Bu haber kez okundu.

Dünya Öğretmenler Günü’nü buruk kutluyoruz!

Ayla Özdemir/SÖZCÜ EĞİTİMNitelikli eğitim, nitelikli öğretmenlerle mümkündür. Öğretmenleri mutsuz olan toplumun çocukları mutsuzdur, toplumun mutsuz çocuklarının sağlıklı yetişmesi düşünülemez. Eğitim Sisteminde dikiş tutturamayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmen ataması yapmak yerine ücretli öğretmenlerle yola devam ediyor. Öğretmen atamaları için her fırsatta bütçeyi mazeret gösteren bakanlık, açığını yine ücretli öğretmenlerle kapatmaya devam ediyor.

ATAMA TALEPLERİNİ DUYURMAK İÇİN TOPLANDILAR

1993’ten bu yana tüm dünyada ve ülkemizde 5 Ekim “Dünya Öğretmenler Günü” olarak kutlanıyor. Atanamayan öğretmenler ‘5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde Ankara Kurtulus Parkında saat 09.00’da seslerini duyurmak için bir araya geldi. Seslerini duyurmakta sıkıntı çeken atanamayan öğretmenler Şubat ataması taleplerini Dünya Öğretmenler Günü’nde duyurmaya çalışıyor. Başkentte toplanan atanamayan öğretmenler, hem Dünya Öğretmenler Günü’nü birlikte kutluyor hem de Şubat ayında MEB’den 40 bin atama istiyor.

ATANAMAYAN 41 ÖĞRETMEN İNTİHAR ETTİ

AKP hükümetleri döneminde öğretmenlerin en temel ekonomik, sosyal ve özlük sorunları azalmak bir yana sürekli arttığı, il içi, il dışı, özür grubu atamalarında, norm kadro sorunlarında ve alan değişikliklerinde sürekli mağduriyet yaratıldığı belirtilen Eğitim-Sen açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan öğretmen atamaları, ihtiyacın ve beklenen rakamların çok altında kalmıştır. Yıllar içinde işsiz öğretmenler sorunu giderek büyümüş, bugüne kadar 41 işsiz öğretmen ataması yapılmadığı için intihar etmiştir.

Öğretmenler Türkiye’nin en ücra köşelerinde, her türlü olumsuz koşullarla mücadele ederek, görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Yaşamın olduğu her yerde eğitim emekçilerini görmek mümkündür. Örneğin 15 Eylül’de ilk kez ataması yapılan öğretmenlerin yüzde 67’si doğu ve güneydoğu illerine atanmış ve önemli bir bölümü yeterince can güvenliği olmamasına rağmen büyük fedakârlık göstererek görevine başlamıştır.”

Eğitim-Sen’in yayınladığı tablo da Milli Eğitim Bakanlığı’nın istikrarsız politikasını bir kez daha gözler önüne seriyor:

2003-2015 Arasında KPSS’ye Giren, Ataması Yapılan ve Emekli/Ayrılan Öğretmen Sayıları

kpss_ogretmen_tablo

 

*2015 yılsonu tahmin.

“İŞSİZ ÖĞRETMENLER ORDUSU YARATILDI”

Türkiye’de eğitim sistemnini her geçen gün artan sorunlar ve derinleşen çelişkiler nedeniyle resmen çürümeye terk edilmiş olduğuna dikkat çeken Eğitim-Sen açıklamasında, “geçtiğimiz 13 yıl içinde ihtiyaç kadar öğretmen ataması yapılmamış, KPSS’ye giren her yüz öğretmenden ortalama 16’sının ataması yapılarak, yıllar içinde fiilen “işsiz öğretmenler ordusu” yaratılmıştır. Yine öğretmenlerin geçtiğimiz 13 yıl içinde gelirlerinde yaşanan gerileme sonucunda satın alım gücü belirgin bir şekilde azalmış, 2003 yılında 24 bin olan emeklilik oranı, yaşanan geçim sıkıntısı nedeniyle son yıllarda 7 binli rakamlara kadar gerilemiştir.” ifadelerine yer verildi.

TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN HAK ETTİĞİ İLGİYİ GÖREMİYOR

5 Ekim 1966 tarihinde ILO ve UNESCO tarafından gerçekleştirilen ortak toplantıda, öğretmenlerin okul ve toplum içindeki işlevleri ve öğretmen sorunlarını dile getiren çalışmalar uluslararası düzeyde ele alınmış ve “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararları” kabul edilmiştir. Tavsiye kararlarının alındığı tarihin yıldönümleri de Eğitim Enternasyonali’nin kararı ile 1993’ten bu yana tüm dünyada ve ülkemizde 5 Ekim “Dünya Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Bu belge Türkiye tarafından kabul edilmesine karşın, Türkiye’de öğretmenlerin hak ettiği ilgi ve değeri gördüğünü, taleplerinin karşılandığını söylemek ne yazık ki mümkün değil.

Eğitim-iş, öğretmenlerin toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları, AKP iktidarı döneminde ciddi şekilde gerilediğini vurguluyor. Eğitim sisteminde yaşanan köklü değişiklikler, 4+4+4 gerici eğitim yasasıyla Öğretim Birliği’ne vurulan darbe, okul dönüşümleri, siyasi kadrolaşma, yandaş yönetici atama gayreti, eğitimin dini referanslara göre şekillendirilmek istenmesinin öğretmenlerin yaşadığı sorunları daha da derinleştirdiğine dikkat çekiyor.

“EĞİTİM ÇALIŞANLARI BORÇ BATAĞINDA”

Eğitim-İş’in 2014 yılında yaptığı “Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri” adlı araştırma sonuçları öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları ortaya koymuştur.
Araştırmaya katılan öğretmenlerin % 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, % 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, % 69’u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtmiştir. Öğretmenlerin yüzde 81’i kredi kartına, yüzde 79’u bankaya, yüzde 41’i esnafa, % 39’u ise şahıslara borcu olduğunu belirtirken, % 40’ı ise annesinden ve babasından maddi destek aldığını belirtmiştir.

“YANDAŞ YÖNETİCİLERDEN SONRA YANDAŞ ÖĞRETMEN DÖNEMİ

AKP’nin yandaş kadro merakı, yalnızca yöneticilerle sınırlı kalmamış, torba yasayla yandaş öğretmen dönemi de başlatılmıştır. Aday öğretmenlerimiz ilk yıl performans değerlendirmesine tabi tutulacak ve şaibeli bir “mülakattan” sonra kadro güvencesi kazanabileceklerdir. Aday öğretmenler, okul müdürü maarif müfettişi ve okul müdürünün belirleyeceği bir öğretmen tarafından performans değerlendirmesine alınacak, performans değerlendirmesini geçemeyen öğretmenler yazılı sözlü sınava katılamayacak ve devlet memurluğu ile ilişiği kesilecektir. Mülakatta aranacak temel ölçüt ise yandaşlık olacaktır. Böylece AKP torba yasalarla devlet memurlarının iş güvencelerini ortadan kaldırmaya, kapitalizmin en acımasız emek sömürüsü olan taşeronluk sisteminin içerisine eğitim emekçilerini de almaya çalışmaktadır.

Eğitim-İş, sorunların çözümüne yönelik önerilerini de şöyle sıralıyor:

-Eğitim ulusal, demokratik, bilimsel, laik ve kamusal esaslara dayandırılmalı, her aşamasında parasız olmalı,

-Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınmalı,

-Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmeli,

-Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınmalı,

-Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının gerçekçi bir biçimde belirlenerek, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmeli,

-Okullarda “kölelik sistemi” veya “mevsimlik işçi” olarak adlandırılan ücretli öğretmen uygulamasına son verilmeli,

-Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmeli,

-Eğitimde etnik kimlik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmasını,
Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır.

Yaşadığımız bütün sorunlara rağmen bütün öğretmenlerimizin, eğitim ve bilim emekçilerinin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz.

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber