Bu haber kez okundu.

KAHRAMAN ÖĞRETMENLERİMİZİN GÜNÜ KUTLU OLSUN

Nöbetçi Öğretmen koridorda çocukların arasında dolaşırken ileride bir çocuğun diğer arkadaşlarına bağırdığını ve fazla sert hareketler yaptığını gördü. Hızla yanına doğru ilerledi. Tam çocuğa kızmaya başlayacakken gözleri birden çocuğun ayakkabılarına takıldı. Bağcıkları yoktu ve yer yer delinmeye başlamıştı ayakkabılar. Başını yavaş yavaş kaldırırken kılık kıyafetinin de aynı oranda eski olduğunu ve soğuk kış gününde üstünde ince bir hırkadan başka bir şey olmadığını da fark etti.
Kızmaktan vazgeçti, öğrenciye ;
“ Hadi gel biraz konuşalım.” Dedi ve birlikte koridordaki kalorifere yaslanıp ısınmaya çalıştılar.
“ Adın ne oğlum ?”
“ Ahmet öğretmenim.”
“Kaçıncı sınıftasın ?”
“ 7 öğretmenim.”
“ Baban ne iş yapıyor oğlum ?”
“ Motorlu kurye öğretmenim.”
“Annen ?”
“ O hasta öğretmenim. Böbrek hastası yatıyor hep.”
“ Kardeşin var mı ?”
“ İki küçük kardeşim daha var.”
“ Biliyor musun Ahmet ben kahvaltı etmedim. Hadi ikimize birer tost alıp gel kantinden, beraber yiyelim.”
“ Ben tokum öğretmenim. Ama size alayım hemen.”
“ Tamam o halde ben de sonra yerim. Hadi şimdi dersine gir. İyi dersler.” Diyerek sınıfına yolladı Ahmet’i.
Çocuğun muhtemelen aç olduğu ve gururundan ona tokum dediğinden emindi. Hemen idareye gitti, Ahmet’in hangi sınıfta olduğunu öğrendi. Ailenin bilgilerini inceledi ve yardım etmek için neler yapabileceğini düşünmeye başladı.
Uzun yıllardır edindiği tecrübelerden bu yaş çocukların özellikle erkeklerin gururlu davranma gibi bir eğilim gösterdiklerini bildiğinden ve aynı okulda bir öğretmenden yardım kabul etmenin onu rencide etmesinden korktuğundan başka bir yol bulmalıydı.
Aynı okulda çalıştığı kendisi gibi duyarlı öğretmen arkadaşlarına Ahmet’in durumunu anlattı. Hepsi el ele verdiler hemen ve aileye giysi yardımı yapmaya karar verdiler. Birkaç gün içinde hem küçük kardeşlere hem de Ahmet’e uygun ayakkabı, bot ve montlar alınmıştı bile.
Aldıklarını okul idaresine bıraktılar, hiç biri Ahmet’in kötü hissetmesini istemiyordu. Okul yöneticisi Ahmet’i odasına çağırdı. Bir hayırseverin okula bağış yaptığını söyledi ve poşetleri eline verdi. Ahmet hem çok şaşkın hem mutlu eve elinde poşetlerle gitti.
Nöbetçi öğretmenimiz ve duyarlı arkadaşları bu kadarla da kalmadılar. Her biri hangi branşta ise her boş derslerinde veya vakitlerinde Ahmet’i bulup ona davranış, değer ve duygu katacak paylaşımlarda bulunmak için fırsatlar yarattılar.
Ahmet sekizinci sınıfa geçtiğinde onun için en uygun dershaneyi bulup, kaydını yaptırdılar. Yıllar boyu kitaplar, testler ve aklınıza gelen hem duygusal hem maddi yardımı, Ahmet tüm bunların kimler tarafından yapıldığını bile bilmeden sürdürdüler.
Ahmet süper bir başarı sergileyemedi ama elinden gelen gayreti gösterdi ve onun şartları için iyi bir liseye yerleşti. Hala tüm o öğretmenlerin telefon numaraları Ahmet’ de var ve ne zaman isterse arayabileceğini bilir. Hatta Nöbetçi Öğretmen’in o lisede öğretmen olan bir arkadaşı var, Ahmet o öğretmene emanet edildi.
Nöbetçi Öğretmen hep şöyle anlatır olayı ;
“ Düşünsenize arkadaşlar eğer ben o gün Ahmet’in yanına gidip ona hiç dikkat etmeden kızıp veya uyarıp gitseydim. Gözüm ayakkabılarına takılmasaydı ? O’na hiçbir şey sormasaydım belki de biz O’nu hiç fark etmeden ya mezun olup ya da okulu bırakıp gidecekti bu okuldan. “
Öğretmenlerle ilgili çok şey yazdım. Hem olumlu hem olumsuz şeyler. Hepsinde de amacım otomatikleşmiş bir takım davranışlarla mesleği yürütmememiz gerektiğini vurgulamak ve kişisel kaygılarımızın ya da ihtiyaçlarımızın işimizi yaparken bizi duyarsızlaştırmaması çabasıydı.
Yukarıda ki örnekte ki öğretmen arkadaşlarımla aynı okulda çalışmaya başladım yakın geçmişte. Varlıklarını bilmek ve duyarlı hassas kalplerini hissetmek içimi ısıttı ve bana yeniden umut verdi.
Eminim ülkemizin her yerinde bu öğretmenler gibi ve hatta daha büyük kahramanlıklar sergileyen çok değerli meslektaşlarım var. Nerede çalışırlarsa çalışsınlar veya kendi yaşam zorlukları ne olursa olsun çocuğa karşı duyarlı ve yürekten davranan kocaman kalpler taşıyan insanlar var.
Ancak maalesef toplumumuzun hızla sürüklendiği duyarsızlığa, diğerine karşı anlayış ve ilgisizliğe aynı hızla kapılan öğretmenlerimizde var.
KALP KOLAY SOĞUMUYOR biliyorum, durup dururken bir insan katılaşmıyor bunun çok farkındayım….
Ama tüm dünyanın kalbi soğusa, katılaşsa bile biz öğretmenlerin kalplerimizi ve vicdanlarımızı sıcak-canlı tutma mücadelesini vermemiz gerekiyor…
ÇÜNKÜ ;
DUYARSIZ-KATI KALPLİ-SEVGİSİZ VE VİCDANSIZ BİR ÖĞETMEN’DEN DAHA TEHLİKELİ PEK AZ ŞEY VAR BU DÜNYA DA !!!

Sema Deniz / Öğretmen Anne

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber