Bu haber kez okundu.

Yaratıcılık ve delilik arasında bağlantı

Yaratıcılık ve ruhsal bozukluk arasında genetik bağlantı bulundu. Akıl hastaları sağlıklı insanlara göre daha yaratıcı.


Yeni bir bilimsel çalışma, yaratıcılık ile deliliğin insan DNA’sının molekülleriyle bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı. İzlandalı bilim insanlarının yaptıkları araştırmaya göre, yaratıcı insanlardaki genetik faktörler, sıradan insanlara oranla bipolar bozukluk ile şizofreni riskini arttırıyor.


delilikyaratacilikAraştırmaya göre, ressamlar, müzisyenler, yazarlar ve dansçılar, çiftçiler, beden işçileri ve satıcılara oranla yüzde 25 daha fazla bu gen varyantlarını taşıyor. Araştırmayı yöneten Kari Stefansson, biyolojinin, bazı mental sorunlar ile yaratıcılık arasında bağlantı kurduğuna dikkat çekerek, “Yaratıcı olmak için farklı düşünmek zorundasınız. Farklı olduğunuzda da hemen, tuhaf, çılgın ve hatta deli olarak etiketlenme eğilimi ile karşı karşıya kalıyorsunuz” dedi. Araştırmacıların 86 bin İzlandalı üzerinde yaptığı, genetik ve tıbbî verilerden elde edilen genetik varyantlarda, deneklerin üçte birinden fazlasında, şizofreni ve bipolar bozukluk riskinin, ortalamanın çok üzerinde olduğu anlaşıldı. Ayrıca, sanat kurumlarına üye olanlar, yani kayıtlı sanatçılar, üye olmayanlara oranla yüzde 17 daha fazla olarak bu genetik varyantları taşıyor.


HARVARD PROFESÖRÜ FARKLI GÖRÜŞTE


Alman filozof Friedrich Nietzsche ve Amerikalı yazar Edgar Allan Poe da benzer ruhsal sorunlar yaşamıştı.


İzlandalı araştırmacılar, bulgularını Hollanda ve İsveç’deki tıbbî veritabanları ile karşılaştırdıklarında da, yaratıcı yönleri olduğu bilinen 35 bin insanda, mental sorunlara yol açan bu genetik varyantları taşıma olasılığının, yaklaşık yüzde 25 daha fazla olduğu sonucuna vardı. Kari Stefansson bu sonuçların, genlerin şizofreni ve bipolar bozukluk riskinin artışındaki sorumluluğunu gösterdiğine işaret ettiğini belirterek “Sık sık bu insanların yeni bir şey yarattıkları zaman, akıl sağlığı ile akıl hastalığı arasında gidip geldiği söylenirdi zaten” diyor. Stefansson, vardıkları sonucun, eski “çılgın dahilik” konseptini desteklediğini belirterek, “Yaratıcılık, bize Mozart, Bach veya Van Gogh tarafından bahşedilen kalitedir. Kalite ise toplum için çok önemlidir. Ancak bu, bireyler için bir riski de beraberinde getirmektedir. Bu yüzden toplumun yüzde 1’i bu bedeli öder” ifadelerini kullanıyor.


Harvard Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Albert Rothenberg ise pek ikna olmamış gibi görünüyor. Yaratıcılık ve akıl hastalığı arasında bir bağlantı olduğuna dair iyi bir delil olmadığını düşünen Rothenberg, “Deli-dahi, 19. yüzyıldan kalma romantik bir kavram. Ama Van Gogh örneğine bakın. Hem akıl hastası, hem de yaratıcıydı. Bence, tam tersi daha ilginç: yaratıcı insanlar genellikle akıl hastaları değil ama yaratıcı ve farklı düşünce işlemleri kullanıyorlar” diyor.


HÜRRİYET

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber