Bu haber kez okundu.

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Sorunu Büyümeye Devam Ediyor

Alınan kararlar şunlardı:

a)Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 09.02.2012 tarihli toplantısında alınan öğretmenlik

programlarında açık veya uzaktan eğitim sistemiyle lisans programlarına öğrenci alınmaması

hususundaki kararı da dikkate alınarak 2012-1013 eğitim-öğretim yılı da dahil olmak üzere

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi bünyesinde yer alan Okul Öncesi Öğretmenliği

ile İngilizce Öğretmenliği programları ile öğrenci alan mevcut uzaktan eğitim öğretmenlik

programlarının öğrenci alımının durdurularak kapatılmasına,

b) Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğretmen ihtiyacı olan Okul Öncesi Öğretmenliği, Rehberlik ve

Psikolojik Danışmanlık ,Özel Eğitim Bölümü öğretmenlikleri, İlköğretim Din kültürü ve

Ahlak Bilgisi öğretmenliği ikinci öğretim programları hariç Eğitim Fakülteleri bünyesinde yer

alan diğer alanlardaki mevcut ikinci öğretim programlarının kapatılmasına, kapatılan

alanlarda yeni ikinci öğretim programlarının açılmamasına,

c)Yeni pedagojik formasyon sertifika programları açılmamasına ve daha önce açılmasına izin

verilen programların da mevcut öğrencilerin işlemleri bittikten sonra kapatılmasına, karar

verilmiştir." denmekteydi.

Ataması yapılmayan öğretmen sorununun yaşandığı, giderek büyüdüğü bu dönemde

alınan kararların uygulanması bir yana birçok yerde yeni eğitim fakülteleri ile fen edebiyat

fakültelerin açıldığı, bölümlerin çoğaltıldığı, öğrenci sayısının artırıldığı görmekteyiz. Bu

yetmiyormuş gibi açıköğretim bünyesinde öğretmenlik bölümleri ve kontenjan sayıları

artmaya devam etmektedir. Bununla birlikte öğretmenlik mesleğinin kalitesi de yerlerde

süründüğü algısı ortadadır.

ÖSYM'nin yaptığı sınavlarda birkaç netle barajı aşanların bu bölümlere yerleştirilmesi

adeta bir faciadır. Çünkü bu durumda olan öğrenciler KPSS sınavlarında aşırı derecede

zorlanmaktadır. KPSS'den yeterli puan alsalar bile atandıktan sonra yeterince verimli

olmadığı yaşananlar bize göstermektedir.

Yıl 2015:

Milli Eğitim Bakanımız; sınıfların ortalama mevcudunun 30'un altına düşürülmesi

halinde en ideal koşullarda 95 bin öğretmeni alabileceğini, şu anda kendini atanamayan

öğretmen diye vasıflandıran 300 bin kişi olduğunu, eğitim fakültelerinde okuyanlarla birlikte

500 bine yaklaştığını, bunun çözümü olmadığını, bundan sonra problemin daha da ağırlaşarak

sürmemesi için eğitim fakültelerinin çok büyük bir bölümünün kapatılması gerektiğini,

güçlerinin yettiğince bunu sıfırlayacağını iyi niyetle de olsa söylüyor. Ve söylediklerine

katılmamak mümkün olmadığını düşünüyoruz.

2012 yılında YÖK'ün aldığı kararlar da tam da bu doğrultuda alınmış kararlardı. Bu

kararlar uygulansaydı, öğretim üyeleri veya öğretim görevlilerin bizler ne olacağız,

kapatılan/kapatılacak olan bölümlerin tekrar açılması için baskılarına boyun eğilmeseydi,

bugün yaşananlar yaşanır mıydı? Öğrencisiz kalan/kalacak olan öğretim üyeleri ve öğretim

görevlileri denge sağlanıncaya (Bir kısmı, zaten o zaman da kapatılan/kapatılacak olan

bölümlerin dışında mevcut olan bölümlerin müfredatında bulunan kendi alan dersleri için

görevlendirilebilirdi) kadar aylık karşılığı okutulacak derslerden muaf tutulup kendileri

sadece araştırmalara odaklansaydı iyi olmaz mıydı? Ki bu süreçte yeni akademik personel

alınmasaydı şimdiye kadar onların da endişeleri ortadan kalkmış olmayacak mıydı?

YÖK 2012 yılında almış olduğu çözüm odaklı kararlara karşı çıkan, bizler ne olacağız

diye baskı kuran, öğretim görevlilerini, öğretim üyelerini; yetkililer neden dikkate alıp bu

kararları uygulamaya tam geçirmedi?

Sayın; Bakana soruyorum bu çözülmez dediğiniz vaka ortadayken; fen edebiyat

fakültesi, ilahiyat fakültesi, açıköğretim mezunlarına hala formasyon verilmesini nasıl

yorumluyorsunuz? Bu uygulama kafanızdaki stratejik planla çelişmiyor mu? YÖK'ün aldığı

devrim niteliğindeki kararlar ortadayken YÖK neden hala aldığı kararların tam zıddı olan

uygulamalara gidiyor? Bu ülkenin kaynaklarına, ataması yapılmayan öğretmenlerin

hayallerinin sönmesine, eğitimin kalitesinin düşmesine yazık olmuyor mu?

Eğitim sorunlarını istenen seviyede ortadan kaldırmayan/kaldıramayan, torpille

yapılan yönetici atamalarında net bir şekilde tavrını ortaya koymayan/koyamayan ; ancak son

yılların; öğretmen sorunlarıyla ilgilenen, öğretmenlerden yana tavır koyan, kimseyi

kırmamaya çalışan, hizmet üretme anlayışıyla hareket eden, en sempatik, duyarlı, sorumlu

Milli Eğitim Bakanı Sayın; Nabi AVCI olduğuna ilişkin toplumun genelinde oluşan bu

pozitif algının öncelikle ataması yapılmayan öğretmenlere yansımasını beklediğimizi ve

haksız yapılan yönetici atamaların da son bulması için ağırlığını ortaya koymasını bekliyoruz.

Abdulkadir ARCA

Eğitimci Yazar

kamuajans.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber