Bu haber kez okundu.

Yeni meslek kapısı: Astroloji

Yazı ve röportajlar: Cansu Uras, Cemal Subaşı, Serli Kibar

 

 

 

İstanbul Kadıköy’ün merkezinde, bir apartmanın üçüncü katı. Yaklaşık 90 metrekarelik bir daire. Odanın birine 14-15 sandalye, büyükçe bir tahta, projektör ve hemen yanındaki masaya bilgisayar konulmuş. Diğer oda daha küçük; orta büyüklükte bir masa ve etrafında yedi-sekiz sandalye var. Küçük bir yönetim odası, koridor, mutfak ve tuvalet… Burası, bir okul. ‘Butik dershane’ de denilebilir. Adı, Astroloji Okulu. Adı üstünde, astroloji dersleri veriliyor; eğitmenler (öğretmen denilmiyor) de var, öğrenciler de… Üstelik öyle üç-beş ay da değil; ortalama üç yıllık bir eğitim süresi var. Mezun olanlara sertifika, hatta uzmanlık belgesi veriliyor. Ama bu okulları açmak için sertifika ya da Milli Eğitim Bakanlığı’ndan izne gerek yok. Herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı için, ‘danışmanlık’ ibaresini de içeren bir şirket kurmak yeterli. Sadece –o da vergi açısından- ‘maliye’ denetliyor onları. 

 

Karşımda bir hoca; Öner Döşer ve dört eğitmen var. Kimi ekonomi, kimi psikoloji, Hint astrolojisi alanında uzman. Bu farklı dünyayı anlamaya çalışıyorum. “Astroloji eğitmeni olmaya ya da eğitim almaya nasıl karar verdiniz?” soruma hepsi aynı yanıtı veriyor: “Vakti gelmiş.” “Peki, ben neden astroloji eğitimi almam gerekiyor diye düşünmedim hiç?” soruma yanıt da aynı: “Zamanı gelmemiştir, belki bugünü beklemişsinizdir!” 

Öner Bey, doğum tarihimi ve doğum saatimi soruyor. Eğitmenlerle birlikte yıldız haritama bakacaklar. “Eşiniz şansınız. Birçok sorunun üstesinden onun sayesinde geliyorsunuz. Yıldız diziliminiz harika. Ama önümüzdeki dönemde baş ve boyun bölgenize dikkat edin!” 

 

Çok değil beş-altı yıl öncesine kadar, astroloji eğitimlerinin verildiği yerlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Ama bugün sayı onlarla ifade ediliyor. Yasal bir düzenleme ya da birlik, dernek olmadığı için sayısı tam bilinmiyor. Kimilerine göre 13-15, kimilerine göre daha fazla. Bu rakama merdivenaltı (evlerde) olanlar da eklendiğinde ortaya yüzler gibi rakamlar çıkıyor. Peki, bu okulların ve öğrencilerin sayısı neden artıyor? Bu soruyu, artık sektör haline gelen astrolojinin baş aktörlerine sorduk.

 

YILLARCA EĞİTİM, MAKUL ÜCRET

Önce işin maliyetine, yani öğrenciye kaça mal olduğuna bakalım. Süresi okuldan okula değişiyor, ama ilk yıl yaklaşık dokuz ay; haftada bir kez, üç saat ders veriliyor. Ücret, aylık 300-350 TL. Yıllık ortalama bin 200 TL. Toplamda üç, hatta dört yıl eğitim veriliyor. Ancak eğitmenlerin söylediğine göre, başlayanların ancak yüzde 10’u üç yılı tamamlıyor. 

 

Bu okullarda ilk yıl Batı astrolojisi eğitimi veriliyor. Sonrasında klasik astroloji öğretiliyor. İkisinin teknikleri, değişkenleri ve hesaplamaları birbirinden farklı. İsteyen Hint astrolojisi eğitimi de alabiliyor. Sonrasında finansal astroloji, psikoloji astrolojisi gibi branşlaşmaya gidiliyor. Bazı okullar, üçüncü aydan itibaren derslere ünlü veya ünsüz konuk alıyor. Bu konuklar kendi hayatıyla ilgili bilgiler veriyor, öğrenciler de doğum haritasını çıkarıyor. İlk üç ay ısınma turu; jargon ve alfabe öğretiliyor. Tabii temel hedef, yıldız haritasını hazırlamayı öğrenmek. Bu haritada; doğduğunuz gün ve saatteki yıldızların konumu belirleniyor. Ve bu konuma göre, bugüne ve geleceğe yönelik tahminlerde bulunuluyor. 

 

Okul sahipleri ya da eğitmenlerin danışmanlık ücretleri ise farklı. Bir kişinin yıldız haritasını çıkarıp, yaklaşık iki saat yorumlamak, astroloğa göre 400-600 TL arasında değişiyor. Akşam saatlerinde ya da hafta sonları istenirse, bu rakama yaklaşık 200 TL daha eklemek gerekiyor. Bu arada uyarıyorlar; “Her ay yıldız haritanıza baktırmanıza gerek yok, yılda bir kez yeterli.” 

 

SAYISI NEDEN ARTIYOR?

2005 yılına kadar sektörde neredeyse yalnız Öner Döşer, Ata Nirun, Yasemin Boran, Rezzan Kiraz, Barış İlhan ve Hakan Kırkoğlu varken, son yıllarda bu sayı hızla artmış durumda. Görüştüğümüz astrologlara göre, bunun iki temel nedeni var. Birincisi, ders ücretlerinin makul olması. Diğeri, özellikle 1990’lı yıllara göre astroloji algısının olumlu yönde değişmesi. Elbette bu değişim, talebi de artırmış. İstanbul Aydın Üniversitesi’nde YÖK onaylı ‘Astroloji ve Fütürizm’ sertifika dersleri veren Devrim Dölen, “Önceden astroloji algısı, fal ve tarottan ayrılmıyordu. Onun felsefi ya da bilimsel temelleri bilinmiyordu. Şimdi Ay burcu bile biliniyor” diyor.

 

Astrolog Binnur Zaimler ise yeni jenerasyonun özelliklerine dikkat çekiyor: “Gençler merak ediyor. Kendini sorguluyor. Tıpkı benim gibi; bir yerde çalışan, iyi üniversitelerden mezun, kariyerli kişiler de artık astroloji okuluna gidip, derslerden tatmin oluyor.” Dolayısıyla okullar da çeşitleniyor, yukarıda saydığımız isimlerin tekelinden çıkıyor. Ancak herkes Göklerin Bilgeliği Okulu’nun sahibi Hakan Kırkoğlu’na ayrı bir parantez açıyor. Röportaj teklifimizi yoğunluğu gerekçesiyle reddeden Kırkoğlu için “Duayen” diyorlar. Nitekim bugün okul açanların hemen hepsi bir şekilde Kırkoğlu’ndan ders almış; sonra kendi yollarını çizmişler. 

 

Peki, bu kadar okul, danışmanlık vs. adı altında eğitim verilmesi bilgi kirliliğine neden olmuyor mu? Sorunun yanıtı, herkesin astrolojiyi öğrenmesini istediğini ve temel amacının meslektaşlarının sayısını artırmak olduğunu söyleyen Jüpiter Danışma Astroloji ve Kişisel Gelişim Merkezi'nin sahibi Asude Argun’dan geliyor: “Evet, bu durum bilgi kirliliği yaratıyor, ama astroloji, kendi kendini eleyen mükemmel bir sistem. Bu nedenle atıp tutup, bir yere kadar gidebilirsiniz.”

 

msn.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber