Öğretmen Diyarı

İttihatçıların hepsinin hayalleri vardı. Büyük adam olmak, zaferler kazanmak, adını tarihe kazımak, ün yapmak, Önder olmak. Bunun için inançları da vardı. Gereken güç ise içlerindeydi. Ülkenin durumunu, imkânlarını göz önünde bulundurmadan büyük zaferler kazanacaklarından emin bir halleri vardı.
Büyük hayaller kurdular. Meşrutiyete geçmek, halk egemenliğini sağlamak gibi. Bunları başaramadıklarını söyleyebilir miyiz? Saltanatla yönetilen Osmanlı Devletinde meşrutiyet bir devrimdi.  Bu devrim ittihatçıların azim ve kararıyla gerçekleşti.
Eve t, büyük hayaller kurdular. Hayalleri güzeldi. Sadece devletin gücü bu hayalleri gerçekleştirmek için yetersizdi.
Savaş meydanlarındaki büyük zaferler kazanma hayalleri ise devletin imkânsızlıkları yüzünden gerçekleşmedi.
Osmanlı'nın ittihatçıları dünyadaki hiç bir devletin sahip olmadığı kadar genç, dinamik, idealist, güçlü, gözü kara ve vatanseverdi.  Hiçbiri vatanın selameti için canlarını feda etmekten geri durmazdı. Kusurları devletin imkânlarının onların ideallerini gerçekleştirecek ölçüde olmadığını görememeleriydi. Zaten bunu görmek de tecrübe isterdi. Tecrübeli subaylar devlet adamları ise bu idealist genç ittihatçıları belki de gözden düşürmek için uyarmadı.  Bugün bu yetenekli subaylar hayalci, işe yaramaz olarak algılanıyor. Sanki hayal etmek kötü bir şey. Sanki insanı yaşatan hayalleri değil. Sanki Mustafa Kemal bağımsız bir Türkiye hayalleriyle kurmadı bu devleti. Sanırım bu da tarihin bir cilvesi...
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim