Bu haber kez okundu.

Eğitim Bakanı Olmak İsteyen Bir Öğretmen

Politikacılar eğitim reformlarını aşırı karmaşıklaştırdı. Eğer bir haftalığına Eğitim Bakanı olarak çalışsaydım, öğretmenlere işlerini yapabilmeleri için zaman ve alan yaratırdım ve sonra zaten her şey kendiliğinden yerli yerine otururdu.
Eğitim roket bilimi değil. Zamanın başlangıcından beri insanlar birbirlerine bir şeyler öğretiyor. İnsanoğlu bunun sonucu olarak istikrarlı bir şekilde gelişti ve ilerledi. Ancak belki de tarihte ilk kez gelişimimizin ters yöne doğru dönmüş olabileceğinden endişe ediyorum. Gelecek nesillerin kendisinden önceki nesillere oranla daha az zeki bir şekilde mezun olacaklarından kaygı duyuyorum. Çünkü eğitim sistemi artık bir kriz noktasına ulaştı. Ve böyle devam ederse yakında tamamen çökecek.
Dürüst olalım. Öğretmenlerin “en tepelerde” neler olup bittiği ile ilgili en ufak bir fikri bile olmaz. Gerçek işimizi biliriz. Aslında öğretmenlik yaptığımız işin en kolay parçasıdır. Ancak bir iş günümüzün çoğunu, nedenini tam olarak anlamadığımız ya da bilmediğimiz, isim ya da yer değiştirmiş, birden ortadan kaldırılmış ya da daha bugün kararlaştırılmış “yapmamız gereken” şeyleri yapmakla geçiririz.
İşimiz, yapılması imkansız bir hale gelmemeli. Ancak her nasılsa iyi öğretmenler genellikle stres ve depresyon yaşıyor, istifa ediyor ve arkasına bile bakmadan kaçıp gidiyor. Oysa eskiden bu böyle değildi. Ancak, bizim geri bildirimlerimizi hiç dikkate almadan yeni bir müfredat oluşturursanız, daha tamamlanmamış yeni bir ölçme ve değerlendirme sistemini hayata geçirirseniz, fonları kesip sonra da daha başarılı olmamızı beklerseniz ve hedefleri bizi aşırı zorlayacak kadar yükseltirseniz başka ne bekleyebilirsiniz ki?
Politikacıların da başarı kriterleriyle mücadele ettiklerini biliyorum. Bu yüzden genel seçimler öncesinde içinde yaşadığımız karışıklığı düzeltmek için Eğitim Bakanımıza ve ekibine bazı tavsiyelerim var. Tavsiyelerimi basit ve anlaması kolay çoktan seçmeli sorulara dönüştürdüm. Bakalım cevapları bulabilecek misiniz:
1. İyi öğretmenler kazanmak için…
a) Yeni öğretmenleri eğitmek için aşırı yüksek finansal teşvikler sunun. Böylece başka türlü asla bu işi yapmak istemeyecek insanları da bu sektöre çekin.
b) Öğretmenleri daha hızlı bir şekilde devre dışı bırakmak için çocuk gelişimi ile ilgili bilmeniz gereken her şeyi olabilecek en kısa zamanda “yalayıp yutun.”
c) Mesleki becerilere yönelik giriş şartlarını zorlaştırın ve daha en baştan seçici davranın. Böylece okullarımızı zeki insanlar yönetir ve öğretmenlik, istenen bir meslek olarak toplum tarafından saygı görür.
2. İyi öğretmenleri elinizde tutmak için…
a) Hedefleri sürekli değiştirmeye devam edin ve sonra bu hedefleri yakalamayan insanları cezalandırın.
b) Fonları kesin. Daha azla daha fazla şey yapmamızı isteyin. Aksi takdirde yaptırımlarınızın olacağını söyleyin.
c) Uzmanlığımızın farkına varın ve işimizi yapmamıza izin verin. Bizi yeterli fonlarla ve eğitimlerle destekleyin. Başarılı olmak için ihtiyaç duyduğumuz özgürlüğü bize verin.
3. Bize teşekkür etmek için…
a) Bize çok daha fazla iş verin.
b) Yeterince iyi olmadığımızı söyleyin.
c) Kurallara bağlı kalın. Sonuçta biz bu işi çocuklar için yapıyoruz, ne düşündüğünüz umurumuzda bile değil.
Biliyorum, bir ülkeyi yönetmek çok zor. Ve hükümetin düşünmesi gereken çok daha büyük ve karmaşık işler var: Savunma, dış ilişkiler vs. Ancak sıra eğitime geldiğinde, neyi yanlış yaptığımıza dair araştırmalara yüzyıllar harcamak yerine bize kulak verin. Tüm bunların çözümü çok kolay:
Öğretmek isteyen ve bu işi iyi yapan öğretmenleri işe alın.
Onlara iyi davranın ve destekleyin ki bu işi iyi bir şekilde yapmaya devam etsinler.
Onlara teşekkür edin ve sonra yeni bir jenerasyonla yollarına devam etmelerine izin verin. (Eğer ihtiyaç duyuyorsanız kendi sırtınızı da sıvazlayabilirsiniz.)
Bu “şaşması” neredeyse imkansız olan yöntem yüzyıllardır işe yaradı. Bize, Stephen Hawking ve J K Rowling gibi insanları kazandırdı. O zaman neden bunu değiştirmeye çalışıp duruyorsunuz?
Olaya tamamen yanlış bir açıdan baktığınızı düşünmeden edemiyorum. İyi öğretmen “kıtlığı” diye bir şey yok. O insanlar sadece kendilerine saygı duyulan ve mesleki tatmin yaşadıkları başka işler yapıyorlar. Biraz geri çekilip bana izin verirseniz, onları geri getireceğime dair size söz verebilirim. Çocuklar başarısız olmuyor. Sizin “dar” kriterlerinize her zaman uymayan bambaşka yollarla başarılı olmak için umutsuzca çabalıyorlar aslında. Sınıfları belirlenen hedeflere ulaşmadığında öğretmenler her zaman “yetersiz” olmuyor. Bambaşka kriterlerle bakarsanız, öğrencilerinin hayatları üzerindeki etkilerini de görebilirsiniz.
Öğretmenlerin çoğu zeki ve yaratıcı insanlardır. Yöntemlerimizi geliştirmek isteriz. Çocuklara ve onların bir şeyleri nasıl öğrendiklerine karşı ilgi duyarız. Yeni şeyler denemeyi ve keşfetmeyi severiz. Parlak ve yaratıcı dersler sunabilmek için her zaman yeterli zamanımız olmuyor. Çünkü getirdiğiniz en yeni kuralları ve yöntemleri uygulamaya çalışmakla o kadar meşgulüz ki, daha önemli şeylere zamanımızın yetmemesi büyük bir haksızlık.
Ama eğer bize daha fazla zaman verseydiniz, bizim de tıpkı çocuklarımız gibi harika bir potansiyelimiz olduğunu görebilirdiniz. Beni Eğitim Bakanı yaparsanız, bir hafta içinde tüm bu karışıklığı bir düzene sokmayı başarırım. Siz de kısa bir tatile çıkın ve öğretme işini öğretmenlere bırakın. Merak etmeyin, biz bu işi hallederiz.
*Bu yazı ismi gizli bir öğretmen tarafından İngiltere Eğitim Bakanlığı’na yazılmıştır.
Kaynak: http://www.theguardian.com/teacher-network/2015/apr/25/secret-teacher-education-secretary-reform

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber