Bu haber kez okundu.

Nöbet Eylemi Bu Kez Manidar!
 Nöbet eylemleri ne yazık ki bu defa ölçüden, etik zeminden, iş ahlakından, özlük hakkından, çocukların güvenliği önceliğinden ve devlet adabından yoksundur. Çünkü bu defa niyet başkadır…
Hatırlanacağı üzere daha önce öğretmen nöbetleri için ücret verilmediği için tüm sendikalar tarafından bu görev “angarya” olarak nitelendirilmiş, bazı sendikalar süresiz eylem kararı alırken, bazı sendikalar da çocukların güvenliği gerekçesiyle eylem kararı almaksızın çocukların güvenliğini ücrete tercih ederek çeşitli eylem şekilleriyle nöbete ücret verilmesi gerektiği yönünde çaba sarf etmiş ve nihayet yetkili sendikanın konuyu toplu sözleşme masasına taşımasıyla deyim yerindeyse el birliğiyle toplu sözleşmede haklı bir kazanım elde edilmiştir.

Yine bilindiği üzere toplu sözleşmede 2016 yılı için haftada 2 saat, 2017 yılı için ise haftada 3 saat olarak elde edilen kazanım, nöbet başına değil de haftalık olduğu için haftada birden fazla tutulan nöbetlerin de angarya olduğu şeklindeki düşünceden hareketle, bazı sendikalar tarafından yeni bir eylem hazırlığı başlatılmıştır. Söz konusu sendika bu konuda bakanlığa yazılı olarak müracaat ederek, üyesi olan öğretmenlere haftada birden fazla nöbet görevi verilmemesi gerektiği yönünde okullara resmi yazı gönderilmesini talep etmiş, aksi halde süresiz olarak birden fazla nöbet tutulmaması yönünde eylem kararı alacaklarını, bu eylemin başlama tarihinin ise 14 Mart 2016 tarihi olacağını açıklamıştır.
Buraya kadar olan her şey aslında demokratik bir ülkede gayet normal ve hatta belki de sendikaların varlık sebebi açısından bakıldığında olması gereken bir durumdur. Dahası bir çok eksik ve hata ile dolu olan bu konudaki toplu sözleşme kararı ile eğer ücretsiz nöbetin bir angarya olduğu kabul edilmiş ise –ki teknik olarak öyledir- bu iddia son derece isabetlidir de… Ancak ne yazık ki bütün bu iyi niyetli düşünceleri boşa çıkaracak, hatta etik ve vicdan sahibi öğretmenleri de rahatsız edecek bir entrikayı arka planında gizlediği için haklı bir talep ne yazık ki gölgelenmektedir. Zira zamanlama manidar…
Çünkü bilindiği üzere her yıl 15 Mayıs tarihi sendikalar için kritik bir tarihtir. Bu tarihte üye sayımları yapılır, ilçe, il ve ülke genelinde yetkili sendikalar belirlenir. İşte tam da bu noktada 14 Martta alınacak bir eylem kararının 15 Mayıs odaklı bir strateji olacağı ve deyim yerindeyse “üye kapmak için atılmış bir ağ” olmaktan öte bir anlam ifade etmeyeceği çok nettir.
Bu eylem hazırlığının hareket noktası, sırf haftada birden fazla nöbetten kurtulma umuduyla bu ağa takılacak öğretmenlerin olduğu varsayımından hareketle yapılmış bir hamle olduğu anlaşılıyor ama hesaba katılmayan bir şey var ki o da öğretmenin zekası ve vakarıdır. Nitekim eğitim seviyesi ve iş ahlakı en yüksek meslek olan, kimliği kişiliği oturmuş, söz konusu çocukların güvenliği olduğu için mesleğinin hassasiyetinin farkında olan ve meslek etiği gereği daima vicdanını cüzdanına tercih eden öğretmenler arasında, kurulan bu ağın ters tepeceğini düşünenlerdenim şahsen.
Zira ahlaki zemini olmayan hiçbir eylemin tutmayacağını, aksine ters tepeceğini sendikacılıktan az çok anlayan herkes pek ala bilir ve bunun örnekleri de geçmişte mevcuttur. Eğer eğitimden, mesleğin saygınlığından ve çocukların güvenliğinden ziyade sırf kendi rahatını düşünerek bu ağa gönüllü takılan üç beş olumsuz örnek bekleniyorsa -ki ben ihtimal vermiyorum- bunların da uzun vadede sendikanın etik duruşuna zarar vereceğini tahmin etmek zor değildir.
Zira atalarımızın deyimiyle “Doğru duvar yıkılmaz.” Prensibinden hareketle sendikalar ancak doğru duruşlarıyla uzun vadede ayakta kalabilir. Tıpkı insanlar gibi… Özetle bu konuda daha önce hiç ücret verilmezken, az da olsa makul bir kazanım elde edilmiş olmasının başlangıç açısından ne denli önemli olduğunu, bir sonraki, yani iki yıl sonra yapılacak olan toplu sözleşmeye kadar da herhangi bir değişiklik olmayacağını, yeni bir kazanım elde edebilmek için de bir sonraki toplu sözleşmeye tüm sendikaların ağız birliği ederek girmesi gerektiğini sendikacılıktan anlayan herkes pek ala bilir. Hal böyleyken sırf üye kapma ve ortalığı bulundurma amacını güden bu tür eylemlerin hem yasal açıdan hem de etik açıdan ciddi manada sorgulanması gerektiği artık kaçınılmaz olmuştur. Çok daha önemlisi dünyanın her yerinde sendikal eylemler çalışanların sesini duyurmak ve farkındalık yaratmak için kamu görevini aksatmayacak şekilde çok kısa süre içinde yapılırken bizde sürekli yapılan eylemler sendikal eylem olmaktan çıkıp devletin kanunlarını tanımamak anlamına bürünmüştür.
Bu yönüyle hukuki bir temeli olmayan, aslında devlete kafa tutmayı içinde barındıran ve devlet içinde devlet görünümü veren “sürekli sendika eylemlerini” artık devletin masaya yatırması ve adını koyması gerektiği de açıktır. Sonuç olarak haklı bir talep olmasına rağmen sürekli eylem şekli açısından hukuki zeminden yoksun olan, kamu düzenini bozan ve “şu ortamda” devlet otoritesini zaafa uğratması bakımından da devletin sinir uçlarına dokunan bu tür eylemlere karşı devletin refleksinin nasıl olacağı bir soru işareti olarak kenarda durmaktadır.
Ancak çocukların güvenliği ertelenemez bir risk olduğundan, iş güvenliği kanunu gereği de son yıllarda hassasiyetle üzerinde durulduğundan okul idarelerinin nöbet konusuna acil çözümler üretmek zorunda oldukları kesindir. Bu durumda eğer bakanlık tarafından mevzuat değişikliği yapılmaz ise okul idareleri de zorunlu olarak nöbet sayısını bir ile sınırlı tutarken bu defa görev mahallini genişletmek suretiyle yani iki koridoru bir nöbetçiye vermek suretiyle sorunu çözmek zorunda kalacaklardır.
Zira ya sendikaların bu haklı talebi kabul edilerek her nöbete ayrı ayrı ücret verilecek ya mevzuat değişikliği yapılarak okul idarelerinin eli rahatlatılmış olacak ya da zorunluluktan kaynaklı nöbet mahallinin genişletilmesi yöntemi kaçınılmaz olacaktır. Sonuç olarak haklı bir talep olmasına rağmen devletin hatasını bir başka hata ile düzeltme gafletini içeren ve sırf 15 Mayıs uğruna her yolu mubah sayan bir entrikanın attığı ağın nasıl sarpa saracağı aşikar. Nitekim “iki yanlış bir doğru etmez” vesselam.
Cafer GÜZEL
Kaynak:
www.memursesi.com



BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber