Bu haber kez okundu.

Zeka mutluluk getirmiyormuş...!

Aristo yüzyıllar öncesinde şöyle der: “Herkes kızabilir, bu kolaydır. Ancak doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak, işte bu kolay değildir”. Araştırmalar, çocukların zeka ve başarı puanlarının son yüzyılda yaklaşık 20 puan arttığını, yani akademik bilgi ve beceri bakımından daha başarılı nesiller yetiştiğini gösteriyor. Ancak araştırmalar başka bir noktaya da işaret ediyor: Son yüzyılda çocuk ve gençlerde depresyon, madde kullanımı, okulda şiddet, okuldan kaçma, okula silah götürme, riskli davranış oranları önemli oranda artmış durumda. Geçtiğimiz yüzyılın IQ çılgınlığından sonra EQ (duygusal zeka) ve sosyal-duygusal öğrenmenin önemi gittikçe anlaşılıyor. Çünkü “hayat” başarısı sadece akademik başarıyı değil; belki ondan da önce duygusal zekayı gerektiriyor. Bugün artık duygusal zihnin hayatta kalma mücadelesini gerektiren durumlarda akılcı zihinden (düşüncelerimizden) bir-iki dakika kadar önce devreye girdiğini, işlenmeden kalmış duygu yüklü anılarımızın “savaş ya da kaç” sistemini devrede tutarak travmatik deneyimler olarak karşımıza çıktığını, yani duygusal beynin önemini biliyoruz. Duygusal zeka ile ilgili çalışmalar hala devam ediyor. Şimdiye kadar duygusal zeka kavramının ortaya çıkan bileşenleri şunlar: 1- Özbilinç: Kendi duygularını tanımak ve isimlendirebilmek; duygularının nedenini anlayabilmek; duygu ve davranışlar arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek. Trafikte kızdığınızı fark edebilirsiniz; ancak asıl duygunuzun sunuma yetişememe ve eleştirilme kaygısı olduğunu ve bu nedenle küfrettiğinizi fark etmek bir duygusal zeka becerisidir. 2- Duygu yönetimi: Engellenmişlik, çaresizlik gibi kırılgan duygulara katlanabilme; dürtüsel davranmadan öfke gibi zorlayıcı duyguları idare edebilme stresle baş edebilme. Sınav stresini yönetmekte, kaygı duygusunu aktarmakta zorlanan bir genç için bu süreç depresyonla sonuçlanabilir. 3- Kendini harekete geçirmek: Duyguları bir amaç doğrultusunda toplayabilme, dikkat edebilme, kendini motive edebilme ve kendini harekete geçirebilme. Duygusal özdenetim- doyumu erteleyebilme ve dürtüleri kontrol edebilme- her başarı için gereklidir. Akademik başarısı iyi bir çocuk, sınav çalışma zamanını karşı koyamadığı bilgisayar oyunu için kullanırsa gerçek performansını sergileyemeyebilir. 4- Başkalarının duygularını anlamak: Karşımızdakinin duygusunu, ihtiyaçlarını anlayabilmek, onun bakış açısından bakabilmek ve etkin dinleme. Empati becerisi özbilinç üzerine inşa olur ve sosyal sinyalleri okuyabilmemizi sağlar. Arkadaş gruplarına dahil olmak bir çocuğun en büyük başarısıdır. Arkadaşlık kurabilmek için grubun ihtiyaçlarını da dikkate alabilmek, sıra beklemek, dönüşümlü oynamak gibi beceriler gerekir. 5- İlişkileri yürütebilmek: İlişkilerdeki sorunlara çözüm üretebilme, uzlaşmaya ve işbirliğine yatkın olma, ilişkide olunan kişinin ihtiyaçlarına duyarlı olabilme, ilişkide demokratik olma ve kendini güvenli bir şekilde ortaya koyabilme. Yapılan çalışmalar işinde çok başarılı kişiler arasında liderin kim olacağını belirleyen unsurun ilişkileri yönetebilme becerisi olduğunu gösteriyor. Küresel bir yönetici arama firmasının araştırma bölümü başkanı şöyle diyor: “CEO’lar zekalarına ve iş konusundaki uzmanlıklarına bakılarak işe alınmakta ve duygusal zeka yoksunluğundan işten atılmaktadırlar”. ntvmsnbc

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber