Bu haber kez okundu.

Eğitimde öğretmen de kutsal ama değer veren yok

Turgay Polat

Bu yazıyı Öğretmenler Günü'nde yazdım ama bugüne kısmet oldu. Düşüncelerimle duygularımın, gerçekle olması gerekenin kafamda savaşı var. Düşündüklerim, gördüklerim, yaşadıklarımın toplamı beni içinden çıkılmaz bir noktaya itiyor. Kısacası Öğretmenler Günü'nde olması gereken ile olan arasında sıkışmış hissediyorum kendimi ne yazsam birileri bana kızacak. Biliyorum herkes güzel şeyler söyledi dün öğretmenler övüldü, herkes eğitimin önemli olduğunu öğretmenlerin kutsal olduğunu söyledi. Ama öyle mi?

Bize göre eğitimde öğretmen de kutsal ama bu en yaman çelişki ki kutsal olan şeylere değer veren yok. Sadece lafta eğitime değer veriyoruz. Eğitime bir elbise yapmışız ama aslında eğitimimiz çıplak, bunu söyleyen ise koskocaman bir kutsal duvara çarpıyor. Kısacası eğitim denince üç maymunu oynamamız isteniyor. Yazma, eleştirme, söyleme deniyor.

Öğretmenler Günü'nden bir gün önce ofisime gelirken arkadaşımın görev yaptığı okula uğradım. Arkadaşım, okulda bir tören yapacaklarını törende 30 yıllık bir öğretmenin konuşma yapacağını ona bir konuşma yazmamı istedi. Oturdum tam yazmaya başladım, birden durdum 30 yıl, dile kolay, 30 yılda bu ülkede başbakanlar değişti, hükümetler değişti, dünyada savaşlar oldu. Ülkeler yıkıldı, dünyada her şey değişti. Öğretmenimin için hiçbir şey değişmemiş. Küçücük bir maaş, kiralık ev, okutmaya çalıştığı çocukları ve hep ay sonu beklentisi değişen bir şey yok 30 yılda. Öğretmenime sordum 30 yılda seni en çok ne üzdü diye, dedi ki "yaşam koşullarımın hiç değişmemesi, hep sıkıntı hep problem, ekonomik sıkıntılar beni üzdü. Sürekli aldatılmak" Ne acı değil mi?

Bir tarafta ülkemiz;

145 bin öğretme açığı, ısıtılamayan okullar, öğretmensiz okullarımız var. Su parasını, doğalgaz faturasını ödeyemediği için kesilen ve kaçak bağlatan okullarımız var. Velilerden toplandığı aidatlarla eğitim öğretim yapan okullarımız var. Ölçülemeyen değerlendirilemeyen eğitim sistemimiz var. Halen okula gid(e)meyen çocuklarımız var. İlköğretimden sonra liseye devam etmeyen 500 bin çocuğumuz var. Lise gibi üniversitelerimiz var. En önemlisi de kimse kızmasın ama öğretmenlerimiz yoksulluk sınırında.

Bir tarafta dünya;

Kalkınmasını eğitimle sağlamış, gelişmişliğin göstergesi olarak eğitimi görmüş, gelişmede lokomotif olarak eğitimi görmüş, teknolojinin ve bilimin gelişmesinin koşulunun eğitim olduğunu kavramış. Öğretmenini birinci sınıf vatandaş saymış. Sonuçta gelişmiş ülkeler eğitimle geliştiler gelişemeyenler eğitime yatırım yapmadıkları için gelişemediler. Finlandiya öğretmene yatırım yaptığı için gelişti. Uzakdoğu eğitimde teknolojiyi kullandığı için gelişti. Sonuçta ister bireye ister bireye dolaylı destek veren teknolojiye yatırım yapsınlar sonuçta eğitime yatırımın sonucunda geliştiler zenginleştiler.

Teşekkür ederim öğretmenim fakir ülkemin fakir öğretmeni kim ne derse desin sen iyi ki varsın. Sana her 24 Kasım'da bir sürü vaatler verilecek sonra unutulacak. Olsun sen yine iyisini yapmaya uğraş. Ne olursa olsun çocuklarımızı düşünen, sorgulayan insanlar olarak yetiştir ki başkasının vaatlerine değil kendi yapabileceklerine inanan nesiller yetişsin. Çünkü bu ülkenin tek umudu gençleri ve onları eğitemezsek geleceğe nasıl umutla bakacağız?

 

Akşam
 
memurlar.net
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber