Bu haber kez okundu.

Matematik Öğretmenlerinden Matematiksel Talep

 Atanamayan Matematik Öğretmenlerinden Milliegitimhaber.com’a Matematiksel Talep dökümanı…Ayrıntılar haberin devamında…

 

İÇİNDEKİLER
İstatistikler( Tablolar ve grafik şeklinde)
Ücretli Öğretmenlik
Atanamayan Öğretmenler
Öğretmenlik Mesleğinin Yarını
Eğitimin Genel Durumu
Öğretmen Adaylarının Çağrısı
Öğretmenlerin Atanma Sorununa İlişkin Çözüm Önerileri
Öğretmen Adaylarıyla Yapılan Anket Sonucu
Öğretmenler Ne İstiyor?
1. İSTATİSTİKLER(Tablolar ve Grafik)
1.1. 2014 ve 2015 ÖABT Sınavına Giren Öğretmen  Sayısı
Lise Matematik  2014 Aday Sayısı = 17.919
Lise Matematik  2015 Aday Sayısı = 28.388
Bu Verilere Bizim Yorumumuz:  2014-2015 ÖABT sınavına giren öğretmen
sayısını karşılaştırmalı olarak verdik. Her yıl sınava giren sayısı bu tablodan da anlaşılacağı
gibi artmaktadır. Demek ki her yıl mezun olan aday sayısını atayacak kadar bir alım dahi olmuyor.

 

1.2. 2015- KPSS A Grubu ve Öğretmenlik /ÖABT Aday  Sayıları

Bu Tabloya Bizim Yorumumuz: Bu tabloda biz öğretmenleri ilgilendiren tüm branşlardaki öğretmenlerin girmiş olduğu ve öğretmenlik alımı dışındaki kişilere uygulanmayan bu yıl cumartesi öğleden sonra sınavına girdiğimiz Eğitim Bilimleri sınavıdır. Buradan hareketle atanma umuduyla sınava giren ve sınavı geçerli sayılan toplam öğretmen sayısı 417 Bin 456’dır. Eylül ataması ile 35 bin öğretmen alımı yapılmış olup geriye kalan 382 Bin atama bekleyen öğretmenden 27.066’sı LİSE MATEMATİK olan bizler 2016 Şubat’ta  branşımıza  5.000 öğretmenin daha atanmasını istemekteyiz.
1.3. 2015 Yılına Kadar Son 12 Yılın Lise Matematik Öğretmeni Atama İstatistiği

 

Bu Tabloya Bizim Yorumumuz: Bu tabloya baktığımızda 2003 yılından 2015 yılına kadar olan atama sayısı bizleri tatmin edememiştir. Özellikle 2015 Temmuz’da sınava giren yaklaşık 28.000 Lise Matematik Öğretmenlerinin yalnızca 1322‘si atanmıştır. Bu sayı ciddi anlamda beklentileri karşılamamakta ve branş öğretmenlerini umutsuzluğa düşürmektedir. Bundan hareketle 2016 Şubat atamasında Lise Matematik branşına 5.000 atama talep ediyoruz.
1.4. Mezun Olunan Bölümlere Göre İşsizlik Oranları

Bu Grafiğe Bizim Yorumumuz: Bu grafikte görüldüğü üzere mesleklerin 2009 ile 2013 işsizlik oranları karşılaştırılmıştır. Bu meslek gruplarını karşılaştırırsak her iki yılda da en fazla işsizlik oranı Öğretmen Eğitimi ve Eğitim Bilimlerindedir. Her meslek grubunda işsizlik 2013 yılında azalma göstermiştir ama bu oran 2009 yılında ki işsizlik oranını da dikkate alırsak en az işsizlik oranı değişiminin Öğretmenlikte olduğu görülmektedir. Bu sonuç bizler için üzücü olmakta ve bizler bu sonuçla karşı kalmamak için 2016 Şubatta 30.000 Öğretmen atamasının olmasını mutlulukla karşılamaktayız. Ayrıca sınava giren aday sayısının 2015 yılında büyük artış gösterdiği, yığılmanın arttığı Lise Matematik branşına 5.000 atama talep ettiğimizi belirtmek isteriz.

1.5. 2015 Yılına Kadar 6 Yılın YGS MATEMATİK Ortalamaları

Öğrencilik yıllarımızda başarılı olup olmadığımızı merak eden büyüklerimizin ilk sorusu “Matemetiğin kaçtı?” . Belki de farkındaydılar, Matematiğin kilit ders olduğunun. İşte bu bilinçle ve değerle seçtik mesleğimizi. Fakat yıllar içerisindeki  LYS sınav sonuçlarına baktığımızda mesleğimizi icra edemediğimiz için kahroluyoruz. Matematik testinde çıtayı bir türlü yükseltemiyoruz. Elbette bunun birçok sebebi var. Ücretli öğretmenler, emekliliği gelmiş ama bir türlü emekli olmayan öğretmenler.. Bizler istiyoruz ki artık genç ve dinamik öğretmen adaylarımız mesleğini icra edebilsin. Öğrencilerimize kavuşup en taze bilgilerimizi onlara aktaralım. Ayrıca şu bir gerçektir ki Matematiği başarısız olan öğrenciler Fizik, Kimya testlerinde de başarısız oluyorlar. Tablolardaki sonuçları artık görmek istemiyorsak Lise Matematik öğretmenlerine hak ettiği kadroyu verin lütfen.
     2.ÜCRETLİ ÖĞRETMENLER
2.1. Ücretli Öğretmen Sayısı ve Ne Mezunu Oldukları
Sendikaların yaptığı çalışmaya göre 2014-15 Eğitim yılında, Türkiye genelinde ücretli öğretmen sayısının 69 ilden gelen sonuçlara göre 71 bin 960 olduğu bilgisine ulaşıldı. Bu rakam geçen yılki araştırmaların çok üzerine çıkmış durumda. Geçen yıl 68 ilden gelen sonuçlar 55 bin 987 idi. Dolayısıyla 1 yıl içinde 69 ildeki ücretli öğretmen sayısında 16 bin artış olması dikkat çekicidir. Öte yandan bu yıl bilgi vermeyen illerden geçen yıl gelen rakamları yeni ücretli öğretmen tablosuna dahil edildiğinde, Türkiye’de ücretli öğretmen sayısının 78 ilde 79 bin 765’e ulaştığını görülmüş olacaktır.3 ille birlikte sayı 80 binin üzerine çıkmaktadır. 2014 Yılının Kasım ayında Meclis Bütçe Plan Komisyonunda MEB Bütçesi görüşmelerinde Sayın Bakan öğretmen açıklarının 120 bin olduğunu ifade etmişti.15 bin öğretmenin atanma işlemleri 2015 yılının Şubat ayında gerçekleştirilmişti. Ağustos ayında 37 bin öğretmenin atanması ile birlikte 2015 yılı içerisinde atanan öğretmen sayısı 52 bin olacak. Bu yıl 12 bin öğretmenin emekli ve yönetici olacağını öngördüğümüzde atanan öğretmen sayısı 40 bine düşmüş olacak. Bu durumda oluşacak 80 bin öğretmen ihtiyacı ücretli öğretmenle kapatılacak. Ücretli öğretmenlerin %40,25’i eğitim fakültesi,%42,50’si lisans,%17,25’i de ön lisans mezunudur. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Adana gibi illerde toplamda 28 bin 256 ücretli öğretmen çalıştırılmaktadır. Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep, Konya, Kocaeli, Şırnak, Mersin, Antalya, Batman, Tekirdağ illerinde ise 18 bin 018 ücretli öğretmen çalıştırılmaktadır. Muş ve Kars illerinde lisans mezunları ön lisans mezunlarından çoktur. İstanbul, Ankara, Bursa, Adana, İzmir gibi büyük kentlerde de ön lisans mezunları çalıştırılmaktadır. Öyle ki özel uzmanlık gerektiren zihinsel- görme- işitme engelliler sınıf öğretmenliği alanında bile ön lisans mezunları görevlendirilmektedir.
Bizim Düşüncemiz: Ücretli öğretmenlerin eğitimini almadıkları derslere de girebilmeleri eğitim kalitesini düşürmektedir. Ön lisans, lisans eğitimi almış kişilerde ücretli öğretmen olabilmektedir. YGS, LYS, TEOG gibi sıralama sınavlarına giren öğrenciler arasında ki imkan eşitliğini de bozmaktadır.(Dersine ücretli öğretmen giren öğrenci ile dersine kadrolu öğretmen giren öğrenci).Ayrıca yıl içinde veya dönem bittiğinde öğrencilerin öğretmenlerinin değişmesi onları olumsuz etkilemektedir. Hem atama bekleyen bizler hem de öğrenciler için bu durum olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Daha kaliteli bir eğitim için 120 bin olarak ifade edilen öğretmen ihtiyacının kapatılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden atama bekleyen ve KPSS’ye giren (28 bin) bu kadar Lise Matematik  öğretmeni  varken bizlere maalesef  1000 atama yetmemektedir ve bu atama dışında 2016 Şubat ayında 5.000 Lise Matematik Öğretmen ataması  yapılmasını istemekteyiz.
     2.2. Ücretli Öğretmenlerin Özlük Hakları
657 Sayılı Kanun kapsamında en yakın 4/C statüsüne sokulabilirler. Ücretli öğretmenler, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine başvurarak ders saati üzerinden sözleşme imzalıyorlar. Buna göre girdikleri saat başına ücret ödeniyor ve ayda asgari ücretin biraz üzerinde para alıyorlar. Çoğunun aldığı para asgari ücreti de bulmuyor. Sigorta primleri ise aylık toplam ders saat sayısına göre
ödeniyor. Buna göre ayda en fazla 16-17 gün sigortalı olabiliyorlar. Yani normal öğretmene göre yarım ücret ve yarım sigorta ile çalışmış oluyorlar.
Özlük hakları ve sosyal güvenlik hükümleri açısından ücretli öğretmenlerin durumunu maddeler halinde özetlersek;
• İş güvenceleri yok. Okul yönetimi istediği zaman görevine son verebiliyor.
• İşe son verilme halinde kıdem, ihbar ve diğer tazminatları alamıyorlar.
• Yıllık izin hakları bulunmuyor.
• Eski adıyla SSK’lı, yeni adıyla 4/a’lı olarak sigortaları bildiriliyor. Aylık 30 günden az da olsa yapılan bildirimleri emeklilikte dikkate alınıyor.
• 30 günlük prim sayısını doldurduktan sonra genel sağlık sigortası kapsamında sağlık yardımlarından yararlanabiliyorlar.
• Son bir yıl içinde 90 günlük prim sayısını dolduranlara hastalanmaları halinde geçici iş göremezlik ödeneği verilir. 120 günü dolduranlara, doğum yapmaları halinde emzirme yardımı (süt parası) verilir.
• İş kazası geçirmeleri veya meslek hastalığına yakalanmaları halinde de prim günü şartı aranmaksızın gerekli yardım ve ödemeler yapılır.
Görüldüğü üzere ücretli öğretmenler, pozitif ve negatif düzenlemelerle karşı karşıyalar. Bunun yanında ücretli öğretmenlik statüsünün milli eğitim camiasında çok sorunlu bir uygulama olduğunu ve özellikle atama bekleyen öğretmen adaylarının mağduriyetine sebep olduğunu da eklemek gerekiyor.
Bizim Düşüncemiz: Ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle aynı işi hatta daha fazlasını yapıp daha az hakka sahip olması ve sarf ettiği emeğin karşılığını alamaması üzücü bir olaydır. Ayrıca hiçbir güvencelerinin olmaması(yerine başkası atandığında ya da başka sebeplerle işten çıkarıldığında bir hakkının olmaması)onların motivasyonlarını da olumsuzluk etkilemekte adeta onların mevsimlik işçi gibi çalıştırılmasına neden olmaktadır. Böyle bir uygulama öğretmenlik mesleğinin değerini azaltmaktadır. Bu yüzden bizler böyle bir ayrım yapılmaması gerektiğini düşünüyor ve ücretli öğretmenliğe son verilebilmesi için ilk büyük adımı 2016 Şubatta  5.000 Lise Matematik Öğretmeni ataması ile sizlerden bekliyoruz.

3.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER
Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından her yıl hazırlanan Hane halkı İşgücü İstatistikleri’nin 2013 verileri, 25-29 yaşları arasındaki eğitim fakültesi mezunu her dört kişiden birinin istihdam edilmediğini gösteriyor. İstihdam edilenlerin de beşte biri, eğitim fakültesi mezunu olmasına rağmen öğretmenlik mesleğini icra etmiyor. Ne iş yapıyorlar peki? Ağırlıklı olarak kamuda eğitim dışı alanlarda, özelde ise perakende ticaret ve turizm sektörlerinde çalışıyorlar. Öğretmenlik yapmayan eğitim fakültesi mezunlarının yüzde 15’e yakını, sosyal güvenlik kapsamında değil kayıt-dışı istihdam ediliyor. Dolayısıyla gençlerin eğitim fakültelerini tercih etmeden önce iki defa düşünmeleri gerekiyor. Zira eğitim fakültesi mezunu her on kişiden ancak altısı öğretmenlik yapıyor. Geriye kalan onda dört eğer işsiz kalmazsa, daha düşük ücretle daha yüksek kayıt-dışı ve güvencesiz çalışma riski altında bulunuyor. İşsizlik demişken, 25-29 yaşları arasındaki eğitim fakültesi mezunlarında işsizlik, 2009’dan 2013’e gelindiğinde azalmıyor. Hukuk, mühendislik ve tıp fakültesi mezunları arasındaki işsizlik, eğitim fakültesi mezunlarına göre çok daha düşük olmakla beraber 2009’dan bu yana azalıyor. Buna ek olarak hukuk ve tıp fakültesi mezunları, eğitim fakültesi mezunlarından ortalama yüzde 17 daha fazla kazanıyorlar. Belki eğitim fakültesi mezunları ile hukuk, mühendislik ve tıp fakültesi mezunlarını karşılaştırmak yerinde bulunmayabilir. Diğer taraftan, eğitim fakültesi mezunlarını Türkiye’deki ortalama üniversite mezunlarıyla karşılaştırdığımızda, eğitim fakültesinden mezun olmanın ortalamayla neredeyse birebir örtüştüğünü görüyoruz. Türkiye’de ortalama bir üniversite mezunu ne kadar kazanıyorsa eğitim fakülteleri mezunları da o kadar kazanıyorlar. Ortalama üniversite mezunlarının istihdam ve işsizlik olasılıkları, eğitim fakültesi mezunlarından farklılaşmıyor. Özetle, eğitim fakültesine yatırım yapmak, mezunlarına bu ortalamadan daha azını veya daha çoğunu getirmiyor.  Eğitim fakülteleri mezunu işsizlerin önemli bir bölümü, atanamayan öğretmenler olarak biliniyor. Atanamayan öğretmenlerin tam sayısını kesin olarak bilmiyoruz. Fakat atama bekleyen öğretmen adayı sayısının 300 bini geçtiğini ve artmaya devam ettiğini tahmin edebiliyoruz. Atanamayan öğretmenlerin önemli bir bölümü, ücretli öğretmen olarak yani geçici sözleşmelerle devlet okullarında çalışıyor. Ücretli öğretmenlere ilişkin elimizde bulunan son veriler 2012 yılına ait ve buna göre Türkiye genelinde toplam 51 bin ücretli öğretmen bulunuyor. 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde çalışan 710 bin öğretmenin bulunduğu dikkate alınırsa, ücretli öğretmenlerin devlette çalışan öğretmenlerin yaklaşık olarak yüzde 7’sine denk geldiği ortaya çıkacaktır. (2013-2014 eğitim-öğretim yılında devlette çalışan öğretmen sayısı 780 bine yükselmiştir).  Lakin bu oran, belli bir zaman kesitinde yapılan hesaplamayla tahmin ediliyor. Başka bir deyişle, ücretli öğretmenlerin sayısı belirlenirken, bir eğitim-öğretim yılı içinde devlet okullarında çalışmaya başlayıp iş değiştiren ücretli öğretmenler hesaba katılmıyor. Büyük ihtimalle, bir eğitim-öğretim yılı boyunca devlet okullarında görev alan ücretli öğretmenlerin toplam öğretmenlere oranı yüzde 7’den daha yüksek.
Bizim Düşüncemiz: Bizim bulabildiğimiz bu yazı TUİK 2013 verilerine ilişkin biz öğretmenlerin durumuna değinen yazıdır. 2015 verilerinde ise atama bekleyen öğretmen sayısı bu Eylül yani 2015 Eylül ayı ataması sonrasında (35 Bin öğretmen alımı ile)382 Bin’e düşmüştür. Bu yazı da bahsedildiği gibi Eğitim Fakültesi Mezunlarının diğer ortalama üniversite mezunlarından işsizlik oranları, istihdam oranları ve kazandıkları para bakımından farklılaşmamaktadır. Bu bizler için üzücü bir sonuçtur.
4.ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN YARINI
Peki, ama karşımızdaki tablo, öğretmenlik mesleği adına bize ne söylüyor? Tablo öncelikle; öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştığına ilişkin algının temellerini, neden öğretmenliğe genellikle son çare olarak bakıldığını ve “Hiçbir şey olamazsan öğretmen olursun.” yaklaşımının nasıl yaygınlaştığını belirli ölçüde açıklıyor. Fakat daha da önemlisi, hizmet öncesi öğretmen yetiştirme modelimizi değiştirmezsek mevcut durumun değişmesi için hiçbir neden bulunmadığını gösteriyor. Öğretmenler, eğitimin omuriliğini oluşturuyorlar ve nitelikli eğitim ancak en nitelikli biçimde donanmış öğretmenlerle sağlanabiliyor. Ve geniş aday havuzundan mesleğe en uygun ve nitelikli bireylerin eğitim fakültelerine seçilmesi büyük önem taşıyor. Mevcut durumda 91 eğitim fakültesinin toplam 40 bine yaklaşan kontenjanı var. Yani geniş bir havuzdan az sayıda değil, aşırı sayıda öğrenciyi eğitim fakültelerine alıyoruz. Ek olarak, fen-edebiyat fakültesi mezunlarına da öğretmenlik mesleğine girebilmeleri için eğitim fakültelerinde formasyon eğitimi veriyoruz. Özetle, hizmet öncesi öğretmen yetiştirme sürecinde seçici davranmıyoruz. Asıl seçme işlemi Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) yoluyla gerçekleşiyor. Öğretmen adayları, eğitim fakültelerini veya formasyon programlarını tamamladıklarında yani mesleğe adım atma aşamasında, KPSS’ye giriyor ve devlet okullarına atanabilmek için yarışıyorlar. Elbette pek çok aday KPSS’de başarıya ulaşamıyor ve bunun sonucunda öğretmenlik eğitimi almış bireylerin yüzde 40’ı ya işsiz kalıyor ya da eğitim dışındaki alanlarda istihdam ediliyor. Başka bir deyişle, en değerli kaynağımız olan üniversite mezunu gençlerimizin zamanı, emeği ve maddi-manevi diğer yatırımları ziyan oluyor ve öğretmenlik mesleğinin itibarı yıpranıyor. Bu israfın önüne geçilmesi için atılabilecek en temel adım, mesleğe giriş aşamasında değil hizmet öncesi öğretmen yetiştirme programlarına (eğitim fakültesi ve formasyon) yerleşme aşamasında çok daha seçici bir süreç işletmek. Bu noktada öğretmen yetiştirme programlarına yerleşmek için Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) yanında pek çok farklı ölçütün de dikkate alınması ve daha az adayın bu programlara yerleşmesi şart. MEB, tüm öğretmen açığını kapatması durumunda, emeklilik ve meslekten ayrılma nedeniyle her sene yaklaşık olarak 10 bin öğretmen atamasına gereksinim duyuyor. Özel okulları da hesaba katarsak, her sene toplam 15 bin eğitim fakültesi mezununa gereksinim duyuyoruz. Bu nedenle acilen, hizmet öncesi öğretmen yetiştirme programlarına ayrılan 40 bin kontenjanın azaltılması ve adayların eğitim fakültelerine seçilme yönteminin reforma tabi tutulması gerekiyor.
Böyle bir düzenlemenin orta vadede olası etkileri neler olabilir?
1) Hizmet öncesi öğretmen yetiştirme programlarının niteliği, mevcut kaynaklarıyla daha az öğrenciye eğitim verecekleri için yükselir.
2) Öğretmen arz ve talebi dengeleneceği için eğitim fakültesi mezunlarının işsizliği düşer.
3) İnsan kaynağımızı israf etmemiş oluruz.
4) Öğretmenlik mesleğinin itibarı artar.
5) Bütün bunların doğal bir sonucu olarak öğretmenin ve eğitimin niteliği yükselir.
5. EĞİTİMİN GENEL DURUMU
• Türkiye’de 59.509 okul, 589.902 derslik 17 milyon 559 bin 969 öğrenci eğitim görmektedir.
• 2014-2015 eğitim öğretim yılı itibariyle görev yapan toplam öğretmen sayısı 919.313’tür.
• Özel öğretim kurumlarında okuyan öğrenci sayısı 823.575’tir. 2002 yılında özel okulların devlet okullarına oranı sadece % 1 iken, 2014-2015 eğitim öğretim yılında bu oran %5’i geçmiştir…
• Türkiye’de bir dersliğe ilkokul+ortaokullarda ortalama 27, liselerde ise 28 öğrenci düşmektedir. Oranın düşük olmasının nedeni 10 büyük il ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin dışında kalan illerin sınıf mevcutlarının düşük olmasından kaynaklanmaktadır.
• İlkokul, ortaokul ve liselerde sınıf mevcutları ortalaması 30-38 arasında olan iller; İstanbul, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Bursa, Adana, Ankara, İzmir, Mardin, Batman, Van, Siirt, Ağrı, Şırnak, Hakkâri.
6.ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÇAĞRISI
“Kolay kazanılmış zaferler var mıdır, bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz ki atama bekleyen 27 bin öğretmen olarak bunca zaman uğruna dirsek çürüttüğümüz ve gençliğimizi harcadığımız mesleğimizi icra edecek ortama kavuşmamız oldukça zor bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Bir anda hemen, bugün bu sayıyı atayın demek elbette gerçekçi olmayabilir. Ama bu sayının ilerde kangren olmasına da müsaade edilmemelidir. Peyderpey atamalarla bu sayı eritilmeli ve öğretmenlik bölümlerine nitelikli mezun verecek kontenjanlar ayrılmalıdır. AÖF öğretmenlik bölümleri kapatılmalıdır. Üniversitelerin öğretmenlik bölümü kontenjanları nitelikli bir sayıya düşürülmeli gerekirse birkaç yıl dondurulmalıdır. Özel Eğitim Kurumları, ETÜT merkezleri, özel okullar ve kolejler çalışma şartları ile bizleri adeta aile kuramayacak hale getiriyor. Günde 13 saate kadar çıkan eğitim günleri bile oluyor. Oysa öğrencilerle verimli zaman geçirmeye hiç uygun değildir bu durum. Derse girip 40-45dk aralıksız konu yetiştirme baskısıyla birer robot gibi çalışmak yeni nesle rehber olmamızı engelliyor. Bir bardak çay içemeden, kısa bir soluk alamadan zilin çaldığı ve yeni bir dersliğe girmek zorunda kaldığımız günler eğitim yılının neredeyse tamamına denk geliyor. Bizler atama sorunu yaşadıkça özlük haklarını hiçe sayan özel sektörün bizleri bu şekilde çalıştırma gücü hep baki kalacaktır. Onlardan duyduğumuz “Maaş bu, ister kabul et ister etme. Öğretmenden çok ne var?” şeklindeki küçük düşürücü sözleri atama taleplerimiz için en acil gerekçedir. Zira insan onuru her şeyin üstünde olmalıdır. Her sene bir nesil ücretli öğretmenlerin şubat ayı gelince KPSS hazırlığı için çalışmayı bırakması dolayısıyla yarım yamalak bir eğitim yılı geçirmektedir. KPSS’ ye hazırlanma derdi olduğu için öğretmeyi meslek edinmiş bu neferler düşük maaşa okullarda çalışmayı kabul etseler bile kendilerini öğretmeye tam olarak verememektedir. Ücretli memur anlayışı terk edilmeli güçlü ekonomisi olduğuna inandığımız ülkemiz bu ayıptan kurtulmalıdır. Böylece asıl açık sayısı netleşecektir. Yetkin nesillerin yetişmesine çaba göstermek için bekleyen 27 bin öğretmen varken hâlâ ücretli öğretmen bulunması bizleri derinden üzmekte ve itibarımızı kaybettirmektedir. Nihayetinde büyük bir çaba ile sözleşmeli sorunun ortadan kaldırdığınız gibi bu durumu da aynı ivedilikle bitireceğinize inanıyoruz. Ve bu müjdeli haber müjdeli başka haberleri taşımaya da vesile olacaktır. Malumdur ki 47 bin atama mecliste onay görmüş ancak maliye bunun 37 binine müsaade etmiştir. Ve söz konusu 37 bin branşlar arasında adil dağıtılamamıştır. Bu durum yüksek düşük puanla atanma/atanamama ikilemini doğurmuştur. Oysa alımların az olması bu durumun asıl sebebidir. Emeklilik şartları iyileştirilirse yaş haddi gelmiş öğretmenler emekliliğe ayrılabilir. Bir de açık sayısı ve 100 bine yakın ücretli öğretmen var. Tüm bunlar ciddi bir atama sayısı ortaya çıkarıyor. Birikimli 27 bin dinamik öğretmen göreve hazır. Şubat 2016 itibariyle 5.000 öğretmen ataması bekliyoruz. Biz buna inanıyoruz. Çünkü bunu gerçekleştirecek nedenler ortada. İnancımızın kırılması güvenimizi zedelemekten başka işlev görmüyor. Hep birlikte mutlu, umutlu yarınlar için bu müjdeli haberi bekleyeceğiz.”
7.ÖĞRETMENLERİN ATANMA SORUNUNA İLİŞKİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Öncelikle sorunu bilmeden yapılan bol atamalar sorunu çözmez, daha da içinden çıkılmaz hale getirir. Sorunu özünü yeterli puan almasına rağmen yıllardır bekleyen öğretmenler oluşturuyor. Bu öğretmenler eritilmeli. 80 puan almış bir öğretmenin 3 yıldır beklemesi hiçbir akılla, mantıkla, vicdanla açıklanamaz. MEB sınav yaparım, yüksek puan alanları atarım zihniyetiyle sorunu çözemez, ancak sorunu büyütür.
      -Emeklilik şartları iyileştirilerek, emekliliği gelenlerin zorunlu olarak emekli edilmesi. Şu        anda 200 binden fazla öğretmen emekliliği geldiği halde emekli olmuyor.
      -Mevcut atama bekleyen öğretmenlerin eritilmesi için sınavın 2 yılda bir yapılması.
      -Aşırı formasyon dağıtılması acil olarak önlenmeli. Sadece 2015 yılında yaklaşık 200 bin formasyon dağıtıldığı basında yer aldı. Üniversitelerden ders geçme notu 2 olmasına rağmen diploma ortalaması 1,90 olanlara bile formasyon verilmesi tam bir faciadır.
      -Öğretmen yetiştiren fakülte ve bölümlerin kontenjanları azaltılmalı. Ancak kontenjan azaltmanın öğretmenlerin atanma sorununa en erken 5 yıl sonra, yani uzun vadede yararlı olacağı unutulmamalı. Sorun ise acil olarak çözüm beklemektedir. Sorunu yaşayan öğretmenler 5 yıl daha bekleyemez.
      -MEB sınıf mevcutlarının 18 kişi olduğunu söylerken ortalama sayıyı söylüyor ve kamuoyunu yanıltıyor. Halbuki öğretmenler ve veliler öğrencilerin kaç kişilik sınıflarda eğitim gördüğünü çok iyi biliyor. Sınıf mevcutları AB standartlarına uygun olmalı ve maksimum 25 kişi olmalı. 25 kişiden kalabalık sınıflarda en son teknoloji ve mükemmel öğretmenleri kullansanız bile verim alamazsınız ve başarı beklemeye hakkınız olmaz. Öğretmen tasarrufu nedeniyle sınıfların kalabalıklaştırılması eğitime zarar vermektedir.
      -Maliye Bakanı ve bürokratları Türkiye’nin eğitimde ilerlemesi için öğretmenlere ve eğitime yapılacak harcamalara engel olmamalı.
8.ÖĞRETMEN ADAYLARIYLA YAPILAN ANKET SONUCU
Atanamayan Öğretmenler Platformu’nun 1127 atanamayan öğretmenle yaptığı ankete göre her 3 ataması yapılmayan öğretmenden 1’i intihar etmeyi düşünüyor. Ankette, “atamanız yapılmadığı için intiharı hiç düşündünüz mü?” sorusuna “Evet” diyenlerin oranı yüzde 38.33, “Cevap vermek istemiyorum” diyenlerin oranı yüzde 26.44, “Hayır” diyenlerin oranıysa yüzde 35.23 oldu. Yüzde 13.84’ü “Yıllardır atama bekleyenler ihtiyaca göre atanıp yığılma önlenmeli”, yüzde 13.22’si “Emekliliği gelenler için emeklilik teşvik edilmeli” diyor.
9.ÖĞRETMENLER NE İSTİYOR?

Atamalar için bütçe ayrılmasını istiyorlar. Düşük maaşla çalışmak zorunda kaldıkları ücretli öğretmenliğin kaldırılmasını istiyorlar. Her ile eğitim fakültesi açılması yerine MEB’ndan planlı öğrenci yerleştirme istiyorlar. Sınıf mevcutlarının düşürülerek öğretmen ihtiyacının arttırılmasını istiyorlar. Kısacası; öğretmenler bu ülke için çalışmak yani atanmak istiyorlar.

 

 

 

 

 

Kaynak:Milliegitimhaber.com / ÖZEL HABER

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber