Öğretmen Diyarı

PISA 2015 Öğrencilerin İyi Olma Hali Raporunda,[i] Türkiye için öne çıkan bulgular öğrencilerin performanslarıyla ilgili kaygı ve motivasyonları, akranlarıyla ve öğretmenleriyle ilişkileri, ebeveynlerinin ilgili olma düzeyleri ve internet erişimleri gibi göstergeler dikkate alındığında; öne çıkan en temel bulgu, öğrencilerin ev ve okul yaşamlarında iyi ilişkiler geliştirdikçe daha yüksek yaşam memnuniyetine sahip olmalarıdır.

Türkiye’de öğrencilerin iyi olma haline ilişkin göstergeler dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya koymaktadır. En çarpıcı bulgu olarak, hayatından memnun olmadığını belirten öğrenci oranının %29 ile OECD ülkeleri içindeki en yüksek orana karşılık gelmesi Türkiye’de çocukların önemli bir kısmının “mutlu” bir gelişim süreci geçirmediğine işaret etmektedir. Öğrencilerin gelişim sürecinin önemli bir etkeni aile ise de okul da geçirilen ve deneyimlenen yaşantının da önemi çok büyüktür. Okullarımız, öğrencilerimizi mutlu kılacak bir iklime sahip olmadığı sürece bu olumsuz sürecin bitmesini de beklemek doğru olmayacaktır.

Türkiye’de öğrenciler ölçme değerlendirme süreçleriyle ilgili ciddi düzeylerde kaygı taşımaktadır. Özellikle OECD ülkeleri içinde en yüksek oranlardan birine karşılık gelen öğrencilerin %56’sının ders çalışırken çok stresli hissettiğini ifade etmesi, öğrencinin öğrenme zamanını yüksek kaygı ile verimsizleştirdiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Son dönemlerde liselere ve üniversitelere geçiş sistemleri üzerinde yapılan değişiklikler, öğrencilerin ölçme-değerlendirme sistemleriyle ilgili olarak ciddi düzeyde kaygı duymaları gerektiğinin en açık göstergesidir.

Öğrencilerin iyi olma haline ilişkin bir diğer gösterge olan okul aidiyeti indeksinin daha önceki yıllarda da PISA değerlendirmeleri kapsamında ölçülmesi değişimi izleme fırsatı sunmaktadır. Bu konuda Türkiye öğrencilerin en düşük okul aidiyetine sahip olduğu ülkelerden biri olarak sıralamada yerini almıştır. Bu konuda okul aidiyeti duygusunu arttıracak en önemli konu sosyal etkinliklerin çoğaltılması, bu konuda okullara genel bütçeden pay ayrılarak veli üzerindeki ekonomik yükün kaldırılmasıdır. Sosyal etkinlikler arttırıldığında, aidiyet duygusu da artacaktır.

Okullarda öğrencilerin mutluluk düzeylerini en çok etkileyen faktörlerden biri de akranlarıyla olan ilişkileri olarak gösterilmektedir. Akran zorbalığı, OECD ülkelerinde oldukça yüksek oranlarla okul iklimini olumsuz etkilemektedir. Türkiye’de her 5 öğrenciden birinin ayda en az birkaç kez akran zorbalığına maruz kaldığını belirtmesi yüksek bir oran olmakla birlikte bu oran OECD ortalaması ile aynıdır. Akran zorbalığı, toplumsal yapıyı, aileyi ve okulu ilgilendiren komplex bir konudur. Kısa sürede düzelmesi mümkün olmamakla birlikte soruna yönelik okuldaki eğitim çalışmaları ve veli bilgilendirme toplantıları oldukça etkilidir.

Akran ve öğretmenleriyle olan ilişkilerinin yanı sıra, öğrencilerin ebeveynleriyle olan iyi ilişkilerinin niteliği ve ilgili ebeveynlere sahip olmanın öğrencilerin yaşam memnuniyetine etkisi raporda geniş yer tutmaktadır. Türkiye’de ebeveynlerinin eğitim yaşantılarıyla ilgili konularda ilgili ve destekleyici olduğunu ifade eden öğrenci oranlarının OECD ortalamasının altında olduğuna bulgularda yer verilmişti.

Sonuç olarak, öğrencilerin sosyal ve duygusal ihtiyaçlarından soyutlanmadan, topluma her yönüyle sağlıklı ve yaşam doyumu yüksek yetişkinler olarak kazandırılması eğitim politikaları belirlenirken birincil amaç olarak ele alınmalıdır. Öyle ki, okullar, ebeveynler ve öğretmenler kendilerini destekleyen bir sistem içinde çocukların mutluluğunda büyük farklar yaratabilecektir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol