Bu haber kez okundu.

MEB'den aday öğretmenlere dikkat çeken dış politika sorusu!
 Geçen yılın şubat ayında ataması yapılan 14 bin öğretmen, 19 Mart’ta yazılı sınava alındı. Aday öğretmenlere yönelik bu yıl ilk kez uygulanan ve 21 Mart’ta başlayan ‘sözlü sınavlar’ ise 81 ilde sürüyor. MEB’in sözlü sınavından geçmek öyle her öğretmen adayının işi değil! Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘stratejik derinliği’ eğitime de sıçradı. MEB, aday öğretmenlere  ”Hükümetin Suriye politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu.

Aday öğretmenlerin 21 Mart’ta başlayan sözlü sınavları illerde kurulan 99 komisyonda devam ediyor. Sadece Şırnak’ta, devam eden terör operasyonları nedeniyle sözlü sınav yapılmıyor. Buradaki öğretmenler ise Cizre’de sözlü sınava alınıyor. Sözlü sınavlar 8 Nisan’da (yarın) tamamlanacak. 11 Nisan’da mülakat sonuçları açıklanacak, sınava itirazlar ise 15 Nisan’a kadar alınacak.

MEB: SÖZLÜ SINAVLARLA ADAYLARIN TEMSİL KABİLİYETİ ÖLÇÜLÜYOR

MEB, sözlü sınavlarla aday öğretmenlerin temsil kabiliyetinin ölçüldüğünü belirtiyor. Hem yazılı hem de sözlü sınav ortalaması 60 puanı geçen adayların asaleten atamaları yapılacak. Bu puanı alamayan öğretmenler ise 1 yıl daha aday öğretmen olarak kalacak ve yine aynı şekilde yazılı ve sözlü sınav aşamalarından geçecek.

TÖS Genel Başkanı Dikmen Onat, Sözcü Eğitim’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Onat, TÖS’e ulaşan dikkat çekici sözlü sınav sorularından bir kaçını da paylaştı.

Eğitim Fakültelerinden mezun olmuş öğretmen adaylarının MEB tarafından sınavdan sınava tabi tutulmasına ve aday öğretmenlik uygulamasına tepki gelmeye devam ediyor.

Tüm Öğretmenler Sendikası da (TÖS) aday öğretmenlik uygulamasına sert tepki gösteriyor. TÖS Genel Başkanı Dikmen Onat, Sözcü Eğitim’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Onat, TÖS’e ulaşan dikkat çekici sözlü sınav sorularından bir kaçını da paylaştı.

TÖS Genel Başkanı Onat’ın açıklamaları şöyle:

“MEB BİR AN ÖNCE ADAY ÖĞRETMEN UYGULAMASINDAN VAZGEÇMELİDİR?”

“Ülkemizde öğretmen yetiştirme ve öğretmenliğe başlamada her dönem sistem değişmektedir. Hele hele son 13 yılda, iktidar aynı olmasına rağmen değişikliklerin sayısını bizler de unuttuk. Her değişiklik yapılırken “En iyisi budur” denilmiş, daha sonra bu değişikliklerden vaz geçilmiş ve eskiye dönülmüş ya da bir başka uygulama “deneme”ye sokulmuştur.

Bir yıldır uygulanmaya çalışılan şudur: KPSS ile öğretmenlik mesleğine atananlar ilk bir yıl boyunca aday öğretmen kabul edilecekler ve okul müdürü-maarif müfettişi- danışman öğretmen tarafından performansı değerlendirilecek, daha sonra yazılı sınava girecek, en sonunda da sözlü sınava katılacaktır. Bu yapılan değerlendirme ve sınavların ortalaması 60 puan olduğu zaman öğretmenin adaylığı kaldırılacak ve öğretmen olarak mesleğine başlayacaktı. 2015 Temmuz ayında ataması yapılan aday öğretmenler şimdi bu şekilde değerlendirilmektedir.

Şubat 2016 yılında ataması yapılan öğretmenler ise görev yerlerine gitmediler. Aday öğretmenden, kendisinin belirlediği ilde ve okulda 6 ay boyunca danışman öğretmen gözetiminde derse girmesi ile birlikte MEB’in belirlediği kitapları okuması, filmleri izlemesi, okul idarisinin yaptığı iş ve işlemleri gözlemlemesi, bulunduğu ilin tarihsel ve turistik durumunu araştırması vb. istenmektedir.

“ÖĞRETMEN ADAYLARININ SINAVDAN SINAVA SOKULMASI SİSTEMİN GÜVENİLİR OLMADIĞININ BİR GÖSTERGESİ”

MEB, “Aday öğretmen” diye bir kavram kullanmaktadır; ancak MEB’in yasal düzenlemesi olan 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 43 maddesinin 3. fıkrası şu şekildedir: “Öğretmenlik mesleği; adaylık döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılır.” denilmektedir. Burada “aday öğretmenlik” bir kariye basamağı değildir.

Ülkemizdeki memurların tâbi olduğu 657 sayılı kanunun 36. Maddesinde bu kanuna bağlı memurlar sınıflandırılırken, “4. Sınıf: Eğitim Ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı” diye bir başlık açılmış ve madde şu şekilde düzenlemiştir: “Bu sınıf, bu Kanun kapsamına giren kurumlarda eğitim ve öğretim vazifesiyle görevlendirilen öğretmenleri kapsar.”

Öğretmenlerin devlet memuru olduğu 36. Maddeden anlaşılmaktadır. Yine 657 sayılı kanunun amacı: Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini, atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını ve ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenlemek olarak belirlemiştir. Hal böyle olunca öğretmen devlet memurudur. Öğretmen 657 sayılı kanunda yazan her kurala uymakla yükümlüdür.

657 sayılı Kanunun 3. Bölümü adaylık olarak belirlenmiş olup yine kanunun 54.-55.- 56. ve 57. maddeleriyle adaylık ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. 55. Maddesinde: “Aday olarak atanan memurların, önce bütün memurların ortak vasıfları ile ilgili temel eğitime, bilahare sınıfları ile ilgili hazırlayıcı eğitime ve staja tabi tutulmaları ve Devlet memuru olarak atanabilmeleri için başarılı olmaları şarttır” denilmektedir. Ancak 1/3/2014 tarihinde 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 43. maddesine eklenen fıkrada, “Bu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aday memurluk ile ilgili hükümleri aday öğretmenler hakkında uygulanmaz” denilmekte ve aday öğretmenler yukarıda bahsedilen duruma göre eğitim almaktadırlar.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanun’a eklenen bu cümle sakat bir cümledir. Şöyle ki 657 sayılı kanunda öğretmenlik mesleği tanımlanmıştır. Tanımda “Özel Kanun” ibaresi olmadığından 657 sayılı kanunda aday memur nasıl yetiştiriliyor ise Milli Eğitim Bakanlığı da o şekilde yetiştirmelidir. Hele 657 sayılı kanunun ilgili maddelerini yok sayacak ayrı kanunlar çıkarılamaz. Çıkarılır ise ne olur? Şimdiki durum olur. Kısaca MEB’in uyguladığı aday öğretmenlerin değerlendirilmesi 657 sayılı Kanuna aykırıdır.

Öğretmen alımı Kamu Personel Seçme Sınavı ile yapılmaktadır. Zaten bu öğretmenler bir sınavla atanmaktadır. Siz bunun üstüne yok bir yazılı sınav yapacağım, yok üstüne bir sözlü sınav yapacağım derseniz, bu sistemin güvenilir olmadığını gösterir.

ADAYLARA YÖNELTİLEN SORULAR OLDUKÇA DİKKAT ÇEKİCİ!

TÖS Başkanı Dikmen Onat, öğretmen adayları ‘atanamama endişesiyle’ sözlü sınavda sorulan soruları  paylaşamamaktadır diyerek sendikalarına gelen bir kaç soruyu da paylaştı. Onat, sözlü sınavdaki sorulara yönelik şunları söyledi:

“Sözlü sınavda ne tür soruların sorulduğu yavaş yavaş sendikamıza gelmektedir. Bununla ilgili birkaç örneği de burada paylaşmakta yarar vardır.  “Semah ile semazen arasında ne fark vardır?” (Alevi olduğundan kuşkulandıkları öğretmen adayına sordukları soru), “Hükümetin Suriye politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?”  gibi sorular…

“EĞİTİM FAKÜLTESİNİ BİTİREN HERKES ÖĞRETMENDİR” 

Onat, TÖS’ün konuya ilişkin görüş ve önerisini de şöyle aktardı:

“Bu tür uygulamaların Türk eğitim sistemine bir katkısının olmadığı gibi öğretmenleri rencide etmektedir. Eğitim fakültesini bitiren herkes öğretmendir. Milli Eğitim Bakanlığında her öğretmenin görev alma hakkı vardır. Bu konuda da 657 sayılı kanun memur olma koşullarını belirlemiştir. Bu koşullara uyan her Türk vatandaşı, Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen olarak görev alma hakkına sahiptir.

TÖS, yüreği ve beyni öğretme isteğiyle dolu her öğretmen adayı, öğretmen ve eğitim emekçisinin –üyesi olsun ya da olmasın- haklarını korumayı ve savunmayı, mücadelesinin merkezine almıştır.”

Kaynak: Sözcü
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber