Bu haber kez okundu.

Dünyanın En İyi Öğretmeninin Sınıfındaki En Güçlü İnovasyon

Bu yazı, Mart 2015 tarihinde “Eğitimin Nobeli” olarak görülen Global Öğretmen Ödülü’nü kazanan Amerikalı öğretmen Nancie Atwell tarafından kaleme alınmıştır.
Eğitim reformcuları Amerikan eğitim sistemini geliştirmeyi tartışırken en çok kullandıkları kelimelerin başında inovasyon geliyor. Öncesinde de tamamlayıcı olarak teknolojik kelimesini kullandıkları için inovasyon bu tür aletlerle ve uygulamalarla birlikte anılıyor. Oysa bence öğrencilerin becerilerini ve anlayışlarını geliştirmek adına öğretmenler tarafından oluşturulan yöntemler, gerçek inovasyonlardır. Bir ortaokul İngilizce öğretmeni olarak geçirdiğim 40 yıllık kariyerimdeki en basit ve güçlü inovasyon, öğrencilerime birer okur ve yazar olarak zaman ve seçme özgürlüğü vermektir.
Bir okuma-yazma workshop’ında öğrenciler, yazdıkları konu başlıklarını ve okudukları kitapları kendileri seçer. Kendileri karar verdikleri için bunları severek yaparlar. Bu sayede kendini bir şeye adamanın yoğunluğunu ve bunun sonucu olan mükemmelliği ve canlılığı deneyimlerler.
Her yıl öğrencilerim ortalama 40 kitap okuyor ve 20 adet yazı üretiyorlar. Şimdiye dek yazı yarışmaları kazandılar, yazıları basıldı ve para bile kazandılar. En önemlisi yazmanın ve okumanın, şimdiki ve gelecekteki okuryazar hayatlarına nasıl bir katkısı olduğunu keşfettiler. Zaman ve seçme özgürlüğü, her yetenekten ve sosyokültürel düzeyden çocuğu teşvik eder ve dönüştürür.
Mesela Mike’ı ele alalım. K-8 okulumuza 8. sınıf öğrencisi olarak geldi. Eylül ayında öğrencilere yaptığımız kitap okuma anketinde en sevdiği kitap türünün karikatürler olduğunu yazdı. Okumak istediği bir kitap adı veremiyordu ve bir okuyucu olarak hiçbir güçlü yanı olmadığını düşünüyordu. Okumayla ilgili tek hedefi şuydu: “Kitaptan kopmamak. Bazen uykuya dalıyorum.” Son 12 ay içinde tek bir kitap bile okumamıştı. Kendisi ile ilgili duygularını tek bir kelime ile özetliyordu: “Kötü.”
Ona, “Geçen yıl sıfır kitap okumuşsun? Bu nasıl mümkün olabilir?” diye sordum. İngilizce dersinde kendisine tek bir kitap verildiğini, bunun da kalın bir ders kitabı olduğunu anlattı. Öğretmen öğrencilere, bir bölümü okuma çalışması olarak veriyordu ve sonunda da soruları cevaplamalarını istiyordu. Eğer ödev olarak verirse, baştan savma yapıyordu. Ya başka birininkini aynen kopyalıyordu ya da yapmaya bile zahmet etmiyordu. “Sınıfta okumam gerektiğinde okur gibi yapıyordum. Genellikle kitabın altına sakladığım bir bilgisayar oyunuyla oynuyordum, bu arada da okuma taklidi yapıyordum” diye anlatıyordu Mike.
Deneyimsiz ve heyecansız okuyucularımız – Mike’larımız – tüm diğer öğrencilerimize göre çok daha fazla ilgi uyandıran hikayelere, kendilerini özdeşleştirebilecekleri karakterlere, kitaplar aracılığıyla empatik deneyimler yaşamaya ve en önemlisi okumaktan zevk almaya ihtiyaç duyarlar. Onlara okulda, ilginç hikayelerin insanda merak uyandıran kısa tanıtımlarını okumak için zaman yaratın. Onlara; birlikte kitap okuyabilecekleri bir topluluk, içinden seçebilecekleri iyi bir kitap koleksiyonu ve bu koleksiyonu iyi bilen bir öğretmenle konuşma fırsatı verin. O zaman akıcı ve tutkulu okuyuculara dönüşeceklerdir.
Okuma workshop’ının ilk gününde, bir beyzbolcu hakkındaki kitap tartışması sona erdiğinde Mike da tüm diğer meraklı okuyucular gibi devamında ne olacağı hakkında iyice meraklandı ve Carl Deuker’in Yüksek Ateş isimli beyzbolla ilgili kitabını elimden kapıverdi. Mike kitabı bir hafta içinde bitirdi. Kitabın okuma düzeyi onun becerisinin üzerindeydi ancak benim kitaba yaptığım giriş, onun merakı ve beyzbol, onu Deuker’ın imgesel dünyasına çekmiş ve orada tutmayı başarmıştı. Bağımsız okuma saatinde yaptığımız konuşmalarda bana neler olduğunu ve şimdiye dek neler düşündüğünü söyleme şansı vardı. Ve benim de bilmem gereken buydu zaten. Ardından okumak istediği kitaplar listesinden bir yenisini seçti.
Mike o yıl 36 kitap bitirdi. İstekli ve usta bir okuyucuya dönüşmüştü. Kitap özetleri, kitap sınavları, kelime dersleri, tartışma soruları ya da dijital platformlar yoktu. Bunun yerine hikayelerin içinde kaybolabileceği bolca zaman, konuşabileceği ya da yazabileceği başka okuyucular ve ergenleri anlayabilen, onlara saygı duyan, onların ilgisini çeken konuları yazmayı bilen çok sayıda yazarın kitapları vardı.
Herkesin başarısı ilgi ile harekete geçer. Sekizinci sınıfa kadar Mike’ın kitap okumaya ilgi duymak için hiçbir sebebi yoktu. Ama ona, değer verdiği karakterlerin kendini özdeşleştirebileceği maceraları sunulduğunda okumayı denemek istedi. Severek okumaya başlayınca bu konuda iyi olmaya başladı. Hikayelerin cazibesi, bir edebiyat öğretmenin süper kahraman gücüdür.
Yazan öğrenciler de en iyi, onlar için önemli olan konularda yazdıklarında öğrenirler. Kendi buldukları konular, bol bol uygulama yapmak için zaman, yazı taslakları hakkında öğretmenleriyle konuşmak ve özgün yazılar yazmak çocukları çok yönlü olarak geliştirir.
Yıllar önce Colleen isimli bir öğrencim vardı. İstekli ve heyecanlı bir şair, hikaye anlatıcısı ve eleştirmendi. Kendi sesi olan ve kendini ifade etme konusunda derin bir araştırmaya giren bir çocuk yazardı. Bir süre önce bana bir mektup yazdı. İkinci sınıfta okuayn bir hukuk öğrencisiydi ve 8. sınıfta yazdığı yazıların bir avukat olarak yazmaya onu ne kadar iyi hazırladığını anlatıyordu:
“Bizden bir temyiz mektubu yazmamız isteniyordu ve bu çalışma, sınıf arkadaşlarımızın yazdıklarını gözden geçirip düzeltmeyi de içeriyordu. Kendi yazdıklarımla sınıftaki diğer öğrencilerin yazdıkları arasındaki önemli farkı gördüğümde çok şaşırdım. Çoğu hatalarla ve karışık ifadelerle doluydu. Ben çok küçük bir yaştan itibaren yazı yazmayı severek büyüdüm. Düzenli bir şekilde tutkuyla yazma pratiği yaptım. Bize sadece profesyonel ve etkili bir şekilde yazmayı öğretmekle kalmayıp bir insanın iyi yazmaktan duyduğu derin tatmin ve takdir duygusunu da yaşamamızı sağladınız. Bugün yazı yazmaya hala bize anlattığınız şekilde yaklaşıyorum: Yaratıcılığı ve analizi göz ardı etmeden, ısrarlı bir şekilde kendimi adayarak.”
Yazma workshopları çocuklara yazmak için ne kadar çok çalışmaları gerektiğini öğretir. Kolay değildir, aksine derin bir odaklanma gerektirir ve zahmetlidir. Hedef iyi olmaktır. Kendi fikirlerini, kendilerine özgü ve çocuk dostu yollarla keşfetmeleri, bir hedef duygusuyla çocukları “ateşler” ve onları anlamlı şeyler yazarak iletişim kurmaya iter. Günlük yazı yazma zamanı ise hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duydukları pratiği yapmalarını sağlar.
Okulumdaki yazarlar, yaşlarına uygun türlerde yazmayı öğrenirler. Yedinci ve sekizinci sınıflar; serbest nazım şiir, anı yazıları, eleştiri yazıları, kısa bilim kurgular, parodiler, denemeler, biyografiler ve gazete makaleleri üretirler. Bu sırada her yazı türünün kullanımını ve amacını öğrenirler. Bir yazar olarak bu türlere neler katabileceklerini ve okuyucuları nasıl etkileyebileceklerini keşfederler. Yazı gerçek olduğu için etkisi de gerçektir.
Ortaokul öğrencileriyle yaptığımız bir çalışma var. Bu çalışmada onlara inandıkları şeyleri savunma “işini” gerçekten yaptırıyorum. Bunun için önce yerel sivil toplum örgütlerinin bir listesini çıkarıyorlar. Sonra her bir yazar, bu kuruluşlardan birini savunmayı seçiyor. Hedef, konu hakkında o kadar iyi yazmaktır ki daha küçük öğrenciler yaptıkları işi desteklemek için katkıda bulunmak istesinler. Sophia, Öğrencilerimizi Besleyin /Feed Our Scholers organizasyonunu desteklemeye karar verdi. Bu organizasyon, Cuma günleri, yoksul ailelerden gelen öğrencileri hafta sonu için yemeklerle dolu bir sırt çantalarıyla evlerine gönderiyordu.
Sophia’nın sınıfı çok güçlü gazete yazıları örnekleri okudu ve bu türün tüm özelliklerini bir bir inceledi. Sophia organizasyonun yöneticisine telefon açtı ve ziyaret ve röportaj için bir randevu aldı. Sınıftakiler ana soruları çıkardıktan sonra o da kendi sorularını laptopta yazdı ve bütün bir sabahı organizasyonun tarihi, istatistikleri, açıklamaları ve anektodları hakkında bilgiler toplayarak geçirdi.
Okula geri döndüğünde yazısına bir “yön” bulabilmek için bütün seçenekleri gözden geçirdi. Elindeki bilgileri düzenledi, bir taslak haline getirdi, süzgeçten geçirdi ve daralttı. Sınıfının eleştirilerine göre metnini okudu ve tekrar gözden geçirdi ve bu süreçte benim de görüşlerimi aldı.
Sophia’nın yazısı küçük çocukların desteğini almayı başaran ilk üç yazı arasına giremedi. Ama yazı bir çocuğun desteğini almayı başarmıştı. O çocuk Sophia idi. Sophia, Amerika’daki gıda ve beslenme yetersizliği konusunda ateşli bir aktivist olmuştu. Cumartesi günleri sabahtan akşama kadar yüzlerce kurabiye pişirmeye ve Pazar günleri kilisenin önünde kurabiye satışı yapmaya başladı. Öğrencilerimizi Besleyin için 700 dolardan fazla para topladı. Bu para, üç ailenin yıllık hafta sonu yemeğini karşılamaya yetiyordu. Sophia yazdığı için, nasıl bir insan olmak istediğini ve bir birey olarak nasıl bir fark yaratabileceğini öğreniyordu.
Common Core Eyalet Standartları (Amerika’daki eğitim standartları) döneminde devlet okulu öğretmenleri, kendi yöntemlerini yeni değerlendirmelere uygun hale getirmek zorunluğu hissediyorlar. Bunu anlıyorum. Ama onların yerinde olsaydım ne yapacağımı da biliyorum: Çocuklara özgün yazmayı ve okuma yapmayı öğretmeye çalışın, ama test ayındaki birkaç haftanızı testlere yönelik stratejik derslere ayırın. Devlet okulunda öğretmenlik yaptığım yıllarda öğrencilerim zengin yazma ve okuma deneyimleri yaşadı. Ama aynı zamanda tüm yıl boyunca testlere hazırlanan çocuklar kadar iyi performans gösterebilmek için birkaç taktiksel uygulama dersi yaptılar. Ve genellikle daha iyi performans gösterdiler.
Öğrenciler küçük okulumuzdan kendi sesleri olan yazarlar ve eleştirel okurlar olarak ayrılıyorlar. Üniversitede ve hayatta başarılı oluyorlar, çünkü dışarıda tanışacakları dünyaya zaten hazır oluyorlar. Nasıl mı? Onlar bu dünyaya ait kavramlarla, kültürlerle ve deneyimlerle, sevdikleri kitapların sayfalarında ve ürettikleri yazılarda çoktan karşılaştılar bile.
Bu yazı İZ KOÇLUK tarafından desteklenmektedir.

 
 
Kaynak: http://www.washingtonpost.com/blogs/answer-sheet/wp/2015/04/16/the-most-powerful-classroom-innovation-by-the-1-million-teaching-prize-winner/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber