Bu haber kez okundu.

En Güzel Öğretmen


Günlerdir düşünüyorum “Öğretmen olsaydım, acaba öğrencilerime nasıl davranırdım?” diye. Aslında gönlümde taşıdığım ideal meslek öğretmenlikti ama bu konuda neler yapabileceğimi düşünmek hiç aklıma gelmemişti. Belki de “Üniversiteyi kazanmak için çok çalışmalı ve sonunda öğretmen olmayı hak etmeliyim” diye düşünüyordum. Şimdi ise “Peki ya öğretmen olduktan sonra” sorusu geçiyor zihnimden. Buna cevap bulabilmek için kafamdaki yüzlerce farklı görüntüyü bir araya getirmek hayli güç.
Nasıl bir öğretmen olmak istediğimi açıklayabilmek için öğretmenlerimde görmek istediğim özelikleri düşündüm önce. Bana göre bir öğretmenin yalnızca dersini iyi anlatan biri olması yetersizdi. Öğretmenimin kalbindeki sımsıcak sevgiyi, muhabbet pırıltılarını, mesleğine duyduğu bağlılığı, etrafına saçtığı mutluluk ışıltılarını da görmek istiyordum. Kızan, azarlayan, öğrencileri arasında ayrım yapan, karne notlarıyla tehdit eden, adil olmayan, öğrencileriyle arasına dağlar kadar mesafe koyan öğretmenlerime hiçbir zaman yakınlık duyamamıştım. Bunun tam tersine güler yüzlü, dersin dışında da bizim sıkıntılarımızla veya sosyal faaliyetlerimizle ilgilenen, dersini fıkra, hikaye veya güncel olaylarla renklendirerek sıkmadan anlatabilen, hoş sohbet, güçlü kişiliğe sahip Hocalarıma hep hayranlık beslemiştim.
Tüm bunlara bakarak öğretmen olmak için yalnızca sınavları kazanıp okulu bitirme gayretimin çok yetersiz olduğunu anladım. Böyle bir çabanın sonucunda yalnızca çok “bilgili” bir öğretmen olabilirdim. Oysa öğretmenlik mesleği benden daha neler neler bekliyordu…
Bunun üzerine “Kendimi geleceğin öğretmeni olarak nasıl yetiştirmeliyim?” diye kafa yormaya başladım. Peki ama örnek bir öğretmen nasıl olurdu, kim gibi olmalıydı, hangi öğretmenime benzerdi? Şimdiye kadar öğretmenlerimin pek çoğu başarılı, iyi öğretmenlerdi gerçekten ama ben kendime öyle bir model bulmalıydım ki ondan daha iyisi olmasın. Ancak en iyiyi taklit ederek çok yükseklere çıkabilir, ideal bir öğretmen olabilirdim. En başarılı öğretmen, en güzel öğretmen, en örnek, en …, en…, en… derken zihnimde bir şimşek çaktı. Hafızamda O’nun ismi yankılanıyordu. Adını tekrar tekrar fısıldadım kendime. Söylemesi bile mutluluk veriyordu: Resulullah, Allah’ın Resulü, kıyamete kadar bütün insanlığın en son ve en güzel öğretmeni… Bütün “en”leri kendinde toplayan, öğretmenlerin öğretmeni, en başarılı, en örnek alınan, en sevilen oydu. Bir öğretmen ancak bu kadar sevilip sayılabilir, bir öğretmenin ışığından ancak bu kadar istifade edilebilirdi. Çünkü o daha baştan aşkla çıkmıştı yola. Demek ki öğretmen öncelikle mesleğine aşık olmalıydı. Öğrencilerinin hepsini ayrım yapmaksızın basmalıydı bağrına.
Daha sonra Resulullah’ın öğretmenliğini düşündüm. O nasıl bir öğretmendi acaba? Evet yola aşkla çıkmıştı ama bize örnek olacak başka hangi güzelliklere sahipti? O’nunla ilgili bilgilerim o kadar sığ ve ezberden ibaret kuru bilgilerdi ki öğretmenliğini kendi bilgilerimle anlatamadım. Resulullah’ın hayatını iyi bilen ve O’nun gibi yaşamaya çalışan büyüklerime sordum O’nun nasıl bir öğretmen olduğunu. Hepsi birbirinden güzel, faydalı cevaplar aldım: “Resulullah, dediler, kimseye emretmezdi. O, sevgiyle, muhabbetle eğitirdi öğrencilerini. Daima mütebessim idi, yüzünü ekşitmezdi. Sadece Allah’ın razı olmadığı, çok kötü bir davranış gördüğünde bu hali bozulurdu. Kendisinden yardım isteyeni boş çevirmezdi, çok cömertti. Sahabelerine İslam’ı öğretirken öyle güzel konuşur, sohbetinin içerisine öyle güzel latifeler, kıssa ve hikâyeler koyardı ki O’nu dinleyenler hiç sıkılmazdı, hatta başlarında kuş varmışçasına hiç kıpırdayamazlardı. O, hiç kimsenin kalbini kırmaz, kimseyi incitmezdi. Çocuk-büyük ayırmaksızın herkese verdiği sözü yerine getirirdi. Sahabelerinden birinin sıkıntısı olsa onu çözmeden rahat edemezdi. Onların dertleriyle dertlenmişti. Hoşgörüsü o raddeye varmıştı ki amcası Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşi’yi bile Allah için affetmişti. Her zaman temiz ve bakımlıydı, güzel giyinirdi. Gerçi kıyafetleri o kadar çeşitli de değildi ama giysilerinin temiz ve yırtıksız olmasına, hoş kokulu olmaya, insanları rahatsız edecek görünüş ve kokulardan uzak durmaya çalışırdı. Müslüman-müşrik ayrımı yapmadan tüm çocukları seviyordu. Her zaman doğru ve dürüst idi. Alçakgönüllü olup kendini kimseden üstün görmezdi. İnsanlara insan olduğu için değer verir; zengin-fakir, köle-hür ayrımı yapmazdı. Şefkat ve merhamette O’ndan üstünü yoktu….”
Büyüklerimden öğrendiğim kadarı bile başımı döndürmeye yetmişti. “İşte” dedim kendi kendime. “Hayallerimdeki, idealimdeki öğretmen böyle biri olmalı.” Şimdiye kadar öğretmen olunca öğrencilerime çok iyi davranacağımı düşünüyordum. Ama bu iyi davranışların neler olması gerektiği konusunda o kadar az düşünmüşüm ki. Şimdi, biraz geç de olsa, başladım kendimi her bakımdan yetiştirmeye. Çünkü biliyorum ki öğretmen neyse öğrenci de odur. Öğrenci, öğretmeninin anlattıklarından çok hal ve hareketlerine bakar ve ister istemez örnek alıp taklit eder onu.
Şu anda “Öğretmen olsam şunları yapar, öğrencilerime şöyle davranırdım” diye sözler söylemektense, hemen şimdi öyle olmak için çalışmak istiyorum. En iyi, en güzel öğretmenin hayatını ezberlercesine öğrenmeli ve hayatımda uygulamalıyım. Kalbimi bu mesleğin sevgisiyle öyle güzelleştirmeli, öyle parlatmalıyım ki onun ışığıyla gelecekteki yüzlerce öğrencim aydınlansın ve öğretmen olduklarında onlar da öğrencilerini aydınlatsın…

 

Kaynak. ailedanismanim.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
güzel öğretmen

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber