Bu haber kez okundu.

Eti Senin Kemiği Benim

Türkiye’de öğretmenlik

Öğretmenler birçok nesil yetiştirir. İyi bir eğitimci, arkasında onlarca kuşak bırakır. Doktorlar, bakanlar, tiyatrocular, gazeteciler, profesörler… Herkes onlarla başlar bu amansız yolculuğa. Bu yolculuktaki mutlu sonda ise ilk önce onlar hatırlanır.


 
Etrafımızdaki insanların mesleklerini düşünelim. Öğretmen kadrosunun dışında atanmayı bekleyen bu kadar insan yığılması var mıdır? Bugün atanamayan öğretmenlerin sayısı 300.000 gibi skandal rakamlarda geziyor. Bu öğretmenler neden mesleklerini sergileyemiyorlar? Onların neden önü açılmıyor? Bu tıkanma nerede?

Eğitim sistemimiz bozuk

Türkiye’nin bir türlü aşamadığı en büyük sorunlardan birisi eğitim. Batılı ülkelerde hem eğitim oranı çok yüksek hem de okumak, öğrenmek, paylaşmak, öğretmek isteyenlerin önünde bu kadar engel yok. Örneğin; Türkiye’de 4 yıllık sınıf öğretmenliği bölümünü bitiriyorsun, sonrasında KPSS adında bir sınava giriyorsun, başarılı olursan atanamayan 300.000’den fazla kişinin arasına giriyorsun. Öğretmenlerin önündeki koca engeller daha o yolun başlarında insanı yoruyor, yıpratıyor. Hem düşünün üniversiteden mezun olmuş bir öğretmen adayı 5 yıl atanmayı beklerse, körelmez mi? Öğrendiklerini nasıl öğretebilir? O öğretmenden nasıl verim beklenir?

Hangi hükümet olduğu fark etmeksizin her seçim öncesinde bu insanlara umutlar dağıtılıyor. Seçimin hemen sonrasındaki zamana atama sözü veriliyor. Bir ülkede öğretmen atanacaksa bu seçim takvimine göre değil de eğitim -öğretim takvimine göre yapılıyor olmalı. Atanamayan öğretmenler aramızda, bu insanlara çok uzakta değiliz. Misal; 3 yıl ataması yapılmayan öğretmenler hayatını nasıl idame ettirecek? Hayatını nasıl yoluna koyacak?

Sınıflar mı az öğretmen mi fazla?

Ataması yapılmayan öğretmen sayısının bu denli fazla olması; sınıflar mı az yoksa öğretmen mi fazla sorusunu akıllara getiriyor. Çok uzaklara gitmeyelim, İstanbul’un göbeğindeki okullarda bile sınıf mevcudunun 50 kişiden fazla olduğu okulları görüyoruz. Bir ülkede atanamayan öğretmen sayısı bu kadar fazla iken, sınıf mevcutlarının da 50-60 olması eğitim sistemindeki tutarsızlıkların başında geliyor. En basitinden 50-60 mevcutlu sınıfları ikiye bölerek, açıkta kalan öğretmen sayısı büyük ölçüde azaltılabilir. Nasıl ki öğrencilerden katkı payı zorunlu olarak alınıyorsa, bir sınıfın mevcudu hiçbir şartta 25 kişiyi geçmemeli!

Atayamıyorsanız azaltın

Atanamayan öğretmen sayısını azaltmanın bir diğer yolu da üniversitelerdeki bölümlerin öğretmenlik için kontenjanlarını azaltması şeklinde olabilir. Örneğin; bünyesine her yıl 50 kişi katan bir okul, bu sayıyı 30’a düşürürse, bu hesaplamayı bütün üniversitelere uyarladığımızda %40 oranında daha az öğretmen çıkarabiliriz. Bu durum da şu anda birikmiş sayının yıllar içinde azalmasına yardımcı olabilir. Çözüm çok, uğraşan yok…

 

 

Kaynak: http://indigodergisi.com/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
eti senin kemiği benim

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber