Bu haber kez okundu.

Bir Uzman Öğretmenin Bakışıyla Afet ve Yönetimi Nedir?

En genel tanımla insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar meydana getiren, normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak toplulukları etkileyen doğal, teknolojik veya insan kökenli olaylara AFET denilmektedir.

 

 

 

Ülkemizde jeolojik ve topografik yapısı ile iklim özellikleri nedeniyle büyük can ve mal hayıplarına yol açan doğal afetlerle sık karşılaşılan ülkelerin başında gelmektedir.

 

 

 

Afetlerden en önemlisi olan deprem tarihi belgelerde M.Ö. 2000'li yıllara kadar gittiği bilinmektedir. Aristoteles, deprem konusunda çalışarak guruplandırma ve sınıflandırma yapmış, daha sonra M.S.132 yılında Çinliler deprem hareketlerini gösteren aleti icat etmişlerdir.

 

 

 

Deprem konusunda dokümanter anlamında ilk çalışmalar 1600 yıllarında yapılmıştır.

 

 

 

1688 Vincenzo Magnati,deprem katalogu yapmıştır.91 büyük deprem yer almıştır.

 

 

 

1706 John Michell depremlerin yerkabuğundaki dalga hareketleri ile ilgilenmiştir.

 

 

 

1857 İrlandalı Mühendis Robert Mallet,depremle ilgili arazi çalışması yapmış ve Napoli büyük depreminden sonra bölgenin hasar haritasını hazırlayarak, depremleri kaydetmek için gözlemevlerinin kurulmasını ilk kez önermesi, 1843-1871 arasında Alexis Perry, meydana gelen 21000'den fazla depremin katalogunu hazırlamıştır.

 

 

 

M.Ö.1606-M.S.1850 arasındaki dönemde meydana gelen 6831 depremin katalogunu Robert Mallet hazırlamıştır.

 

 

 

1906 yılında Jean Baptiste Bernard 21 yıllık çalışma ile 174.434 kaydın hazırlandığı bir katalog hazırlamıştır.

 

 

 

1883 yılında Guiseppe Mercalli deprem çalışmaları yaparak ve katalog hazırladı ve daha sonra Mercalli Ölçeği'ni geliştirmiştir.

 

 

 

1930'da ABD'de Prof.C.Richter deprem sırasında açığa çıkan enerjinin ölçülebilmesi için kendi adıyla anılan bir ölçek geliştirmiştir.

 

 

 

Son 75 yıl içerisinde doğal afetlerin yol açtığı yapı hasarları istatistikleri dikkate alındığında,hasarın %62'sinin depremle,%15'inin heyelanlar,%12'sini su baskınları,%5'inin kaya düşmeleri,%4'ünün yangınlar ve %2'sinin  çığ,fırtına,hortum gibi meterolojik kökenli ve diğer afetler nedeniyle meydana geldiği görülmektedir.

 

 

 

Bu nedenlede ülkemizde doğal efetler denilince akla öncelikle değremler gelmektedir.Yurdumuz yeryüzünün en aktif deprem kuşaklarından biri olan Akdeniz-Alp-Himalaya deprem kuşağı içerisinde bulunmaktadır.

 

 

 

Son 105 yıl içerisinde ülkemizde kayıtlara geçen,hasar yapan 140 deprem olmuş ve bu depremler 85000 yurttaşımız hayatını kaybetmiştir.Yine bu depremler nedeniyle 210 bin yurtaşımızın yaralandığı ve 755 bin yapının yıkıldığı veya ağır hasar gördüğü tahmin edilmektedir.

 

 

 

Halen yürürlükte olan deprem bölgeleri haritası esas alındığında ülkemiz topraklarının %96'sının farklı oranda tehlikeye sahip deprem bölgeleri içerisinde olduğu ve nüfusumuzun %98'inin bu bölgelerde yaşadığı görülmektedir.

 

 

 

Sanayinin %75'i, nüfusun da %55'i birinci derece deprem bölgesindedir.

 

 

 

Depremlere ilave olarak,ülkemizin Karadeniz ve Marmara Bölgeleri yoğun heyelan,Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ise,yoğun çığ,heyelan ve kaya düşmelerinin yaşandığıbölgeler olarak dikkat çekmektedir.

 

 

 

Yine son 75 yıllık istatistikler ülkemizde meydana gelen doğal afetlerin yol açtığı doğrudan ekonomik kayıpların,her yıl Gayri Safi Milli Hasılamızın%1'i mertebesinde olduğunu göstermektedir.Bu kayıplarastok kaybı,işsizlik,pazar kaybı,fiyat artışları vb.dolaylı ekonomik kayıplar da eklendiğinde,toplam ekonomik kayıplar Gayri Safi Milli Hasılanın %3-4'üne kadar ulaşılabilmektedir.

 

 

 

Özetlemek gerekirse ülkemiz,başta depremler olmak üzere,heyelanlar,su baskınları,çığ ve kaya düşmeleri,yangınlar ve erozyon gibi afetlerle çok yoğun olarak karşı karşıya kalan ülkelerin başında gelmektedir.

 

 

 

Doğal afetler: İnsanlar ve tüm canlılar üzerinde fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran ve insan yaşamını olumsuz etkileyen olaylardır.

 

 

 

Teknolojik afetler: Küreselleşme ve gelişmeyle yaşanan risk ve tehlikeler neticesinde oluşur. Bu süreçte yaşanan refah kadar bu refahın bedeli de ödenebilmektedir. Endüstriyel kaza ve yangınlar, büyük petrol ve doğal gaz sızıntıları, nükleer kazalar, hava ve su kirlenmesi gibi.

 

 

 

Doğal afetlerin neden olduğu kayıplar genellikle aşırı nüfusa sahip, ekonomik ve sosyal etkinliklerin yoğunlaştığı kentsel alanları etkilemektedir. Bu da doğal afetlerin etkilerini bilip uygulanacak stratejileri geliştirmeyi gerektirir.

 

 

 

Doğal afetlere maruz kalanların %90'ı gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Yoksulluk ve aşırı nüfus insanları doğal afet riskine açık yerlerde yaşamak zorunda bırakabilmektedir.

 

 

 

Afetlerin önlenmesi ve zararların azaltılması amacıyla bir afet olayının aşamalarında yapılması gereken çalışmaların yönlendirilmesi, koordine edilmesi ve uygulanabilmesi için toplumun tüm kurum ve kuruluşları ile kaynaklarının bu amaç doğrultusunda yönetilmesidir.Kentsel ve kırsal alanda yaşamakta olan tüm toplumun doğal, insan ürünü veya teknolojik nitelikteki afetlere karşı, koruyucu önlemden başlayarak, afete hazırlık, afete müdahale ve afetle mücadele ile afet sonrası yapılacak tüm ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik rehabilitasyon çalışmalarının planlanması, yasal ve yönetsel metinlerle düzenlenmesi, uygulanması, mali kaynakların temini, koordine edilmesi ve tüm bu çalışmaların denetlenmesi faaliyetlerinin bütünüdür.

 

 

 

Risk ve Zarar Azaltma ,Tehlike Analizi,Risk Analizi,Risk Azaltma,Önleme,Sakınım,Risk ve Zarar Azaltma,Risk Transferi,Risk İletişimi,Hazırlık afet yönetimi için can alıcı noktalardır.

 

 

 

Risk ve tehlike önlenemiyorsa bunlara önceden hazırlıklı olmak gerekmektedir. Amaç, tehlike ve afet anında ve sonrasında yaşanabilecek olan kayıpların en aza indirilmesidir.

 

 

 

Olay Komuta Sistemi,Planlama,Tahmin ve Erken Uyarı,Tatbikatlar,Eğitim,Müdahale en önemli afet yönetimi unsurlarıdır.

 

 

 

Ana hedef, olaya anında müdahale ederek mümkün olan en çok sayıda insan ve canlı hayatını kurtarmaktır. Bu kapsamda yaralıları tespit edip müdahale etmek ve can kayıplarına da insan onuruna yakışır müdahale etmek gerekir. Haberleşme ve ulaşım ağları işletilmeli, barınma ihtiyacı karşılanmalı, ilkyardım ve tedavi hizmetleri yerine getirilmeli, kamu-sivil -özel tüm imkanlar seferber edilmeli ve öncelikli olarak en yakın yerel birim müdahale etmelidir.

 

 

 

Etki ve İhtiyaç Analizleri,Olay Yeri Yönetimi,Erken İyileştirme,Geçici barınma,Bağış ve Gönüllü Yönetimi,İyileştirme konuları her zaman değinilmelidir.

 

 

 

Afetten doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmiş afetzedelerin iyileştirilmesidir. Günlük ve sosyal yaşamı normale çevirmek, asgari ihtiyaçların giderilmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin işlerlik kazanması, geçici iskan programlarının tamamlanması, afetzedelerin psikolojik rehabilitasyonu, ekonomik faaliyetlerin işlerlik kazanması, kentsel mekanın imarı yer almaktadır.

 

 

 

Afet yönetiminde hazırlık ve müdahalede teknolojiden yararlanılmalıdır. Coğrafi bilgi sistemleri bunların başındadır.

 

 

 

Erken uyarı sistemleri de afet yönetiminin bir parçasıdır. Erken uyarı sistemleri doğal afetlerde kullanılabildiği gibi teknolojik afetlerde daha iyi erken uyarı sistemleri geliştirilmektedir.

 

 

 

Kriz, bir kişi ya da bir toplumun geçirdiği zor ve buhran dönemleridir.

 

 

 

Örgütsel anlamda kriz de örgütsel amaçlarını ve varlığını tehdit eden, örgütün risk önleyici önlemlerini yetersiz kılabilecek nitelikte örgütün ani tepkisini gerektiren ve beklenmedik ve hızlı değişikliklerin söz konusu olduğu, planlama ve karar mekanizmalarını olumsuz biçimde etkileyen gerilimli durumdur.

 

 

 

Kriz yönetimi; bir krize veya olumsuz dönüm noktasına karşı yöneltilmiş bir stratejik planlama sürecidir veya olumsuz olaylardan kaynaklanmış risk ve belirsizlikleri uzaklaştıran ve böylece organizasyonun kendi yapısını büyük ölçüde kontrol etmesine imkan sağlayan bir süreçtir.

 

 

 

“Kriz yönetimi” ise afet yönetimini de içine alan daha geniş bir yönetim biçimidir. Afet yönetimini gerektiren bir afet karşısında, ihtiyaç duyulursa kriz yönetimine geçilebilmektedir.

 

 

 

Genellikle afetin boyutuna ve etkisine göre kriz yönetimi kararı alınabilmektedir.

 

 

 

Bir örgütün karşı karşıya kalabileceği potansiyel krizleri önceden tahmin etmeye çalışması, krizler ortaya çıkmadan önce önlemler alması ya da etkilerini en aza indirmesine yönelik çalışmaların yer aldığı sistematik bir süreçtir.

 

 

 

Kriz yönetimi belirli bir amaca yönelmiş işlemlerin ve eylemlerin bütününü ifade eden bir yönetim sürecidir.

 

 

 

İdeal bir kriz yönetimi, teknik ve yapısal faaliyetleri, iletişim olanaklarını, psikolojik ve kültürel boyutları içeren stratejik eylemlerden oluşur.

 

 

 

Kriz öncesi dönem, Zarar azaltma, Önceden hazırlık, Kriz sonrası dönem, Acil müdahale, İyileştirme ve yeniden yapılanma temel durumlardır. Bu süreçlerin hepsi birbirini tamamlayan niteliktedir.

 

 

 

7 ili etkilemiştir. Bu illerin GSMH içindeki payı %34.7, sanayi katma değeri içindeki payı %46.7 seviyesindedir.

 

 

 

Birleşmiş Milletler verilerine göre depremin maliyeti 10 milyar dolar civarındadır.

 

 

 

Türkiye'de insanların yaşayacağı güvenli,düzenli ve sağlıklı kentler üretmek için planlamayla geliştirilmiş ve toplumun tüm kesiminin katılımının sağlandığı afet yönetim sistemi benimsenmelidir.

 

 

 

Japonya geliştirdiği afet yönetim sistemiyle depremlerin afet olarak etkisini azaltmada tipik bir örnektir. Türkiye'de doğal afet zararlarının,afet olmadan önce yapılacak çalışmalar ve alınacak önlemleri düşük düzeyde tutulması politikaları yerine,afetler olduktan sonra yara sarma politikalarına önem ve öncelik verilmiştir.Buna rağmen yapılması gereken konut sayısı sürekli artmaktadır.

 

 

 

Türkiye'de ülkenin karşı karşıya olduğu deprem diğer afet tehlikesi halka mal edilmemiş ve bu konuda yaygın ve etkili bilgilendirme ve eğitim programları başarıyla uygulanamamıştır.

 

 

 

Türk mevzuatında afet doğal fakat gelişmiş ülkelerde ise doğal afet,teknolojik afet ve insandan kaynaklanan afet olarak tanımlanır.İşte bu eksik her zaman ortadadır.

 

 

 

Belediye itfaiye teşkilatları bir afet anında kurtarma ve ilk yardım yapacak şekilde yeniden örgütlenmeli,donatılmalı ve eğitilmelidir.Birde halk içinde afet uzamanları tarafından eğitilen kurtarma ekipleri birinci derece deprem bölgelerinde oluşmas sağlanmalı.Halkın her an deprem olacakmış gibi ilk yardım malzemelerini ve acil ihtiyaçları her an yanlarında olması sağlanmalı.

 

 

 

Afet Yönetimi Eğitim konusuna önem verilmeli, imkan ve kaynak sağlanmalı.

 

 

 

Yurttaşları,kamu yöneticileri sadece bir afetzede olarak görmemeli, onun yardımcı olacağı, katkı koyacağı alanları belirleyip,afet yönetimin içine sokmalıdır. Kamu-STK ilişkilerindeki  uyumsuzluklar ve sorunlar giderilmelidir.

 

 

 

Milli Eğitimin bir mensubu olarak ve depremde en önemli riskli bölgelerden olan Tekirdağ'da bulunmaktayım.Bir çok afet yönetimi çalışmasını benim gibi uzman ve yönetici büyüklerimizle beraber yapmaya çalışmaktayız.Özellikle Okullarda Afet Yönetim Planları angarya olarak görülmemelidir.Sivil Savunma uzmanları Meb'de kadroları olsada bütün eğitimcilerin ve vatandaşların bu konuya eğilmesi gereklidir.Okul Gelişim Yönetim ekipleri mutlaka olmalı ve afet yönetimi öğrenci ve veli katılımı ile en yüksek düzeye getirilmelidir.Seminer ve çalışmalar eğitim kurumlarında en önemli konu olarak verilmelidir.Zaman çabuk geçer bu yüzden acil olarak herkes kendine düşen görevi yapmalı.

 

 

 

Eşref ARISOY

 

Felsefe Öğretmeni (Tekirdağ Ergene Meb)

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber