Bu haber kez okundu.

MEB’DE ÇALIŞAN MESLEKTAŞLARIMIZ HAKKINDA YAZILAN İFTİRALARA CEVAPLAR!

Geçenlerde çoğunuz Rehber Öğretmenlerin Saltanatı Bitiyor zırvalığını okumuşsunuzdur. Sizi bilmem ama ben gayet eğlenerek okudum. Bu yazıyı ve fikirleri oluşturan zihniyetlerin eğitim camiasının içinden olup olmaması hiç önemli değil. Ağzı...

Geçenlerde çoğunuz Rehber Öğretmenlerin Saltanatı Bitiyor zırvalığını okumuşsunuzdur. Sizi bilmem ama ben gayet eğlenerek okudum. Bu yazıyı ve fikirleri oluşturan zihniyetlerin eğitim camiasının içinden olup olmaması hiç önemli değil. Ağzı olan konuşuyor gördüğünüz gibi.. Sizinle de bu yazıda beni en çok güldüren ve eğlendiren kısımların beraber değerlendirmesini yapmak istedim.

Biliyorsunuz artık Psikolojik Danışma ve Rehberlik yerine “Rehberlik”  olarak güncellendi. Artık birileri bizlere “ne iş yaparsın” diye sorduğunda uzun uzuunn açıklamalara gerek kalmadı. “Rehberim” desek yeterli. “Turizm rehberi mi” diye soranları ya da “Telefon rehberi mi” diye espri yapmaya çabalayan zavallıları da bozmayalım çünkü biz içimizdeki Psikolojik Danışman ruhunu taşımaya devam ediyoruz.

PDR’cinin Derse Girmesi Saçmalık Olur

Rehber öğretmenlere ders girme zorunluluğu getirilecekmiş. Rehberliğin R’sini bilmeyen adamlara söylüyorum; Rehber  Öğretmen derse girdiğinde, nöbet tuttuğunda, diğer öğretmenlerden hiçbir farkı kalmaz. Siz hala Rehber Öğretmen’in öğrencilerin gözünde bir otorite olmaması gerektiğini anlayamayanlardan mısınız? Gelin açıklayayım. Bir REHBER(hala gülüyorum) derse girdiğinde öğrencilerin gözünde dersi yürüten ya da dersin içeriğinde olan biri olarak algılanacak. Bu da öğrencinin asıl danışması gereken bir şey olduğunda (duygusal meseleler gibi) o otorite olarak gördüğü kişiye yaklaşmak istememe, sorununu paylaşmama ve riskli davranışların görülme olasılığı gibi durumları beraberinde getirecek. Her okuldaki REHBER aynıdır diyemem ama bu mesleği hala özverili olarak yerine getiren REHBERLER var ve bu durumun yaşanma ihtimalinin olacağını gösteriyor. Okulda bir sorun yaşandığında öğrenci kendini açmak istemeyecek çünkü sınıftaki REHBERle o odadaki REHBER aynı kişi olacak.

REHBER dermiş ki “bu benim işim değil”. Kimse kusura bakmasın da herkes iğneyi kendine batırmayı bilseydi böyle bir sorun da olmazdı. Bunu REHBERLERİN değil bizzat Bakanlığın problemidir. Bizim mesleki sınırlarımızı, yeterliliklerimizi bilmeyen 3-5 tane adama yönetmelik hazırlatırlarsa hiçbir REHBER ne yapacağını bilemez. Açın bakın halihazırdaki REHBERİN görevlerine.. Ne vermişler de ne bekliyorlar anlayamadım.

Anketleri Kim Uygulatıyor?

Kağıt üzerinde anket yapma olayı en sevdiğim kısım burada kombo yapmak istedim. 1.si bizler Türkiye şartları altında yıllarca yarıştırılıp, kıyaslanıp, sınıflandırılıp, sıralanıp bir yerlere gelebilmiş insanlarız. Sadece REHBERLER için demiyorum bunu. Lisans düzeyinde aldığımız eğitimlerde bize SEVGİLİ YÖKCÜĞÜMÜZÜN hazırladığı müfredatı görüyoruz. Ne var o müfredatlarda? Test ve ölçekler var; formlar, anketler var. Ne diyo bize MEB babamız: “….. dönemin başında şu anketi yap, … durumda şunu uygula”. Peki bu anketler neye göre düzenlenmiş, kim hazırlamış bu anketleri? Ya onu geçtim uygula diyorsunuz uyguluyoruz da ne işe yarıyor? REHBER de meraklı değil anket uygulamaya kimse canını sıkmasın. Hatta bize kalsa o anketlerin topunu WC’ye atıp sifonu da üzerine çekeriz. Çünkü o uygulattıkları anketlerin %95’i saçmalıktan başka bir şey değil. Sonuçlarına göre herhangi bir müdahale ve önleyici hizmette bile bulunamıyorsunuz.

Atama garantili meslek ha. Ha ha ha… Çok yorulduk söylemekten ama bir daha söylüyorum, PDR diye bir bölüm var ve bu bölüme bir sürü insan yıllarca çalışıp giriyor. Bu mesleğin de sınırlılıkları ve yönetmeliklerden ötürü abuk sabuk uygulamaları var. Eğer birilerinin yarası varsa hakkını burada değil YÖK/ÖSYM’nin içinde arasın. Kimse sizi Felsefe, Sosyoloji, Çocuk Gelişimi  vs okuyun diye zorlamadı. Siz gittiniz bu mesleklerden medet umdunuz, bir halta yaramayacağını bildiğiniz halde, ileride işsiz kalma riskini gördüğünüz halde okumaya devam ettiniz. Sonra ne alakaysa PDR’deki boş kadrolara gözünüzü diktiniz. Size bi ipucu vereyim bu yıl Beden Eğitimi Öğretmenliği’ne  çok alım olcakmış. Felsefecisiniz ya ordan da bişeylere tutunursunuz. “Spor ruhun gıdası”  falan diyerek bi de o kapıyı zorlayın belki bir şeyler çıkar.

Önce Alan Dışı Atayın, Sonra Faturayı Bize Kesin; Oldu Gazoz!

Son olarak şu okul yöneticisi moduna değinelim. Bizlerin içinde zaten okul idarecileri tarafından gereksiz idari işleri yapmaya zorlanan REHBERLER var. Eğer idari kısımla ilişkimiz kesilecek olursa çok seviniriz, gayet de işimize gelir.

Biz de bu bölümü okurken böyle bir mesleki hayatın içinde olacağımızı bilemezdik. Derse girmediğimiz için, okulda ayrı bir odamız olduğu için, öğrenciler ve veliler yeterli talebi göstermediklerinde saçma sapan anketlerle uğraştığımız için biz de üzgünüz. Aramızda bu mesleği 4 yıl okuyup ne olduğunu bilmeden yapanlar da var. Başka bir bölümden atanıp bir şeyler öğrenmeye gayret edenler de… O zaman bence yapılması gereken Üniversitenin PDR bölümüne öğrenci seçerken öğrencilerin empatik eğilimlerinin, yetenek ve ilgilerinin uzmanlarca değerlendirilip bölüme o şekilde kabul edilmeleridir. Ayrıca mesleki sınırların, yönetmeliklerin, haklarımızın Bakanlıkta gerçekten bu mesleğin duayenleri tarafından düzenlenmesi gerekiyor. Öyle hem PDR bölümünü açıp hem de başka bölümlerden “bizde yaparız sizin yaptığınızı” diyen adamları mesleğe alıp mesleği heba etmeye kimsenin hakkı yok. Nasıl ki bir doktor, bir hemşire, bir mühendis ya da bir matematik öğretmeninin yerine felsefeci atanmıyorsa bu bölüme de yerleştirilmesi hele ki kadrolar boş gerekçesiyle doldurma zihniyeti o derece yanlıştır. Bizler de lisans düzeyinde aldığımız eğitimle Türkiye şartlarında yeterli olmadığımızı biliyoruz. Bizlere daha iyi eğitim olanakları sunulduğunda daha verimli çalışacağımızdan da kimsenin şüphesi olmasın. Bir felsefecinin REHBER olarak atanması yerine bütün PDRcilere lisansüstü eğitim alma zorunluluğu ya da hizmetiçi eğitim zorunluluğu getirilebilir. Bizler kendi öz eleştirimizi yapabilen bir mesleki grubuz. Dışarıdan bu işi bilmeyenler kendini daha fazla yormasın yoksa onlara amigdalaları fazla çalışmadığı için duygusal hafızalarının yeterli olmadığını, frontal loblarında lezyon olduğu için şiddet içerikli davranışlarının olduğunu da evvela söylemesini iyi biliriz. Şaklabanlıkları bizi sadece güldürüyor.

OKUL REHBER ÖĞRETMENİNİN GÖREVLERİ

Okul rehber öğretmenlerimizle ilgili bazı  sitelerde ve ilgili ilgisiz bazı eğitim haber sitelerinde bazı yazılarda ve yorumlarda öğretmenlerimiz her fırsatta rehber öğretmenleri eleştiren veya iğneleyici yazılar ve yorumlar yazmaktadırlar. Elbetteki bir kısım eleştirileri kabul etmemek mümkün değil, fakat her meslek grubunda kişiler arasında mesleğini hakkaniyet içinde ifa edenler olduğu gibi hak ve hakkaniyeti gözetmeden, görev yapmış olmak için görev yapan kişilerin olduğunu kabul etmemek mümkün değil, elbetteki öğretmen arkadaşlarımız içinde görevini çok iyi yapanlar olduğu gibi sınıfta ders anlatmayan sınıf yönetiminden bihaber öğretmenlerimizde var. öğretmenlerimizden en çok eleştiri aldığımız konuların başında biz yaramaz öğrencileri rehberlik servisine gönderiyoruz fakat hiç bir şey değişmiyor. Öğretmenime sormak lazım biz rehberlikçilerin elinde sihirli bir sopa varda biz mi kullanmıyoruz. elbetteki rehberlik bir süreci gerektirir. rehberlik anlam olarak da düzeltmek değil öğrenciye seçenekler sunmak ve seçimleri ise öğrenciye brakmak temel ilkedir, rehberlik vaaz verme veya nasihat merkezide değildir. problemin çözümü için nedenlerini ve niçinlerini araştırmak gereklidir. rehberlik her şeyden önce yol göstermek değil yollar göstere bilmektir.

ASİL PDR TOPLULUĞU

kamu.tv.tr/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber