Bu haber kez okundu.

ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA ÇALIŞAN ÖĞRETMENLER

Ülkemizde iş hayatını düzenlemek için devlet tarafından yapılan en önemli düzenlemelerden biri de hiç şüphesiz asgari ücret uygulamasıdır. Bu düzenleme ile ülkede çalışanlara ödenecek en düşük ücret sınırlaması belli edildiği halde ve de vasıfsız işçiler dahil hiçbir çalışana bu sınırın altında ücret ödenemeyeceği yasal kural olduğu halde, kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmakta iken ne yazık ki asgari ücretin altında çalıştırılan öğretmenler var. Hem de devlet tarafından, devlet okullarında…
 
Arapça  ” en küçük” anlamında olan “esgar”   kelimesinin Türkçemizde en küçük, en düşük, en az, en alt sınır, minimum gibi anlamlarda sıkça kullanıldığı malum. Söz gelimi asgari müşterek, asgari özen, asgari ücret vb. örnekler bunlardan sadece bazıları…
 
Ayrıca asgari ücret, "İşçilere çalışma karşılığı olarak ödenen ve işçinin gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret” anlamında bir iktisat terimi olarak da bilinmektedir.  
 
Dahası ülkemizde 4857 sayılı İş Kanunun 39. Maddesi gereği devlet tarafından belirlenen asgari ücretin altında çalışanlara aylık ücret verilemeyeceği, bu kurala uymayanlara ise ceza uygulandığı yine bilinmektedir.
 
Bir başka ifadeyle devletin ülkedeki çalışma hayatını düzenlemek için çalışanların asgari düzeyde ihtiyaçlarını karşılayacakları bir ücreti, en düşük yasal ücret olarak belirlediği ve çalışanlara bu ücretin altında aylık ücret verilmesini yasakladığı düzenlemedir. Daha açık bir dille çalışanları işverene ezdirmemek, istismarın önüne geçmek, emek sömürüsünü engellemek ve nihayet asgari düzeyde de olsa temel insani ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan ücretin devlet tarafından güvence altına alınmasıdır.
 
Dolayısıyla bu cümleden hareketle kanunda belirtilen asgari ücret tespit komisyonu tarafından 2016 yılı için brüt 1647, net 1300 TL olarak belirlendiği malumdur.
 
Bu ücreti çok bularak kanunun arkasından dolanmaya çalışanların çoğunlukla tercih ettikleri yarı zamanlı (part time) sigorta uygulaması bir istisna olarak kabul edilirse tam zamanlı çalışanlara bu rakamın altında ücret ödemek kanunen yasaktır.
 
Hal böyleyken yani bu ülkede 2016 yılı için temel insani ihtiyaçları karşılayacak en düşük ücret net 1300 TL olarak belirlenmiş iken, bu rakamın altındaki ücretin ihtiyaçlar için bile  yetmeyeceği devlet tarafından da tescillenmiş iken ve nihayet ceza gerektiren suç iken ne yazık ki bizzat devlet tarafından bu sınırın altında çalıştırılan hem de öğretmen olarak çalıştırılan insanlar var.
 
Nitekim Ekders Kararı gereği haftada en fazla 30 saat ekders alan bir ücretli öğretmenin aylık 120 saat ekdersi 10,22 TL olan ekders fiyatı ile çarpıldığında toplamda aylık eline geçen net ücret 1226,4 TL olmaktadır. Görüldüğü üzere bu rakam 1300 TL olan asgari ücretin altındadır.
 
Mevcut ekders kararı gereği bu öğretmenlere bu sayının üzerinde ekders verilmesi de yasaktır. Sözgelimi toplu sözleşme gereği kadrolu öğretmenlere haftada iki saat ödenen nöbet ücreti de ne yazık ki bu öğretmenlere ödenmemektedir. Ayrıca telafi eğitimleri sırasında 30 saatin üzerinde derse girdikleri halde bazı ilçelerde yorum farkına bağlı olarak ödeme yapılamamaktadır. Dahası kurs ücretleri kadrolu öğretmenlere iki katı tutarında ödenmekte iken ücretli öğretmenler bu uygulamadan yararlanamamaktadır. Özetle bu öğretmenler asgari ücretin üstüne bir türlü çıkamamaktadır.
 
Tam da bu noktada ücretli öğretmenler için ekders kararındaki düzenlemeye, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa, 4857 Sayılı İş Kanununa, yarı zamanlı sigorta uygulamasına ve ekderslerin 10.22 TL’lik ücretine takılıp bu garip durumun vahametini anlamak istemeyenler olabilir. Hatta ve hatta bu öğretmenlerin çoğunluğu atama bekleyen öğretmen adaylarından oluştuğu için öğrenci statüsünde kabul edilerek paraya ihtiyaçlarının olmadığını düşünenler bile olabilir…
 
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz asıl sorun, meselenin insani yönü, mesleğin haysiyeti ve devletin kendi içindeki yaman çelişkidir. Zira mevzu, ülkenin çocuklarının emanet edildiği insanların temel ihtiyaçlarını bile karşılayacak ücretten mahrum bırakılmaları, öğretmenlik mesleğinin haysiyetine reva görülen muamele ve devletin kendi koyduğu kuralı yarı zamanlı sigorta manevrasıyla arkadan dolanarak kendisinin ihlal etmesidir.
 
Nitekim kadrolu öğretmenlerin yaptığı işin aynısını, hatta bazen çok daha fazlasını bu öğretmenlerin de yaptığını, belki işini kaybetme endişesiyle daha yüksek performansla çalıştıklarını, eğitime en az kadrolu öğretmenler kadar katkı sağladıklarını, kadrolu öğretmenin taşıdığı tüm yasal sorumlulukları taşıdıklarını ve tüm bunları ise kadrolu öğretmenlerden üçte bir oranında düşük ücretle yaptıklarını bilenler bilir…
 
Türk Eğitim Sen’in verdiği istatistiğe göre  2014 yılında 70 binden fazla ücretli öğretmenin devlet okullarında görev yaptığı dikkate alındığında, hatırı sayılır sayıdaki insanın her yıl bu işten ekmek yediği ve bakanlığın yükünü ciddi oranda bu insanların hafiflettiği anlaşılmaktadır. Bir an için bu insanların yokluğu düşünüldüğünde ülkedeki eğitim öğretimin tıkanacağını söylemek bile mümkündür. Zira özellikle doğum iznine ayrılan öğretmenlerin yeri ücretli öğretmenlerle doldurulduğu düşünüldüğünde eğitim sistemine ne denli katkı sağladıkları görülmektedir.
 
Hal böyleyken bu yaman çelişkinin devlet tarafından düzeltilmemesini anlamak mümkün değildir. Daha da önemlisi her fırsatta önemine vurgu yaparak kutsayan nutuklar attığı öğretmenlik mesleğine reva görülen değeri de yansıtması bakımından ibretlik bir durumdur. Zira ülkenin geleceği olan çocukları emanet ettiği bu öğretmenlere temel insani ihtiyaçların altında bir ücretin reva görülmesi izahtan varestedir.  
 
Oysa çözüm gayet basittir. Kurs ücretlerinde olduğu gibi ücretli öğretmenlere ödenen ekderslerin tamamının yüzde yüz artırımlı ödenmesi bu sorunu kökten çözecektir. Nitemin bu uygulama ile 30 saat ders giren bir öğretmenin eline net 2400 TL ücret geçeceği için kadrolu öğretmenin eline yaklaşık 3000 TL geçtiği düşünüldüğünde bu ücretin makul bir ücret olduğu söylenebillir.
 
Bu konuyu hiç gündemlerine bile almayan sendikaların bu konu karşısındaki durumları ise düşündürücüdür. Zira bu öğretmenler nasıl olsa birkaç yıl içinde atanır düşüncesinden hareketle potansiyel üye gözüyle ara sıra gönüllerini okşayan nutuklar atsalar da ciddi bir girişimlerinin olmaması ve gür sesle dillendirmemiş olmaları bakımından suçlu ve mahcup durumdadırlar.  
 
Nitekim mesele temel ihtiyaçların karşılanması bakımından insani olduğu kadar, öğretmenlik mesleğine reva görülen ücret bakımından mesleğin haysiyetini de yakından ilgilendirmektedir.


Bu konuda devleti insafa, sendikları ise izana davet ediyorum.
 
Cafer GÜZEL/MEMURSESİ

Kaynak: www.memursesi.com ([email protected])

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
öğretmen 11 ay önce

Sonundaa bizler içinde bir yazı yazılmış haklarımız umarım göz ardı edilmez biraz düşünülmemiz bize yetecek artık bir çözüm bulunmalı!

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber