Bu haber kez okundu.

KPSS, Öğretmen seçmek için doğru bir sınav mı?

Kamu Personel Seçme Sınavı yani kısaca (KPSS) ilk defa 1999 yılında Devlet Memurları Seçme Sınavı (DMS) olarak sınav literatürümüz içinde yer aldı.  Yapılan bu sınav 1999 ve 2000 yıllarında DMS, 2001 yılında KMS ve 2002 yılından itibaren de KPSS adıyla uygulanmıştır. Bu sınavın yapılma amacı temelde devlet memurluğuna girişte torpil ya da adam kayırma gibi uygulamaları yok etmekti. KPSS sınavı hayatımızdaki varlığını 03.05.2002 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmış olan “Kamu Görevlerine ilk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik ile daha da sağlamlaştırmıştır. Bu düzenlemeyle kamu kurum ve kuruluşlarına personel seçimi ve ataması ile ilgili yönetmelikleri yürürlükten kaldırmış, DMS ve daha sonradan yapılan KMS birleştirilerek Kamu Personeli Seçeme Sınavı (KPSS) adı altında bir sınavın yapılması kararlaştırılmıştır. 

 

 

KPSS sınavına artık milyonlarca insan katılmakta 2012 yılında yaklaşık 4 milyon aday devlet memuru olabilmek amacıyla bu sınava katıldı. Bu sınava giren adaylar içinde yer alan önemli bir kesimde öğretmen adayları. 2012 yılında yapılan KPSS sınavına 279, 669 öğretmen adayı katıldı ve 40.000 öğretmen adayı kadro elde etme şansını yakaladı. Nerdeyse 7 öğretmen adayından bir tanesi öğretmen olarak atanabilme şansını yakaladı. Geri kalan adaylar bu şansı yakalayamadı gerekçe ise yeterince puan alamamaları. 

 

 

KPSS gerçekten öğretmen seçmek için doğru bir sınav mı

 

 

KPSS öğretmen seçimi için doğru bir sınav değil çünkü bu sınav öğretmen seçmek için yeterince geçerli yani amaca uygun bir sınav değil. Neden amaca uygun olmadığını şu basit örnekle açıklayabiliriz. Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bir öğretmen adayı 20-30 gibi bir puanla öğretmen olabilirken Fizik alanında bir öğretmen adayı 85 ile açıkta kalabilmekte. Bu da şunu gösteriyor KPSS sınavı bir öğretmen seçme sınavı olamaz. Eğitim bilimleri konusunda daha başarılı olan bir öğretmen adayı kadro imkanının bulunmaması gibi nedenlerle sınavdan başarılı olmasına rağmen atanamazken, sınavda 30-40 gibi puanlarla başarılı kabul edilip öğretmen olabilmekte. KPSS’nin öğretmen yeterlilik sınavı olarak kabul edilmesi oldukça yanlış bir uygulamadır. Bu haliyle ve yukarıda belirtilen örneğe benzer durumlar öğretmen adaylarında bu sınava karşı olan güveni yok ediyor. 

 

 

Yok, olan sadece sınava güven mi? 

 

 

Sınava karşı yok olan güven ister istemez hayata bakış açısını da etkilemekte. Yaşanılan mutsuzluk ve huzursuzluklar artmakta. Bu saydıklarımız sınav sonucunda başarılı olamayanların cephesi.  Bir de bu sınavdan yeterli puanı alıp atananlar bakımından bir değerlendirme yapmak gerekli. Ataması yapılan öğretmenler sonuçlar kendilerine tebliğ edildikten sonra hızla göreve başlama işlemleri, barınma işleri gibi zor sorunların üstesinden gelerek meslek yaşamlarına başlıyorlar. Bu işleri ile birlikte mesleki sorumluluklarını da yerine getirmekteler. Öğretmenlik mesleğinde en zor dönemlerden birisi bu mesleğe yeni başlanan dönemdir. Ama eskiden öğretmenlerin meslek yaşamlarında en idealist dönemin mesleğe başlanan ilk yıllar olduğu bilinmekte ve görülmekte idi.  Yapılan araştırmalarda da öğretmenlerin mesleklerinde yıllar geçtikçe tükenmişlik yaşadıklarını ortaya koymuştur. Yani mesleğe başlandığında yaşanan idealistlik zamanla kaybolmaya başlamıştır. 

 

 

İdealist öğretmen kimdir? 

 

 

İdealist bir öğretmenin özellikleri Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2002 yılında yaptığı çalışma ile belirlendi. MEB, 2002 yılında başlattığı proje kapsamında bir öğretmende bulunması gereken ”bilgi, beceri ve tutum özellikleri” saptayarak, ”Öğretmen Yeterlikleri” olarak yayımladı. Çalışma sonucunda, ”öğretmenlerde bulunması gereken bilgi, beceri ve tutum özellikleri”ni içeren ”genel yeterlikler” ve diğer alan yeterlilikleri olarak sıralandı. İdealistliğin sınırlarının ortaya konduğu varsayılabilecek bu çalışmayla öğretmende bulunması gereken ”bilgi, beceri ve tutum”dan oluşan nitelikler ve öğretmenin yapması beklenen davranışlardan bazıları şöyledir: - Sınıf içi ve dışı etkinliklerde demokratik davranır. - İnsan haklarına uygun biçimde davranır. - Uluslara, bireylere ve inançlara karşı ayrımcılık yapmaz. - Öğrencinin geçmişine ve sosyo-ekonomik durumuna göre ön yargısız davranır. - Öğrenciler sorulara farklı yanıtlar verdiğinde olumlu tepki gösterir. - Stresle başa çıkma yollarını bilir ve kullanır. - Kişisel bakımına ve sağlığına özen gösterir. - Zorluklarla mücadele eder. - Türk milli eğitim sisteminin dayandığı temel değer ve ilkeleri bilir. - Mesleki gelişimine yönelik yayınları izler. - Öğrencilerin sahip olduğu değerlere saygı gösterir. - Öğrencilerin ilerlemelerini izlemek amacıyla kayıtlar tutar. - Öğrencilerin kendilerini güven içinde hissetmelerini sağlayacak ortam oluşturur. 

 

 

Öğretmenin idealistliği nasıl yok oluyor? Nasıl geri gelecek? 

 

 

İdealistliğin daha mesleğin ilk yıllarında yok olmasında KPSS sınavının da payı var. Özellikle zorlu bir üniversite eğitimi sürecini tamamlayıp bunun üzerine de zor bir sınavı kazanıp atanan öğretmenlerin birçoğu mesleğe başladıklarında enerjilerini yitirmiş olabiliyorlar. Bu durum da eğitimin kalitesini doğrudan etkiliyor. 

 

 

Bakanlığı bu çalışmaya iten sebeplerden birisi de zaten hep şikayet edilen konu yani öğretmen kalitesi olmalı. Bunun sonucunda bu standartlar belirlenmiş. Bu standartların sağlanması adına atılacak önemli adımlardan birisi KPSS ile öğretmen seçme sisteminin gözden geçirilmesi ve daha etkili ve doğru öğretmen seçme mekanizmaları kullanılmalıdır.  Bu şekilde devam eden bir süreçte öğretmen idealistliği gittikçe yok olacaktır. 

  

 

Dr. Özgür ŞİMŞEK / Eğitimci

 

Kpsscafe.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber