismar edilmesine, gözardı edilmesine asla rıza gösterilemez. Bu şartlar altında ilgili, yetkili, sorumlu tüm bileşenler ahlak, adalet ve vicdan doğrultusunda muhasebelerini yapmak durumundalar.


[email protected]

\"Nöbet

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber